Bozkırın Ortasında Yükselen Değer Kırşehir

Sevgisi büyük, kendisi küçük bu sevimli şehir, yazın yürek yakan sıcağı, kışındondurucu soğuğuyla Orta Anadolu’nun tipik kentlerinden biridir Kırşehir…\r\n\r\nAna vatanımsın bana yurdumsun\r\nOzanlar diyarı şirin Kırşehir\r\nUzak kaldım gurbet elde derdimsin\r\nHasretin bağrımda derin Kırşehir,\r\n\r\nBöyle söylemiş Kırşehir’ e sevgisini büyük usta Neşet Ertaş.\r\n\r\nHalkı bozkırın sert iklimine inat, hayatla barışık, esprili ve oldukça duygusaldır. Kim bilir belki de bu ruh hali pek çok Kırşehirli’ yi, şair ve ozan yapmıştır. Bu sebeptendir ki bu yöreye aşıklar, ozanlar ve şairler diyarı da denir.\r\n\r\n \r\n\r\nOzanlar diyarı Kırşehir, oldukça eski bir tarihe sahiptir. Bu bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar, Kırşehir’in Eski Tunç Çağı’na (MÖ 3000) kadar uzanan bir geçmişi olduğunu gösterir.Kaman ilçesi civarında ki, Kalehöyük ve Yassıhöyük önemli höyüklerden bir kaçıdır. Bölgedeki kazı çalışmaları Japon Anadolu Arkeoloji Enstitüsü tarafından 1986 yılında başlatılmış, çıkan eserlerde Japon prens Mikasa’nın da katılımıyla,2010 yılında açılan, Kaman Kalehöyük Arkeoloji müzesinde sergiye sunulmuştur.Şehrin merkezinde bulunan ve Kale adı verilen yığma tepe’ de iseAhi Evran Üniversitesi ile ortaklaşa çalışan Japon arkeologlar, halenkazı çalışmalarını sürdürmektedirler.Sırasıyla Hititler, Frigler, Persler, Makedonyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklu ve Osmanlılar da yine burada hüküm sürmüştür. Roma döneminde önemli siyasi merkezlerden biri olan Kırşehir, kısa bir süre de eyalet başkentliği yapmıştır.\r\n\r\n \r\n\r\nDöneminin sonlarına doğru ise Makissos adını alan Kırşehir, imparator 1. Justinianus dönemindeyse tarihe Jüstinianopolis olarak geçer. Bozkırın ortasında olduğu için halk arasında kır şehri olarak adlandırılan bu bölge, zamanla Kırşehir olarak değişmiştir. 1924 yılında il olan Kırşehir, 1954 seçimlerini Kırşehir’de kaybeden dönemin hükümeti tarafından cezalandırılarak ilçe yapılmış, Kırşehir’ e bağlı ilçeler ise Yozgat, Ankara ve aynı gün il yapılan Nevşehir illerine paylaştırılmıştır. 1957 yılında yine aynı hükümet tarafından tekrar il yapılan Kırşehir’e, Avanos ve Hacı Bektaş gibi bazı ilçeler geri verilmemiştir.\r\n\r\nKırşehir, ülkemizin küçük illerinden biri olmasına rağmen, yaşattığı kültür küçümsenemeyecek kadar büyüktür. Ahilik, Bozlak ve Abdallık kültürünün yoğun yaşanması, Kırşehir’i çevre illerden ayıran bir özelliktir.\r\n\r\n \r\n\r\nKökeni Orta Aysa’ ya kadar giden Bozlak kültürü, en çok Kırşehir bölgesinde görülür. Bu kültürün en büyük ustalarından başta Neşet Ertaş olmak üzere, babası Muharrem Ertaş, Aşık Said, Ali Çekiç, Şemsi Yatsıman gibi ozanlar, müziğin gelişmesine katkıda bulunmuşlar ve ülkemize çok değerli eserler kazandırmışlardır.\r\n\r\nİç Anadolu Bölgesi’nde yaşanılan Abdallık geleneği, yine bu şehrimizde kendini hissettirir. Abdallık, Allah’a adanmış bir hayat, toplum da ezilenlere yardım eden ve ahlaksızlığa karşı mücadele veren bir otorite, İslamiyet ve eski Türk inancı Şamanizmin harmanlanmasıyla oluşmuş bir kültürdür. Bugün Abdallar hayatlarını müziğe adamışlardır. Kırşehir yöresinin en ünlü Abdalı yine büyük usta Neşet Ertaş’tır.\r\n\r\n \r\n\r\nKırşehir denildiğinde akla gelen kültürlerden biride Ahiliktir. Ahilik, Ahi Evran tarafından Hacı Bektaş-ı Veli’nin tavsiyesi üzerine kurulmuş, esnaf dayanışma teşkilatıdır. Bu kurum sanat, ticaret ve ekonomi gibi dallarda meslek sahibi yetiştirmek, onları sadece mesleki yönde değil ahlaki yönde de eğitmeyi ve meslekleriyle harmanlamayı öngörün ve bunu görev bilen bir örgüttür. Ahiliğin belli kuralları vardır, bu kuralları uygulamayanlar Ahilikten men edilir. Bugünkü esnaf odalarına benzetilse de Ahilik sıradan bir örgüt olmaktan öte, başlı başına bir felsefedir\r\n\r\nŞairleriyle de ünlü bu ilimizin en önemli şahsiyetlerinden biri olan, Aşık Paşa, şiirlerinde Türkçeye verdiği önemle tanınır. Herkes okuyup anlayabilsin diye İslam’ın özünü Türkçe şiirleştirerek yazdığı Garibname, en önemli eseridir. Tasavvuf şairlerimizin en büyüklerinden biri olan ve yine Türkçeyi şiirlerin de kullanmasıyla bilinenYunus Emre’nin de, kesin olmamakla beraber Kırşehirli olduğu düşünülmektedir. Pek çok mezarı bulunan Yunus Emre’nin bir mezarı da Kırşehir’dedir.\r\n\r\nŞehrin pek çok yerinde kültürel yapılara, tarihi cami, medrese ve türbelere rastlanır. Kırşehir merkezde bulunan Caca Bey Gök Bilim Medresesi Ve Camisi, bu şehrin en güzel eserlerinden ve sembollerinden biridir. 1271-1272 yıllarında rasathane olarak yapılan ve zamanın fakültesi gözüyle bakılan bu eser, Selçuklular zamanında Kırşehir emiri, Nurettin Cibril Bin Caca bey tarafından yaptırılmıştır. Mimarisinde ateşlenmeye hazır ve ateşlenmiş roket şeklinde ki duvar köşeleriyle dikkat çeken medrese, ayrıca yapı içerisinde bulunan güneş sistemini temsil ettiği rivayet edilen sütunlarıyla da ünlüdür. Minaresinde ki mavi çiniler sebebiyle de halk arasında cıncıklı cami olarak ta adlandırılır. Cacabey’in Türbesi yine aynı medresenin içindedir. Medreseye adını veren Cacabey,  Türkçe’ye verdiği önemle de bilinir. Kendiside yönetim işlerinde Türkçe konuşan ve yazışan Cacabey, medresede yapılan eğitimi de Türkçe verdirmiştir.\r\n\r\n \r\n\r\nŞehrin en önemli diğer eserleri arasında, Ahi Evran Cami ve Türbesi, Lala (lale) Cami, Aladdin Cami, Kapucu Cami ve Çarşı Cami gibi camiler. Aşık Paşa Türbesi,  Kalender Baba Türbesi, Fatma Hatun Kümbeti, Melik Gazi Kümbetigibi yapılar, ayrıca Kesik Köprü Kervan Sarayı ve Köprüsü, Üç Ayak Kilisesi, Derefakılı Kilisesi,  Aflak ve Aksaklı Kiliseleri de bulunmaktadır.\r\n\r\nKırşehir ilinde 15 kadar irili ufaklı yeraltı şehri de bulunur. Bu yeraltı şehirlerinin en önemlileri Mucur’daki Kepez Yeraltı şehri ve Kırşehir merkezde bulunan Kümbetaltı ve Dulkadirli İnlimurat yeraltı şehirleridir.\r\n\r\nBunun dışında bazısı müze haline getirilmiş, bazısı da restore edilerek turizmin hizmetine sunulmuş tarihi Kırşehir evleri de görülmeye değerdir. Ağalar Konağı, Hacıbey Konağı bunlardan sadece bir kaçıdır.2014 yılında halka açılan Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi, özellikle şiir ve müzik tutkunu gezginlerin mutlaka gezip görmesi gereken bir yerdir.\r\n\r\n \r\n\r\nBu güzel il, tarihi ve kültürel zenginliğinin yanında, doğal güzellikleriyle de adından söz ettirir.\r\n\r\nMucur ilçesinde ki Seyfe Gölü milli parkı, başta flamingolar olmak üzere, nesli tükenmekte olanlarda dahil, 167 çeşit kuş türünün üreme ve barınma alanıdır. Tabiat koruma kanunu ile korumaya alınan, 1. derece sit alanı bu güzel milli park, maalesef yanlış ve kaçak sulama sonucu bugün yok olmaya yüz tutmuştur.\r\n\r\nNilüferleriyle meşhur Hılla Gölü, Hirfanlı Baraj gölü ve Türk Japon dostluğu adına yaptırılan Japon Bahçesi ve bahçe içerisinde bir benzeri dünyada bulunmayan, höyük şeklinde inşa edilmiş Kaman Kalehöyük Arkeoloji müzesi de görülmeye değer yerler arasındadır.\r\n\r\n \r\n\r\nDoğal termal sular bakımından da zengin olan Kırşehir ilinde, sağlık turizmi de her geçen gün önem kazanmaktadır. Bugün Türkiye’nin en büyük termal oteli yine bu ilimizdedir.\r\n\r\nTarihi dokusu, kültürü, aşık ve ozanları, doğal güzellikleri ve doğal kaynaklarının zenginlikleriyle, bugün özellikle Japon turistlerin yeni gözdesi Kırşehir, turizm bakımından gelecek vadeden önemli illerimizden biridir.

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

Leave a Reply