10.12.2019
Gezi

Kültürün, sanatın ve tarihin dile geldiği şehir VİYANA…

Kültürün, sanatın ve tarihin dile geldiği şehir VİYANA…
Avrupa da hangi şehirde yaşamak istiyorsun diye sorsalar hiç düşünmeden Viyana derim. Hani yaşanacak şehirler vardır ya Viyana da o şehirlerden biri. Avrupa’nın en kalabalık şehirlerden biri olmasına rağmen, şehrin düzeni ve dinginliği, bunun yanında Viyana’nın sanat , müzik ve tarih alanında sonsuz zenginliği, burayı yaşanabilirliğin de ötesine taşımış. Pek çok sanatçı ve bilim insanı da böyle düşünmüş olmalı ki, buraya gelmekle kalmamış, hayatlarının sonuna kadar da sanatlarını burada icra etmişler.

Bu kişiler arasında, dünyaca ünlü, Mozart, Beethoven, Schubert, Haydn ve Strauss gibi  müzisyenlerin yanında, Ünlü orkestra şefi Herbert von Karajan  ve ressam Gustav Klimt ile beraber Bilim insanı Albert Einstein, kişisel psikolojinin kurucusu Sigmund Freud, yazar Kafka ve diktatör Adolf Hitler gibi önemli isimleri de eklemeden geçmemek gerek.

Bütün güzel şehirler de olduğu gibi Viyana’da oldukça eski bir tarihe sahip. Özellikle I. Ve II. Dünya savaşları sırasın da önemli rolleri olmuş. II. Dünya savaşında Viyana yakınlarında ki Seegrotte mağarasında, Hitler’in uçak üretimi gerçekleşebilseydi, kesinlikle dünya tarihi bugün çok farklı olacaktı. Bizim tarihimizde ise Viyana adı, Osmanlı Padişahlarından Kanuni ile anılır. İki kez kuşatmaya gidilip belli sebeplerden dolayı geri dönülen Viyana şehri,  o zamanlar kuşatılmış olsaydı, tarih bugün yine çok başka seyredecekti.  Dünya tarihini değiştirecek önemli olayların bu şehirde gerçekleşmesi de şehri ilginç kılan başka bir özellik.

Viyana’da gezip görmeye değer çok sayıda yer var, birbirinden güzel saraylar, katedraller, sanat galerileri, müzeler, tarihi ev ve anıt heykeller öyle çok ki, kısıtlı zamanda hepsini görme imkanı maalesef yok. Bu yüzden turistik açıdan en önemlilerini önceliğe almak gerek.
Şehir de görülmesi gereken en güzel yapılardan biri Viyana’nın simgesi durumunda ki Aziz Stephan Katedralidir. Dünyanın en büyük dördüncü gotik katedrali olan bu gösterişli yapı, renkli vitrayları ve buna bağlı ışık yansımalarıyla oldukça ünlüdür.

Avrupa’nın pek çok şehrinde bulunan veba anıtlarından biride Viyana’dadır.  Burada ki anıtın özelliği, diğer şehirlerden farklı olarak renginin beyaz olmasıdır. Ayrıca dünyanın ilk dönme dolabı yine Viyana kentindedir.

Viyana, ihtişamlı saraylarıyla da oldukça ünlüdür. Hobsburg hanedanlığı dönemin de yapılan sarayların güzelliği insanı büyüleyecek niteliktedir. Schonburunn, Hofburg, Belvedere saraylarından en az birini mutlaka gezip görmek gerekir.
Bu saraylardan biri olan Hofburg Sarayı, imparatorluğun kışlık sarayıdır, saray da üç ayrı gezilecek bölüm bulunur. Bu bölümlerden biri Sisi adıyla tanınmış ünlü imparatoriçe Elisabeth Bavaria’ya aittir.

Hayatı bir filme de konu olan imparatoriçe Sisi, sadece Avusturya’nın değil, Avrupa’nın da çok tanınmış isimlerinden biri. Yaşadığı dönemde saray kurallarına aykırılığı ve farklı kişiliğiyle tanınan imparatoriçe  Sisi, kilosuna ve saçlarına  oldukça önem verirmiş. Severek evlenmesine rağmen , maalesef çokta mutlu bir evlilik yapmamış. Tek oğlu ve imparatorluğun veliahtı prens Rudolph’un genç yaşta, yasak aşkı Maria Vetsera ile birlikte Mayerling av köşkünde şüpheli intiharı, zaten mutsuz bir yaşam süren Sisi’yi iyice hayattan uzaklaştırmış. İtalya’nın Cenova şehrini ziyareti sırasında bir suikastçinin saldırısı sonucu yaşamı son bulmuş. Viyana’nın hemen hemen her yerinde imparatoriçe Sisiye ait resim ve eşyalara mutlaka rastlarsınız. Eğer zaman ayırabilirseniz, prens Rudolph’un dramının yaşandığı av köşkünü de görmenizi öneririm.

Schonburunn sarayı ise muhteşem bahçesiyle görülmeye değer bir saray.
Viyana’da  görmeniz gereken  güzel ve farklı yapılardan biri de kuşkusuz Hunderwasser evleridir. Adını, Avusturya’nın Gaudi’si diye anılan ünlü ressam ve mimar  Friedensreich Hunderwasser dan  alan Hundertwasser evleri, lojman olarak inşa edilmiş beğenilmeyince ünlü mimarın elinde yeniden şekillenmiştir. Bugün binlerce turisti çeken bu evlerin karşısında bulunan küçük dükkanlar ve cafe de görülmeye değer. Özellikle boncuk şeklinde ki sütunlar oldukça  şirin.

Viyana sadece tarihsel bakımdan değil, sanat ve kültür açısından da oldukça  zengin bir şehir. Özellikle klasik müzik severler için bulunmaz bir yer. Görkemli konser salonlarının yanında özellikle turistlerin yoğun olduğu bölgede dev ekranlardan verilen klasik müzik konserini sokaklarda seyretmekte bambaşka bir zevk. Hatta vakit ayırabilirseniz bir akşam klasik müzik ve dans göstersine de gitmenizi tavsiye ederim. Unutulmaz bir gece yaşayacağınıza eminim.
Viyana’nın kültürel açıdan zenginliği tartışılmaz,  bu zenginliğe bir de damak zenginliği katılınca, gezip görmenin ötesin de yemek zevkini de görmüş olursunuz. Şehrin ünlü Viyana pastalarını ve kahvesini tatmadan,  lezzetli et ve tavuk şinitzelini yemeden gelmeyin. Hatta kahve kültürünün, Avrupa’ya yine bu şehirden yayıldığı söylenmektedir.

Kısaca Viyana gerçek anlamda görülmesi gereken ve çok güzel hatıralarla ayrılacağınız özel bir şehir. Bu şehri görmenizi mutlaka öneririm.