22.10.2019
Gezi

Güneşin Doğduğu Ülke Japonya

Güneşin Doğduğu Ülke Japonya
Japonya, modernliği ve gelenekçiliği bir arada yürüten, batılı yazarlar tarafından hakkında tartışmalar ve araştırmalar yapılmış, üzerine kitaplar yazılmış Doğu Asya bölgesinde bir takımada ülkesidir.
Dördü büyük olmak üzere 3000’in üzerinde adadan meydana gelen Japonya, deprem kuşağında bulunması nedeniyle zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Fakat dağlık bir bölge olduğu için, tarıma elverişli toprağı çok azdır. Ilıman bir iklime sahip olan Japonya dört mevsiminde yaşandığı ve doğal güzelliği zengin olan bir ülkedir
 Japon tarihine kısa bir bakış..
Kanji karakterleriyle yazılan Japonya kelimesi, “Doğan Güneşin Ülkesi” anlamındadır ve ilk Japon kelimesi 1.yy. da Çin metinlerinde geçer.
Japon tarihi çok eski ve karmaşık bir tarihtir. Japon tarihini Japon mitolojisinin ilk yazılı kaynakları MS. 712 de derlenmiş KOCKİ “ Eskilerin Kütüğü “  ve MS 720 de Çince yazılmış NİHONGİ “ de özetle açıklanır. Japonya'nın ilk topluluğu Ainu'lardır. Daha sonra Doğu Asya’dan gelen göçmen ve istilacılar bu bölgeye sahip çıkıp yerli halkı kuzeye göçe zorlamışlardır.
Japon imparatorluğu MS. 607 yılında yazılı olarak kaydedilmiş olmasına rağmen, kuruluşu çok daha öncelere dayanır.
Japon tarihi ve kültüründe de samurayların yeri çok büyüktür. Soylu asker sınıfı anlamına gelen samuraylar, o dönemlerde yapılan toprak savaşlarında çok büyük rol oynamışlardır. Samurayların ünlü kılıcı Katana ise aylarca süren bir çalışma sonucu yapılır, bu kılıç insanı ikiye bölecek kadar güçlü,  birkaç cm'lik demir sopaları ikiye ayıracak kadar keskin, bir tek saç telini kesecek kadar da hassastır.

Japonlar savaşçı bir ulus olmasına rağmen, ikinci dünya savaşı sonunda aldıkları ağır yenilginin ardından,  askeri gücünü savunma amaçlı kaldırmış, öz savunma olarak kullanmaya karar  vererek  anayasasının 9. maddesinde bunu belirtmiştir. (Bu maddeyi Japon anayasasına Amerikalıların koydurduğu,  biz sizi koruruz mantığıyla da kendi askeri gücünü oraya yerleştirdiği söylenir)
Japonya'da din ve kültür...
İlk dini inancı Şintoizm’dir. 2. Dünya savaşına kadar resmi din olarak kullanılan Şintoizm,  bugün yerini Budizm'e bırakmıştır. Budizm’in yaygınlaşması sonucu açılan Mahayana Budist okulları Japonya' da ZEN adını alır. Bu felsefe Budizm’den ayrı olarak aydınlanmak amaçlı meditasyona verdiği önemle ayrılır. Budist rahipler çok tasvip etmeseler de bugün Zen felsefesi, batı ülkelerinde yaşam biçiminin yanında moda ve sanat akımı olarak ta kullanılır. Japonya'da hala resmi törenlerde Şintoizm, normal hayatta Budizm etkilidir. Yeni yeni Hıristiyanlık, özellikle gençler arasında yaygınlaşsa da, halk bu duruma moda akımı olarak bakmakta ve genelde de haklı çıkmaktadır.Peygamber ve kutsal kitapları olmayan bu ülkede suç oranı oldukça da düşüktür.

Japonya, ünlü çay seramonileri, farklı tiyatro anlayışı, Japonya ile ilgili festivalleri ile bir kültür ülkesidir. Kendine özgü resim sanatı olan Japonların hayatında porselen ve seramikçilikte de ayrı bir yer tutar. Manga ve Anime kültürü Japonya ve Dünyanın hemen hemen her ülkesinde hastalık derecesinde bir tutkudur. Uygarlığın getirmiş olduğu kentleşmenin yanında doğaya olan saygısından hiç taviz vermeyen Japonlar, İlkbahar ve sonbahar mevsimlerinde Ünlü sakura ağaçlarının, mor salkım ağaçlarının, Japon akçaağaçlarının o muhteşem görüntüsüne tanıklık ederler. İkebana çiçek canlandırma sanatı, bonsai minyatür ağaç kültürü, origami kağıt katlama sanatı gibi pek çok sanat ve felsefe bu ülkede saygı ve emek görür. Geyşa kültürü ise başlı başına bir konudur.
Ayrıca sinema dünyasında, dünyaca ünlü yönetmeni Akira Kurosawa'yı ve Moda dünyasında ise Takada Kenzo' yu bilmeyen yoktur.

Japonya hakkında araştırma yapmış bir Fransız sosyolog Japonlar için,
Öyle şaşırtıcı bir ülkedir ki Japonya
Birkaç hafta kalan konuk kitap yazar
Birkaç ay kalan bilim adamı makale tasarlar
Bir kaç yıl yaşayan bilge kişi yazma tutkusundan kurtulur... Der.

Onur Ağaoğlu’nun JAPON YAPMIŞ TÜRK GEZMİŞ kitabı, Japonya ve halkı üzerine yazılmış güzel     çalışmadır.
Japonya izlenimlerim..
Yüksek teknoloji ve modernliğine rağmen Japonlar, geleneklerine sıkı sıkıya bağlı, saygı ve hoşgörüyü ellerinden bırakmamış oldukça çalışkan ve disiplinli bir halk. Japonya'yı gezerken Modern giyimin yanında geleneksel giysili Japonları sokaklarda görmeniz de mümkün. Japonya'nın ulaşım  ağı çok gelişmiş,  eğer  şehri kendiniz keşfetmek isterseniz hiç sıkıntı çekmezsiniz. Bindiğiniz araçlarda,  ellerinde kitaplar sürekli okuyan insanlar ya da ulaşım araçlarına erken saatlerde binmişseniz ayakta uyuyan insanları görmeniz mümkün.
Ülke oldukça temiz, özellikle tuvaletler... Bir gezi sırasında en çok sıkıntı çekilen bu durumla Japonya'da kolay kolay karşılaşmazsınız. Metrolarda bulunan tuvaletler hem bedava hem de çok hijyenik.  Ayrıca şifreli saklama dolapları şehrin pek çok bölgesinde var. Dolaplar güvenilir ve ucuz. Yapmış olduğunuz alışveriş paketlerinizi bu dolaplarda saklayarak şehri özgürce gezebilirsiniz.
Yemekleri tahmin ettiğiniz gibi uzak doğu tarzında az baharatlı ve soslu.Pirinç sofranın vazgeçilmezi. Ağırlık balık üzerine olmasına rağmen et yemekleride çok lezzetli. Elektronik eşya cenneti Japonya'da 2. el pazarı en az orjinali kadar temiz.
Yaklaşık 130 milyon insanın yaşadığı Japonya, dünyanın en kalabalık ülkelerinden biri. Önemli şehirleri arasında Tokyo, Kyoto, Kobe, Osaka ve Hiroşima sayılabilir.
hulyahazer@yahoo.com