22.10.2019
Gezi

Türkiye'de görülmesi gereken 10 harika yer...

Türkiye'de görülmesi gereken 10 harika yer...
Milliyet Gazetesi Türkiye'de görülmesi gereken 10 yeri sıralamış. İşte o liste;

 



Süleymaniye Camii


Kanuni Sultan Süleyman adına Mimar Sinan tarafından yapılan Süleymaniye Camii, eşsiz konumu ve muhteşem mimarisiyle  listemizin onuncu sırasında yer alıyor. Yapımına 1551 yılında başlanan ve 7 yıl süren cami, Klasik Osmanlı mimarisinin en önemli eserlerinden biridir ve 4 minaresi bulunmaktadır. Bunun nedeni Kanuni Sultan Süleyman’ın İstanbul’un fethinden sonraki dördüncü padişah olmasıdır. Yaklaşık 500 yıldır ayakta olan ve onlarca büyük deprem geçiren caminin duvarlarında en ufak bir çatlak bulunmamaktadır.

Pokut Yaylası

Ülkemiz az bilinen güzelliklerinden olan Pokut Yaylası, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde bulunuyor ve size adeta cenneti vaat ediyor. Bulutların arasında, doğayla bütünleşebileceğiniz bu eşsiz yaylanın oldukça ilginç bir özelliği vardır. Diğer yaylalarda 1800 metrenin üzerinde ağaç yetişmemesine rağmen Pokut Yaylası’nda özel konumu nedeniyle 1800 metre üzerinde de ağaç yetişebilmektedir.

Çatalhöyük

Konya’nın 50 km doğusunda bulunan ve 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilen Çatalhöyük, bilindiği kadarıyla Neolitik (Cilalı Taş Devri) dönemin en eski ve en gelişmiş yerleşim yeridir. Çatalhöyük’ün diğer neolitik yerleşimlerden temel farkı, köy yerleşimini aşılıp kentleşme evresinin yaşanmış olmasıdır. Aynı zamanda bu bölgede yaşayanlar tarım yapan ilk topluluklardan biridir. Tüm bu özelliklerin bir sonucu olarak Çatalhöyük, UNESCO tarafından 2012 yılında Dünya Miras Listesi’ne dahil edilmiştir. Bölgedeki kazı çalışmalarının 2018 yılına kadar devam etmesi planlanmaktadır.

Sümela Manastırı

Trabzon’un Maçka ilçesinde oldukça dik yamaçlar üzerine inşa edilen Sümela Manastırı’nın M.S 380 yıllarında inşa edildiği ve Trabzon İmparatoru 3. Aleksios tarafından Meryem Ana’ya ithaf edilerek günümüzdeki haline getirildiği düşünülmektedir. Manastır içerisinde İncil’den belirli bölümleri resmeden freskler bulunmaktadır. Ne yazık ki bu fresklerin çoğu ziyaretçiler tarafından zarar görmüştür.

Hasankeyf

Hasankeyf insanlığın en eski yerleşim yerlerinden Mezapotamya bölgesinde yer almaktadır. Batman’a bağlı olan ve Dicle Nehri tarafından iki yakaya ayrılan ilçe, sahip olduğu tarihi dokunun değiştirilmesine izin verilmemesinin de etkisiyle sürekli olarak göç vermektedir. Bir çok tarihi medeniyete başkentlik yapan Hasankeyf, aynı zamanda ülkemizin en büyük kazı alanlarından biridir.


Kapadokya

Kapadokya günümüzden 60 milyon yıl önce aktif birer yanardağ olan Erciyes, Güllüdağ ve Hasandağı’nın püskürttükleri volkanik tüflerin uzun yıllar boyunca rüzgar, yağmur ve kar gibi doğal etmenlerle aşınarak oluşturdukları peri bacalarıyla tanınmaktadır. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerinden binlerce insanın ziyaret ettiği peri bacaları, tarihi süreçte insanlar tarafında ev ve kilise olarak kullanılmıştır. Bu insanların duvarların kazıdıkları freksler ise binlerce yıllık medeniyetlerin tarihi miraslarını günümüze taşımışlardır.
Aspendos Antik Tiyatrosu  

M.Ö 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulan Aspendos Şehri içerisinde yer alan Aspendos Antik Tiyatrosu, M.S  2. yüzyılda Romalılar tarafından yapılmıştır. Her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer alan Aspendos’un en önemli yapısı tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu’da yer alan Roma dönemi tiyatroları içerisinde sahnesiyle birlikte günümüze sağlam bir şekilde ulaşan en eski tiyatrodur. Aynı zamanda tiyatroyla ilgili küçük bir öykü de bulunmaktadır. Aspendos kralının bir zamanlar herkesin evlenmek istediği çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını kime vereceğini bilemediği için halka, “Kim halkımız, kentimiz için en yararlı şeyi yaparsa kızımı ona vereceğim” diye duyurur. Bunun üzerine iki ikiz kardeş iki büyük yapı yaparlar. Biri kente çok uzaklardan, karmaşık yolları birçok zorluğu geçerek, su getiren su kemerleri; öteki ortasında yere metal para atıldığında üst sıralardan bile sesinin duyulduğu dünyanın akustik olarak en iyi tiyatrosudur. Kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapana vermek ister. Bunun üzerine tiyatronun mimarı Zenon krala bir oyun oynar. Kral tiyatronun üst sıralarında gezerken bir fısıltı duyar: “Kral kızını bana vermeli.” Akustiğe hayran kalan kral kızını büyük bir kılıçla ikiye ayırır ve kardeşlere verir.

Ayasofyax

Bizans imparatoru 1. Jüstinyen tarafından milattan sonra 532-537 yılları arasında inşa ettirilen Ayasofya, Osmanlı İmparatorluğu’nun İstanbul’u fethinin ardından Fatih Sultan Mehmet tarafından 4 adet minare ekletilerek camiye dönüştürülmüştür. Devasa kubbesiyle döneminin çok ötesinde bir eser olan Ayasofya 1 şubat 1935 tarihinden beri müze olarak kullanılmaktadır.

Efes Antik Kenti

Ephesos Olarak da bilinen Efes Antik Kenti, bugünkü Selçuk ilçesi sınırları içerisinde bulunan önemli bir Yunan kentiydi. Daha sonra Roma İmparatorluğu tarafından da yerleşim birimi olarak kullanıldı. Hristiyanlığın yayılışının odak noktası olarak görülen Efes, aynı zamanda Meryem Ana’nın son günlerini geçirdiği ve öldüğü yer olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle Efes hristiyanlar için kutsal sayılmaktadır ve önemi oldukça büyüktür. Her yıl bir on binlerce hristiyan Efes’i ziyaret etmektedir. Dünya’ nın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı da, kuruluş dönemi milattan önce 6000′ li yıllara dayanan Efes’ in sınırları içerisinde yer alır.

Nemrut Dağı Milli Parkı

Konum olarak Adıyaman’ ın Kahta ilçesinde yer alan Nemrut Dağı Milli Parkı, içerisinde Kommagene Krallığı’ nın bir antik kentini barındırır. Şehrin girişi kuzeyden olup doğuda ve batıda dini törenlerin yapıldığı teras şeklindeki avlular yer almaktadır. Her iki terasta da aslan ve kartal heykelleri arasında yüksekliği 7 metreye ulaşan oturur vaziyette dev heykeller sıralanmıştır. Dünya üzerinde güneşin doğuşunu ve batışını seyredebileceğiniz en güzel yerlerden birisi olan Nemrut Dağı, UNESCO tarafından dünya tarih mirası olarak kabul edilmiştir.