15.1.2021
Doğa

İtalyan Mimarın Tasarladığı Ağaç Tarzı Apartman Kompleksi

İtalyan Mimarın Tasarladığı Ağaç Tarzı Apartman Kompleksi
Luciano Pia adlı İtalyan mimar, İtalya'nın Torino şehrinde doğayı ve insanları birleştiren eşsiz bir apartman kompleksi tasarladı. urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-4 urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-10 Bu 5 katlı kentsel yerleşim, bir dizi ağaç evine benzeyen bir apartman kompleksi oluşturmak için çelik kirişlerin ve yemyeşil ağaçların karışımını içeriyor. Torino'daki proje, aslında 1900lerin başında doğan ve her dönem farklı uygulama yöntemleri ile hayata geçirilmeye çalışılan sürdürülebilir mimarinin başarılı bir örneği. Büyük şehrin makineleşmiş rutininde karşılaşmayı beklemediğiniz güzellikte tasarlanmış bu projeyi Turizm Report sizler için inceledi. urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-8 urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-12 Mimar Pia binaları doğal entegrasyonu sürdürecek şekilde tasarlamış. Asimetrik teraslar, kompleksin saksı altındaki ağaçlarının rastgele filizlenmesini sağlıyor. Sıcaklar bastırdığında apartman sakinlerinin rahatlamasına imkan sağlayan avlu, aynı zamanda bir gölet içeriyor. Kompleks, kışın yapraklarını döken 150 ağacı bünyesinde barındırıyor. Bu da karanlığın hüküm sürdüğü mevsimlerde dairelerin ışık almasını sağlıyor. Binanın ağaçları şehrin havasını temizlemeye yardımcı olurken dışarıdaki şehir gürültüsünü azaltıyor. Böylece apartman sakinleri insan doğasını olumsuz etkileyen faktörlerden izole olma şansını yakalıyor. Kompleks 2012'de tamamlanmış ve yaşam alanı olarak kullanılmaya devam etmektedir. urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-13 urban-treehouse-green-architecture-25-verde-luciano-pia-turin-italy-3 SÜRDÜRÜLEBİLİR MİMARLIĞIN KAPSAMI VE TÜRKİYE’DEKİ DURUMA GENEL BAKIŞ Yurtdışı kaynaklı yayınlarda sıkça ele alınan sürdürülebilir mimari, tartışmalı bir konudur. Yapılar sınıflandırılırken kullanılan terminolojideki zenginlik, hem konunun genişliğini hem de bir kavram karmaşıklığının, hatta bir kargaşanın varlığını işaret eder. Çevresel tasarım, yeşil mimari, ekolojik mimari, çevreye duyarlı mimari, çevre dostu mimari, akıllı mimari, enerji-verimli mimari, enerji-bilinçli mimari, iklimsel mimari gibi farklı terimler, sürdürülebilir mimarinin genişletilmiş anlamı içinde karmaşık, çelişen ve kimi zaman yarışan uygulamaları tanımlar. İzmir Yüksek Teknoloji Enstütüsü Mimarlık Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Zeynep Durmuş Arsan'ın konuyla ilgili makalesini inceledik ve bu kapsamlı araştırmadan ufak bir derleme yaptık. "...Öte yandan, uygulamaların dönem dönem belli terimlerle ele alındığı da gözlenir: 1970’lerde “çevresel tasarım”, 1980’lerde “yeşil tasarım”, 1980’lerin sonu ve 1990’larda “ekolojik tasarım”, 1990’ların ortasından günümüze “sürdürülebilir tasarım”. Bilim ve yüksek teknoloji sayesinde çevre problemlerinin üstesinden kolaylıkla gelineceğine inanılan 1970’li yıllar, mimaride yüksek standart ve konforda yapılı çevreler yaratmak ve optimum tasarımı yakalamak amacıyla analitik araştırmaların yapıldığı, yapı tipolojileri ve tasarım metodolojileri üzerine çalışıldığı bir dönemdir. 1980’ler liberal ekonominin gelişmesiyle tüketim toplumunun teşvik edildiği, dolayısıyla tüketimde “yeşil düşünce”nin geliştirildiği dönemdir. “Geri-dönüşüm” kavramının popülerlik kazanmasıyla mimaride, ozon-dostu ve ayrışabilen malzemeleri kullanarak yeşil düşünceyi metalaştıran, teknoloji merkezli bir anlayış hakimdir. Ayrıca, 1980’lerin ortasından itibaren, doğayı ana esin kaynağı yapan, pasif enerji sistemlerini kullanmaya çalışan, insanı ekosistemin parçası, binayı da sağlıklı ve biyolojik bir organizma olarak gören ekoloji merkezli bir anlayış gelişir. Aynı dönem, yerellik ve ekolojik mimari yaklaşımlarının ortak paydada buluştuğu ve Kenneth Frampton’un eleştirel bölgeselcilik (critical regionalism) söyleminin yaygınlaştığı yıllardır. 1992 Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nda, kuzey ülkelerindeki ekonomik büyüme ve kalkınmanın sürekliliği “sürdürülebilir gelişme” yaklaşımıyla garanti altına alınırken, mimari projenin kültürel değerleri ve ekolojik yapıyı sürdüren, yerel ekonomik üretimi destekleyen ve kendi kendine yetebilen bir sosyo-ekonomik sisteme hizmet etmesi hedeflenmektedir..." Turizm Report, işin teknik tarafı bir yana dursun; felsefeyi benimseyip, insanın doğa ile kol kola yürümekten başka ihtimali olmadığı gerçeği ile yüzleşiyor. Çekirdek ailemizde seslendirmekle mükellef olduğumuz doğa & insan ilişkisini çocuklarımıza aşılamak zorundayız. Çalıştığımız ofisler, vakit geçirdiğimiz kafeler kentsel dönüşüm veya başka gerekçelerle yenilenirken sürdürülebilir mimariyi akıllara kazımak insan olmamızın bir borcu olsa gerek. Bu borcu öderken kendi türümüze hizmet ettiğimizi unutmamalıyız. Ekosistemle barışık mimari, yeni nesillerin geleceğini teminat altına alacağı gibi; hemen bugün karşılığını alabileceğimiz bir turizm hamlesi olarak da öne çıkabilir. Değişen çağlar ve gelişen teknolojilere aldırmadan nefes alabilen mekanlar, turizmin can damarı olma özelliğini taşıyacaktır. Turizm Report | Recep Mert Okter