25.1.2021
Araştırma

Tarihteki İlk Yüksek Okul AUDITORIUM

Tarihteki İlk Yüksek Okul AUDITORIUM
İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ'NİN ERKEN DÖNEM ÖYKÜSÜ Roma döneminin önemli okullarından biri, İmparator Constantinus (MS 324-337) tarafından kurulmuş olan İstanbul’da bulunmaktaydı. Atina'dan, Afrika ve Suriye eyaletlerinden gelen hocalar ders veriyordu. Roma’nın ikiye ayrılması dolayısıyla Bizans’ın baş şehri olan İstanbul veya 5. yy'daki telaffuzuyla Konstantinopolis'te eğitime verdiği önemle tanınan İmparator II. Theodosius zamanında, Auditorium adıyla ilk yüksek okul açıldı. Okulda 31 profesör, Latince ve Grekçe hitabet ve gramer, hukuk ve felsefe dersleri vermeye başladı.
MS 425 yılında İmparator II. Theodosius yüksek okul kurulmasını emreden bir dictum yayınladı. 27 Mart 425’te açılan yüksek okul II. Theodosius’un eşinin desteğiyle bir hukuk bölümüne de kavuşmuştu. Eğitim dili Latince'ydi. theo                                                                                                 İMPARATOR II.THEODOSIUS Mosaic_of_Justinianus_I_-_Basilica_San_Vitale_(Ravenna)                                                                                                   İMPARATOR JUSTINIANUS Daha önceki kesin yeri bilinmeyen bu yüksek okul, İmparator II. Theodosius zamanında Beyazıt Meydanı civarındaki Forum Tauri (Merkez Kampüs’ün bugünkü ana kapısı) veya Sultanahmet Meydanı’ndaki Ayasofya yakınlarında kurulmuştu. Beyazıt’taki Forum’da yüksek okul bölümleri, Portico’da da felsefe ve hukuk bölümlerinin yer aldığı sanılıyor. II. Theodosianus zamanında, Augustaeum’da Senato’nun da içinde bulunduğu meydan ile Ayasofya Kilisesi arasında yer alan ve oktagonal bir yapıya sahip olduğu bilinen yüksek okul, kütüphanesi ile birlikte sarayın yakınlarına aktarılmıştır. 475 yılında çıkan bir ayaklanma ile zarar gören okul ve kütüphanesi daha sonra Zeno zamanında yeniden düzenlenmiştir. İmparator Justinianus zamanında hukuk okulunun kürsü sayısı onaylanarak hocaların sayısı da dörde çıkartılmıştı. Bu dönemin önemli hocaları hukukçu ve devlet adamı Trebonius ile birlikte Corpus İuris üzerinde çalıştığı bilinen Kratinos, aynı görev için Beyrut’tan çağırılan Dorotheus, ayrıca Thelelaios, Anatolios ve Isıdorus gibi Beyrut ya da İstanbul’da çalışmış oldukları ayırt edilmeyen kişilerdir. Justinianus döneminin sonunda ise Stephanos Antikensor ve Johannes Kobidas ders veren ünlü hocalardır. Devrin hocaları okul dışında da dersler verebildikleri gibi, yabancı misafirleri evlerinde konuk etmek, yarışlara hayvan sokabilmek gibi zamanın anlayışı gereği bütün yetki ve ayrıcalıklara sahiptir. Avrupa Hukuku’nun kökeni İstanbul Üniversitesi’dir! İmparator Justinianus, kendisinden önce Roma Hukuku öğreten hocalardan Gaius’un (MS 110-180) “Institutiones” adlı ders kitabını temel alarak günün koşullarına uygun yeni bir “Institutiones” hazırlattı. Theophilus ve Dorotheus gibi değerli hukuk bilginlerini, Trebonianus’un başkanlığında görevlendirerek 21 Ekim 533 tarihinde çıkartılan bir emirname (imperatorium) ile hukuk öğrenmek isteyen gençlere okutulmak üzere “Iustitutinoesi” yayınlattı. Bu eser Gaius’un “Institutiones” ve “Res Cottidianae” adlı eserleri ile klasik Roma Hukuku eserlerinden yararlanarak hazırlanmıştı. İmparator Justinianus “Iustitiones” dışında emirname toplayan Codex Iustiniani (529), klasik bilimsel hukuk kitaplarındaki konuları içeren “Digesta” veya “Pandectae” (533) ile kendi icraatı sırasında çıkarttığı emirnameleri toplayan “Noellae” adlı hukuk ve yasa kitaplarını da yayınlatmıştır. Ayrıca Digesta’nın nasıl okunacağını gösteren Omnem adlı eser de bunlara eklenebilir. s-329a63c0eff5a2f78a7c0685b286a98ecd7fba1e İstanbul Üniversitesi’nin başlangıç tarihi konusundaki veriler kısıtlıdır. 1933 Reformu ile İstanbul Üniversitesi adını alan bu kurum, devrin “yüksek okul” özellikleri içerisinde ilk kez MS 425’te oluşturulmuştur. İstanbul'un 1453’te fethedilmesinin ardından, Fatih Sultan Mehmet o devrin okulunu tahmin edilebileceklerin çok ötesinde geliştirdi. Fatih Sultan Mehmet, tıp hizmetlerinin de ücretsiz olarak verilebilmesi amacıyla vakıflar kurdu. Sözünü ettiğimiz kent, yani Konstantinopolis-İstanbul, kuruluşunun ilk yıllarında (330-450) bir yüzyıla yayılmış kısa sürede çok çabuk bir gelişme göstermiştir. Tarihi yarımadanın en uç noktasında antik dönemden kalma oldukça dar sınırlı bir çekirdekten batıya doğru denize ulaşarak gelişmiştir. Korunması ve iaşesi için gerekli vasıtaları temin etmiş ve onu bir başkente dönüştürecek şehircilik düzeyine ulaşmıştır. Bu karmaşık ve iyi bilinmeyen süreçte açılan Auditorium, günümüze ulaşamasa da o günkü adı ile "yüksek okul" kavramını devlet geleneği haline getirmiş ve bugün "üniversiteler kenti" halini alan İstanbul'un eğitim alışkanlığını başlatmıştır. Faydalınılan Kaynak: Fakülte Dergisi / İstanbul Üniversitesi