İnsanı Kendine Aşık Ettiren Şehir, Paris!

Paris denilince akla aşk gelir, romantizm gelir, Eyfel Kulesi gelir, Fransızca gelir…\r\n\r\nModa ve lüksün başkenti veya Işık Şehri olarak da anılan Paris kesinlikle görülmeye değer.\r\n\r\nGeniş bulvarları, kaldırımları ve bisiklet yollarıyla Paris, bir büyük şehir için verilebilecek en güzel düzenli yapılaşma örneğidir.\r\n\r\n \r\n\r\nTam bir yürüyüş şehri diyebileceğim Paris’te, şehrin geniş caddeleri, bulvarları ve meydanları özgürlük hissiyatı uyandırıyor. Şehri en güzel gezerek keşfedebilirsiniz, bu yüzden ben şahsen şehri yürüyerek keşfetmenizi öneririm. Bisiklet de şehri keşfetmek için iyi bir seçenek olarak tavsiye edilebilir. Yine şehrin her noktasına kolay ulaşım imkanı sağlayan geniş metro ağı da bir diğer seçenektir.\r\n


\r\nBu güzel şehirle ilgili bazı uyarılarda da bulunmam gerekiyor; Parisliler keyiflerine düşkün insanlardır, (Gerçi bu Avrupa’nın bir çok ülkesinde böyledir) bizdeki gibi bütün hayatları para kazanmak üzerine kurulu değildir. Yılbaşında gidiyorsanız akşam saat yediden itibaren açık mekan bulamayacağınızı bilmeniz gerekiyor. Hazırlıklarınızı ona göre yapın ki sonradan mağdur olmayın. Genelde bu durum çok eleştirilir ancak ben olaya farklı bakıyorum. Yılbaşında daha “çok çalışıp daha çok para kazanayım” yerine “eğlenelim” diyen esnafı taktir ediyorum doğrusu. Bu durum Pazar günleri ve/veya sabah erken saatlerde de böyledir. “Erken kalktım bir kahvaltı edeyim” hayali kurmayın hemen. Unutmayın, onlar “bugün daha çok satış yapayım” demek yerine, “güzel bir uyku çekeyim” demeyi tercih ediyor. Bu durumda çok eleştirilen bir konu ama ben açıkçası koşarak yaşamak yerine hayatı sindirerek yaşadıkları için bu durumu da yerinde bulmaktayım. Tabi biz turistler açısından bakınca e haliyle “neden böyle” demek daha kolay.\r\n


\r\nParis’te ne yapılır, nerelere gidilir?\r\n\r\nParis’te her cadde ve sokağı yürüyün, şehri soluyun, insana, kültüre temas edin…\r\n\r\nKuruvasaları güzeldir, kahvaltılarda mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Şarabın ve şampanyanın memleketi olan Paris’e kadar gittiyseniz ve bu içkilere merakınız varsa deneyin.\r\n\r\nNotre Dame Katedrali\r\n\r\nMeryem Ana adına yapılan bu gotik katedrali görmenizi tavsiye ederim. Sein Nehri üzerindeki bir ada üzerinde bulunan bu katedral, Paris’in önemli simgelerinden biri haline gelmiştir. 19. yüzyılın başlarında yıkılma kararı alınan katedralin kurtarılması için ünlü Fransız yazar Victor Hugo “Notre Dame’ın Kamburu” adlı romanı yazmıştır.Halkın da desteğiyle yıkılmaktan kurtulmuştur. Şansınız varsa ziyaretiniz esnasında bir ayine de denk gelirsiniz ki o atmosfer oldukça etkileyicidir.\r\n


\r\nLouvre Müzesi\r\n\r\nLouvre Müzesi, mimarinin en muhteşem örneklerinden biridir ve Fransız usulü dik çatıları da dikkat çekicidir. Oldukça büyük bir müzedir ve hepsini gezmek için bol zamana ihtiyacınız var. Koleksiyonunda La liberté guidant le peuple,Mona Lisa, Winged Victory of Samothrace ve Venus de Milo gibi birçok şaheser görülebilir. Ayrıca tarih bölümlerinde Mezopotamya, Mısır, İran, Roma, Yunan ve Maya uygarlıklarına ait eserleri de görmenizi tavsiye ederim.\r\n


\r\nParis, Pantheon\r\n\r\nRoma’daki o görkemli Roma İmparatorluğu döneminden kalma antik tapınak Pantheona benzerliğiyle dikkat çeken ve şaşırtan Paris’teki Pantheon da görülmeye değer.\r\n\r\nMısır Dikilitaşı\r\n\r\nMısır’dan getirtilmiş olan dikilitaş adeta Eyfel Kulesi’ne meydan okumakta. Geçmişi günümüze, uzağı yakınımıza getiren ve modern yapıların en güzel örneklerinden olan Eyfel ile yarışan bu yapıt hayranlık uyandırıyor.\r\n


\r\nChamps-Élysées (Şanzelize)\r\n\r\nAdını Yunan mitolojisinde cennet olarak gösterilen Elysion ovalarından almıştır. Paris’in en güzel caddesi olarak bilinir. Cadde, yukarı doğru çıkarsanız sizi Zafer Takı’na, aşağı doğru inerseniz sizi Concorde Meydanı’na çıkarır. Daha ilerde ise Jardin des Tuileries ve Louvre Müzesi vardır. Birçok gösterinin yapıldığı bu cadde adeta Paris’in kalbidir. E o kadar popüler olan Şanzelize görülmeden dönmek zaten olmaz…\r\n\r\nEyfel Kulesi\r\n\r\nMuhteşem bir mühendislik eseri ve estetik bir kule olan Eyfel, ismini, inşa ettiren firma olan Gustave Eiffel’den alır. Söylemeye dahi gerek yok, bu kule Fransa’nın ve tabi ki de Paris’in sembolüdür. Fransız Devrimi’nin kutlamaları için düzenlenen Paris Fuarın’a kapı olarak yapılan kule, sadece 20 yıl kalması için inşa edilmişti. 1909’da yıkılması gereken kule, Atlantik ötesi haberleşmeye imkan tanıdığından kalmasına izin verilmiş. Eh artık neredeyse her  yerde karşımıza çıkan Eyfel’i mutlaka görmek gerekiyor.\r\n


\r\nLüksemburg Bahçesi\r\n\r\nÖzellikle bahar ve yaz zamanı gidiyorsanız görmeniz gereken, Paris’in 6. bölgesinde bulunan çeşitli stillerdeki bir bahçeler bütünüdür. 1612 yılında, Médici ailesinden Marie de Médici’nin hükümdarlığın zamanında yapılan bahçe, Paris’lilerin, öğrencilerin, gezintiye çıkanların tercih ettikleri bir buluşma mekanı olmakla beraber tüm dünyadan ziyaretçilerin de dikkatini çeker.\r\n\r\nSacré-Cœur Bazilikası ve Ressamlar Tepesi\r\n\r\nBasilique du Sacré-Cœur Parisin en yüksek rakımında bulunmaktadır dolayısıyla buradan Paris’i tepeden görüp fotoğraflayabilirsiniz. Oldukça görkemli olan bu bazilika, Paris’in en fazla ziyaretçi alan yapılarındandır. Mimarisi adeta camiye benzeyen devasa bir şatoyu andırıyor. Zaten ilhamını da Bizans mimarisinden, özellikle Ayasofya’dan almıştır.\r\n


\r\nRessamlar Tepesi olarak da bilinen bu bölgede çok sayıda ressam eserlerini sergilemektedir. Bu eserlerden alabilir, hatta kendi resminizi çizdirebilirsiniz. Her bütçeye göre resim bulmak mümkün…\r\n


\r\nPère Lachaise Mezarlığı\r\n\r\nParis’teki en büyük ve dünyadaki en ünlü mezarlardan biridir. Paris’in 20. bölgesinde bulunan mezarlık ünlü simalara da yer veriyor. Metro ile kolaylıkla ulaşılabilen mezarlıkta, çok sayıda ünlü simaya, yazara, şaire ve devlet adamına ait mezar bulunmaktadır. Her bir mezarın adeta anıt gibi olduğu bu mezarlık, sayısız filme ve romana da konu olmuştur.\r\n\r\nHerkesin gömülmediği ve gömülmek özel devlet izni gerektiren bu mezarlıkta Türkiye’den de iki önemli şahsiyetin mezarı bulunuyor. Bunlardan biri filmleri ile gönüllerde taht kuran dünyaca ünlü yönetmen, Yılmaz Güney, diğeri ise müziği ile milyonları etkileyen Ahmet Kaya’dır. Paris’e yolunuz düştüyse ve Yılmaz Güney ile Ahmet Kaya’nın mezarlarını da ziyaret etmek istiyorsanız metro ile bu mezarlığa rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Yılmaz Güney’in mezarı hemen girişte sağda, Ahmet Kaya’nın ise 72’inci bölümde bulunuyor.\r\n


\r\nParis dünyanın belki de reklamı en güzel yapılan şehridir. Herkesin bildiği ve görmek istediği, merak ettiği, adı aşkla, romantizmle, modayla anılan şehirdir… Gördükten sonra öveni de, yerlere vuranı da çoktur bu şehrin. İşte bu yüzden iyisi mi kendiniz görün, kendiniz gezin, tanıyın ve hükmü siz verin…

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

Leave a Reply