Karaman turizmi hakkında ne biliyoruz?

Karaman İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan bir İLDİR. Özellikle büyük harflerle belirtme gereği duydum çünkü ne yazık ki halen Konya’nın bir ilçesi olarak bilenlerin sayısı bir hayli fazla.\r\n\r\nKaraman’ın turizm değerlerini yakından tanıyabilmek adına geçtiğimiz günlerde Karaman İl Ticaret ve Sanayi Odası tarafından davet edildik. Alanında önemli işler yapan çok sayıda seyahat acentesinin de katıldığı info gezi öncesi 1. Karaman Turizm Çalıştayı yapıldı, ardından da ilin turizm değeri taşıyan yerlerine gidildi. O gezide gördüğümüz turizm değerlerine geçmeden önce biraz Karaman tarihine değinmek istiyorum.\r\n\r\nKaraman oldukça eski bir yerleşim yeridir. Bizanslılar (Doğu Roma) buraya Larenda derlerdi. Selçuklular döneminde de Larenda veya Larende ismini muhafaza etmiştir. Osmanlıların en büyük rakiplerinden biri olarak kabul gren Karamanoğulları Beyliği’ne de başkentlik yapmış Karaman. Bilindiği gibi Karamanoğulları resmi dil olarak Türkçe’yi kullanmış ve bundan ötürü gurur duyarlar Karamanlılar. “Türkçe’nin Başkenti” derler. Biz bu ifadeyi info gezimiz boyuncu sık sık duyduk.\r\n\r\nKaraman ünlü denizci Piri Reis , Yunus Emre, Şeyh Edebalı, Kazım Karabekir, Kemal Reis, Mevlana, Şair Ayni gibi pek çok önemli şahsiyetin de ana vatanıdır aynı zamanda.  Ayrıca Yrd. Doç. Rd. Ali GÜLER tarafından “Hemşehrimiz Atatürk” adlı tezde Atatürk’ün dedeleri, anne tarafından Sofuzade Feyzullah ve baba tarafından dedesi Kızıl Hafız Ahmet Efendi’nin de Karamanlı oldukları ileri sürülür.\r\n\r\nKent Yunan, Roma, Bizans Selçuklu, Karamanoğulları ve Osmanlıların yanı sıra Ermeni ve Rum/Romalı/Yunanlılardan da önemli izler taşımaktadır. Dolayısıyla tarih/kültür turizmi sevenlere hitap edecek önemli bulgular bulunuyor.\r\n\r\nHafızalarda belki de hep Konya ile özdeşleştiği için bozkır gibi yer etmiş olsa da yalçın dağları, derleri yemyeşil doğası ile de şaşırtıcı güzelliklere sahip olan Karaman, doğaseverlerin görmesi gereken bir yerdir.\r\n\r\nKaraman’ın turistik yerleri\r\n\r\nKaraman Kalesi\r\n\r\nBronz, Roma ve Bizans çağlarına ait izler taşıyan Karaman Kalesi, kültür turları kapsamında ziyaret edilebilir. Karaman il merkezinde bulunan kalenin 11. Yüzyıl sonlarında inşa edildiği düşünülmektedir. Kaleye faytonlarla da gitmek mümkün.\r\n\r\nNefise Sultan Medresesi\r\n\r\nKaraman İl Merkezinde yer alan Hatuniye Medresesi, Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigar’ın kızı, Karamanoğlu Alaaddin Bey’in karısı Nefise Sultan tarafından, 1382 yılında yaptırılmıştır. Selçuk mimarisiyle yapılan medresede Bizans dönemi yapı kalıntıları da kullanılmıştır.\r\n\r\nKaraman Müzesi\r\n\r\nŞehir merkezinde bulunan müzede Roma döneminden kalma lahit, mermer yapılar, Osmanlı, Selçuklu ve Hititlere ait eserler de görülebilir.\r\n\r\nAkteke Camii\r\n\r\nMevlana’nın annesi ve kardeşlerine ait mezarlar bu caminin içinde yer alıyor. İnanç turizmi açısından önem arz etmektedir.\r\n\r\nYunus Emre Camii\r\n\r\nYunus Emre ve Hocasının türbelerinin bulunduğu yer olan, inanç turizmi açısından önemlidir.\r\n\r\nHürrem Dayı Evi\r\n\r\n300 yıllık bir geçmişi olan bu ev Ermeni mimarisinin iyi bir örneğidir. Evin mimarı evi adeta nakış nakış işlemiş, taşa ve ahşaba hayat vermiş.\r\n\r\nÇeşmeli Kilise\r\n\r\nŞehir merkezinde bulunan kilise ( Surp Asvadzadzin Ermeni Kilisesi ), Cumhuriyet Dönemi’nden sonra 1980’li yıllara kadar cezaevi olarak kullanılmış. Çeşmeli Kilise 1 Dünya Savaşı ve nüfus mübadelesi öncesi Türklerle beraber yoğunluklu olarak Ermeniler ve Rumların bir arada yaşadığı Tapucak Mahallesi’nde bulunuyor. Bu mahallede Ermeni ve Rumlardan kalma çok sayıda evi de görme şansınız olacaktır.\r\n\r\nKara Dağ\r\n\r\nAraçla şehir merkezinden yaklaşık 1 buçuk saat süren Kara Dağ’ın antik dönemlerden itibaren önemli bir yerleşim yeri olduğuna inanılıyor. Sönmüş volkanik bir dağ olan Kara Dağ’da devasa krater çukurunu ve yıllardır dağlarda özgürce dolaşan vahşileşmiş Yılkı Atlarını da görebilirsiniz. Burası trekking için harika bir destinasyondur.\r\n\r\nDeğle Ören Yeri\r\n\r\nKara Dağ kitlesinin üzerinde yer alan Değle Örenyerinde Bizans devrine ait çok sayıda yapı kalıntısı bulunuyor. Burada Bizans devri konut mimarisiyle ilgili fikir verebilecek mekânlar bulunmaktadır. Bizans Devrine ait kaya mezarları, mezar kapakları ile tepenin doğu yamaçlarında piramidal örtülü, kesme taşla inşa edilmiş oda mezarlar bulunmaktadır. Yine burada Bizans Devrinden öncesine tarihlenen bir sunak bulunmaktadır. Burada halihazırda yaşayan insanlar var ve sonradan yapılan evlerin duvarlarında da Bizans dönemi yapılarında kullanılan taşlar kullanılmış. Tarih turizmini sevenler büyük bir keyifle keşfe çıkabilirler bu bölgede. Kazı ve temizleme çalışmaları da devam ediyor.\r\n\r\nBinbir Kilise/Maden Şehri\r\n\r\nBeni en çok etkileyen yerlerden bir tanesi diyebilirim. Bizans döneminden kalma çok sayıda kilisenin olduğu bu bölge Kara Dağ’ın eteklerindedir ve buradaki yapılar gerçekten etkileyici bir mimariye sahiptir. Kilise yapılarında erken Hıristiyanlık döneminin mimari özellikleriyle yöresel üslup kaynaşmış ve Anadolu’daki diğer örneklerinden farklı yapılar ortaya çıkmış. Bu kiliselerin isimleri bilinmediğinden araştırmacılar tarafından numaralandırılmış. Binbir Kilise’nin büyük çoğunluğu bazilika tipinde olup, bunların hemen hemen hepsi harap durumdadır. Bu kiliselerin harap durumda olmalarının bir nedeni de çevre köylülerinin bu yapıların taşlarından yararlanarak kendilerine evler yapmasıdır. Bazılarının yalnızca temelleri ve duvarlarının çok az kısımları ayakta kalabilmiştir. Bu yapılar bazilika, yonca planlı kiliseler, serbest haç planlı kiliseler, Latin haçı kiliseler ve yuvarlak binalar olmak üzere farklı konumlardadır. Sit alanı ilan edilen bölgede bulunan köyler  boşaltılacak ve ardından kazı çalışmaları başlayacak bilgisini aldık ve açıkçası bu da bizleri oldukça mutlu etti çünkü böylesi önemli eserlerin kesinlikle korunması, tanıtılması ve turizme kazandırılması elzemdir.\r\n\r\nTaş Kale\r\n\r\nTaş Kale Karaman’ın bir kasabasıdır ve burada önemli turistik yerler bulunuyor. Eski bir yerleşim alanı olan kasabada Manazan Mağaraları, İncesu Mağarası ve Taştan Oyma Tahıl Ambarları bulunuyor. Atatürk’ün ailesinin de buradan Selanik’e göç ettiği ileri sürülmektedir.\r\n\r\nManazan Mağarası\r\n\r\nTaş Kale kasabasının sınırları içerisindedir. Ben açıkçası mağara değil de Manazan Yerleşkeleri demeyi tercih ederdim. Devasa bir kaya kitlesinin içinde yerleşim olduğunu düşünün. İnsanlar bu kayaları elleriyle işleyerek odalar yapmış ve buralarda yaşamışlar. Hsankeyf, Dara ve Kapadokya’daki yer altı şehirlerini andıran Manazan görülmeye değer. Ancak içerisinin aydınlatma işinden gerçekten iyi anlayan ekiplerce düzenlenmesi gereklidir. Kilolu ve yaşlı insanların daha rahat ulaşabilmesi ve hatta belki içeriye girebilmesi için de bazı düzenlemeler yapılabilir.\r\n\r\nTahıl Ambarları\r\n\r\nEn çok merak ettiğim ve görünce en çok etkilendiğim yerlerden biri olan Taşkale Kasabası’nın içerisinde bulunan tarihi Tahıl Ambarları, şehrin en görkemli yapı topluluklarından biridir. Tahıl ambarlarının yüksekliği yaklaşık 40 metreyi bulmaktadır ve 251 adet ambar olduğu söylenmektedir. Erken hristiyanlık döneminden bu yana kullanıldığı kabul edilen taş ambarlardan birinin kilise olduğu ve camiye dönüştürüldüğü söylenmektedir. Daha görür görmez insanı büyüleyen bu doğa harikalarını kesinlikle görmelisiniz. \r\n\r\nİncesu Mağarası\r\n\r\nTaşkale Köyü sınırları içerisinde Köy merkezinin 9 km. güneyinde bulunan İncesu mağarası, Mağara Turizmi açısından önem arz etmektedir. İçerisinde sarkıt, dikit ve travarten havuzları bulunan bu doğa harikası 1 km den daha uzundur ancak yapılan düzenlemelerle 1 km kadarı rahatlıkla görülebiliyor. Mağaranın astım,bronşit ve kalp yetersizliği gibi hastalıklara iyi geldiği  düşünülüyor.\r\n\r\nKesinlikle görülmeye değer olan bu mağarada yapılan çalışmalar değerlidir kuşkusuz ancak bana göre yetersiz ve yanlıştır. Birincisi bu kadar güzel bir doğa harikası mağaraya giden yolun bölgede o kadar taş ve mermer dururken fayanstan yapılmasını anlamak mümkün değildir. İkincisi mağaranın içindeki yürüme yolu da yine fayanstan yapılmış hiçbir şekilde doğal olmayan materyallerin binlerce yıllık bu doğa harikasının içinde kullanılması bence yanlıştır. Yürüme yolu da taşlarla döşenebilirdi. Hem daha güzel ve doğal olurdu, hem de çok daha kalıcı olurdu. Ve ışıklandırma yine aynı cümleleri kullanmak zorundayım. Işıklandırma gerçekten çok kötü. Soft ışıklar kullanılabilirdi. Kablolar ve ışıklandırma lambaları saklanabilirdi. Böyle yapılsaydı hem doğal bir aydınlatma sağlanırdı, hem de aşırı yoğun ışığın mağaranın doğal yapısına zarar verip zamanla kararması engellenirdi. Slovenya’daki Postojna Mağarası aynı doğal özellikler taşıyor, dolayısıyla bu konuda daha iyi çalışma yapmak adına orası ziyaret edilebilir. Oradaki aydınlatma sistemleri ve diğer bütün düzenlemeler kesinlikle görülmeye değerdir. \r\n\r\nKaraman’da doğa, kültür, tarih, mağara, trekking, fotoğraf… vb gibi çok sayıda turizm alternatifi bulunuyor. Ermenek ilçesi, Gökçeseki Örenyeri/Pledelphia gibi daha bir çok turistik yer mevcut. Yine Karaman’a il sınırları içinde değil ama yakın olduğu için mutlaka görmenizi önerdiğim Alahan Manastırı var ki bu manastır Helen, Roma, Bizans, Paganizm ve Hristiyanlığın izlerini taşıyan muhteşem bir yapıdır.\r\n\r\nMutfağı oldukça zengin olan Karaman, gurme turizmi için de önem arz ediyor. Ulaşımın hızlı tren, uçak, otobüs ve/veya şahsi araçlarla rahatlıkla sağlanabildiği Karaman’da konaklama alternatifleri de mevcut. Ben orda konakladığım için size Grand Karaman Otel’i önerebilirim.

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

YORUM YAPIN