18.10.2019
Gezi

Gezmeyi Sevenlere Alternatif Bir Öneri, SLOVENYA

Gezmeyi Sevenlere Alternatif Bir Öneri, SLOVENYA
Gezmeyi seven, keşfetmeyi seven ve macera arayanlar için alternatif bir gezi güzergahı olarak Slovenya’yı öneriyorum…
Neden Slovenya?
Slovenya uçakla yaklaşık 2 buçuk saat mesafede, yani ulaşım oldukça kolay. Hafta sonu bile gidilip gelinebilecek bir rota, ki zaten biz de öyle yaptık ve 1 gece 2 günde Slovenya’da neler yapılır onları anlatmaya çalışacağım.
Slovenya henüz Türkiyeliler tarafından çok fazla bilinmediği için hem uygun fiyata bilet bulmak kolay, hem de orada kendinizi yurttan uzak tamamen yabancı bir ülkede hissetme keyfini yaşıyorsunuz.
Yemekleri lezzetli ve temiz, şehirlerin, kasabaların ve hatta köylerin bile tamamında inanılmaz güzel cafeler mevcut.
İnsanları son derce kibar, turistlere yaklaşımı kıskandıracak derecede güzel.
Doğası bir harika, yemyeşil bir ülke olan Slovenya, Alpler tarafından adeta kucaklanmış gibi. Bir taraftan doğanın, yeşilin keyfi, diğer yandan bembeyaz Alpl Dağlarının zerafeti sizleri büyüleyecek…
Enteresan bir ülke Slovenya; bir yandan İsviçre, İsveç benzeri yapılar, diğer yandan Amsterdam misali kanallar, rengarenk evler, kimi yerlerde Almanya köy evleri tarzı yapılar, Balkanların Orta Çağ dönemini andıran yapıları… Ortaya karışık bir güzellik adeta…
Ve “Fell sLOVEnia” söylemi hayat buluyor her yerde…
Şehirleri, Kasabaları, Köyleri, Kaleleri, Mağaraları, Akarsuları, Gölleri, Alp Dağları…vb ile Slovenya’yı alternatif gezi rotası arayanlara önerebilirim. Bu ülkede her kesime hitap eden 10’larca alternatif turizm çeşidinin de olduğunu hatırlatmak isterim…
Hafta Sonu Slovenya Gezisi – Nerelere Gidilebilir, Neler Yapılabilir?
Yukarıda da belirttiğim gibi Slovenya’ya hafta sonu gidip çok güzel zaman geçirip gelebilirsiniz.
Sabah saat 05.00’te Atatürk Havalimanı’ndan bindiğimiz uçağımız 07.00 gibi Slovenya’nın başkenti Ljubljana’daydı.

Oradan kiraladığımız araçla yaklaşık 15 dakika içinde en önemli şehirlerinden biri olan Kranj’a vardık. Kranj yeşillikler içinde, Alplerin bembeyaz örtüsüyle doğal bir kale gibi kuşattığı küçük bir şehir. İçinde birbirinden güzel rengarenk evlerin, kiliselerin, müze, kale ve çok sayıda tarihi yapı bulunuyor. Diğer Slovenya şehirlerinde olduğu gibi burada da sokaklar tertemiz, hiç abartısız tek bir sigara izmaritine dahi rastlayamazsınız. Birbirinden güzel kafelerin de bulunduğu Kranj’da bir yorgunluk kahvesi içebilir veya şanslıysanız ve yerel pazarın olduğu (Cumartesi) bir güne denk gelirseniz buradaki yöresel tatları deneyebilirsiniz.

Kranj maceramızdan sonraki durağımız, ülkenin en çok bilinen şehirlerinden olan ve meşhur Bled Gölü ve Kalesi’nin de bulunduğu Bled’ti.
Burası konaklama yerimiz olduğu için şehri gezmeyi bir sonraki adıma bırakıp, ünlü Bohinj Gölü’nü görmeye koyulduk. Birbirinden güzel köyler, kasabalar, akarsular, yemyeşil doğa ve adeta mitolojiyi günümüze taşıyan bir görüntü arz eden Alp Dağları manzaraları eşliğinde Bohinj Gölü’ne vardık. Bohinj Gölü adeta İsviçre’de bir yer havasına sahip. Yeşil, beyaz ve mavi tonlarının dans ettiği, doğanın kendine hayran bıraktığı bu noktada göl çevresinde yürüyüşe çıkabilir, fotoğraf çekebilir ve/veya hiçbir şey yapmadan doğanın sesini dinleyip manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz.

Bohinj Gölü ve çevresindeki birçok güzel köy ve kasabadan sonra nihayet meşhur Bled’e geldik. Bohinj’den Bled’e gelirken Bohinjka Bella’yı özellikle görün derim… Burası bir masal ülkesi görünümünde.

Bled’te öncelikle Bled Kalesi’ni görün. Yüksek bir kayalık tepenin üzerinde yapılmış olan arkasında Alpler, ön tarafında ise Bled Gölü’nün bulunduğu kale oldukça görkemli bir yapıdadır. Kale’nin içinde bulunan kafede oturup manzaranın tadını çıkartabilirsiniz.

Bled Gölü ülkenin en meşhur destinasyonu o yüzden burada biraz daha fazla zaman geçirilebilir. Gölün çevresinde çok güzel yürüme yolları var göl manzarası eşliğinde yürüyüş yapabilirsiniz, etraftaki kafeler ve meşhur dondurmacılar sizi cezb edecek. Tabi en önemlisi bir kayık kiralayıp göle açılmayı, gölün ortasında yer alan meşhur tarihi kiliseyi görmeyi ihmal etmeyin. Kayıkla gölün ortasındaki adaya gidip gelmenin olduka yorucu olduğunu da belirtmeliyim, şayet antremansız değilseniz ve/veya kol gücünüze güvenmiyorsanız ortak bir sandalla da göl gezintisine çıkabilirsiniz.
Bled’te güzel yemek yiyebileceğiniz, veya yöresel tatlılarını, biralarını ve şaraplarını deneyebileceğiniz çok sayıda mekan mevcut. Fiyatlar ise birçok Avrupa ülkesine göre makul, hatta orada Avro kullanıldığını da hesaba katarsanız Türkiye’ye göre de daha iyi denilebilir…
Geceyi Bled’te geçirdikten sonra ertesi gün ülkenin en turistik mekanları arasında bulunan Postojna Mağarası ve Predjama Kalesini görmek üzere Postojna şehrine doğru yola koyulduk. Bu yolculukta da yine çok sayıda güzel köy ve kasabalardan geçtiğimizi ve bazılarına da uğradığımızı belirteyim ki bazıları gerçekten şaşırtıcı güzellikte. Brezjne bir örnek olarak verilebilir.

Postojna Bled’ten giderken yaklaşık 40 dadika kadar sürüyor. Burada bir dağın içine yapılmış olan, içi mağaralar ve gizli geçitlerle dolu, dışarıdan bakılınca Trabzon’daki Sümele Manastırı’nı andıran Predjama Kalesi mutlaka görülmelidir.
Kaleden sonra ise aklınızı başınızdan alacak olan Postojna Mağarası’na mutlaka ama mutlaka gidin. Postojna Mağarası’nda turizm nasıl yapılır kendi gözlerinizle görecek, deneyimleyecek, adamları taktir edecek, bizdeki turizm çalışmalarına ve verilen hizmetlere güleceksiniz…

Belirtmeden edemeyeceğim burada da asla çöp, kirlilik bulamazsınız, her şey oldukça düzenli mağaraya girmek için biletinizi almanız yeterli, oldukça büyük olanbu mağara 1800’lü yıllarda keşfedilmiş. 3 ayrı bölümden oluşan mağaranın sadece bir bölümünü gezebiliyorsunuz. Diğer iki bölüm ise, derinliği 15-20 metreyi bulan, debisi yüksek yer altı sularının aktığı bölüm ve bir de sadece profesyonel mağaracıların girdiği bölümlerdir.
Turistlere açık olan yere, mağaranın içine 15 dakikalık eğlenceli bir tren yolculuğundan sonra ulaşılıyor. Yanlış anlamadınız, mağaranın içine trenle gidiyorsunuz. Sonra da 1 saatten fazla etrafı geziyorsunuz, tabi rehber eşliğinde. Her şey o kadar düzenli ki, konuştuğunuz dile göre rehberler var ve onlar gezdiriyor sizi. (Türkçe yok). Mağaranın içindeki gezi yolları ve aydınlatmalar o kadar profesyonelce yapılmış ki, adeta büyüleneceksiniz. Ve tabi yine TERTEMİZ!
Rengarenk sarkıt ve dikitlerin bulunduğu, doğanın adeta bir sanatçı gibi ilmek ilmek dokuduğu bu mağaradaki doğal şekiller sizi büyüleyecek.
Ve Postojna’dan sonra gezimizin son durağı olarak planladığımız başkent Ljubljana’ya geldik. Buradaki Ljubljana kalesini gördükten sonra şehrin kanallar bölgesinde keyifli bir gezinti yaptık. Köprülerinden geçtik, Amsterdam’ı andıran evlerini ve kanallarını gördük. Adeta bir yaşam alanı kanallar bölgesi, araç trafiğine kapalı, trafik yok, ses yok, gürültü yok, hele korna hiç yok… bu bölgede birbirinden güzel kafelerde, restoranlarda zaman geçiyor insanlar.

Başkentin bu güzel bölgesinde geçirdiğimiz eğlenceli vakitten sonra ülkeye dönmek üzere 15-20 dakika mesafedeki havalimanına doğru yola koyulduk…
Turizmcilere duyurulur…
Belirtmekte fayda var. Slovenya turizmde çok profesyonel, hi bir şekilde, hiçbir yerde kendinizi yabancı hissetmiyorsunuz, kaybolmanız veya mağdur olmanız mümkün bile değil diyebilirim.
Beni en çok etkileyen ise, otoban boyunca her yerde sizi yönlendiren, turistik yerleri gösteren tabela ve bilboardlar. Turizmde yapılan/yapılacak olan çalışmalarda Slovenya örnek alınabilir.
Ama en önemlisi insanlar, turizm bölgelerimizdeki insanlar mutlaka ama mutlaka eğitilmeli, bilgilendirmeli, turisti mağdur eden anlayış ivedililikle terk edilmelidir. Şayet bu yapılmaz ise, bu kadar zengin bir coğrafyada olmamıza rağmen turizmde başarılı olma şansımız yoktur.

Slovenya Hakkında
Orta Avrupa'nın güneyinde yer alan bir ülkedir. Batısında İtalya, güneybatısında Adriyatik Denizi, güney ve doğusunda Hırvatistan, kuzeydoğusunda Macaristan ve kuzeyinde Avusturya bulunur. Bir zamanlar Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'nin bir parçası olan Slovenya, 1991'de bağımsızlığını ilân edip bağımsız bir devlet oldu. 1 Mayıs 2004'te Avrupa Birliği'ne katıldı. Parçalanan Yugoslavya'dan Avrupa Birliği'ne girmiş ilk ülkedir. İkincisi Hırvatistan'dır. Slovenya Slavca'da "Slavlar Ülkesi" anlamına gelmektedir.