Paranın doğduğu kent / SARDES

Antik dünyanın önde gelen kentleri arasında yer alan Sardesya da Sardeis Manisa ilinin Salihli ilçesine bağlı Sart kasabası yakınlarında yer alır.\r\n\r\nKral Yolu’nun başlangıcıdır ve Demir Çağı Lidya (Lydia) Krallığı’na başkentlik yapmıştır. Uzun yıllar boyunca kıymetli taş olarak kullanılmış olan “turuncu kuvars” taşının bazı Batı dillerindeki ismi olan “Sard” kelimesi bu taşın özellikle Antik Çağ’da çıkarıldığı Sart bölgesinden gelir.\r\n\r\nKentin tarihçesi M.Ö.2000’li yıllara dek uzanır. İsmi Mısır hiyerogliflerinde Sardana olarak geçer.\r\n\r\nAkropolisin eteğinde yer alan Paktolos (Sard) Çayı kente suyun yanı sıra altın da taşımıştır. Paktolos Çayı’ndaki altının varlığı Antik Yunan ve Roma efsanelerine göre dokunduğu her şeyi altına çeviren Frigya kralı Midas’ın burada yıkanmasından kaynaklanır. Tarihi kaynaklardan Paktolos Çayı’ndaki altın varlığının M.Ö. 1. Yüzyılda tükendiği anlaşılmaktadır. Buna rağmen Sardes önemini yitirmemiş ve altın sıfatıyla anılmaya devam etmiştir. Tarihte bilinen ilk madeni paranın ortaya çıktığı yer olması Sardes’in Antik Dönemin önde gelen kentlerinden biri olmasında önemli rol oynar. Tarihte paranın ilk basıldığı yer olarak bilinen Lidya Dönemi’nin Sardes kenti, tarım, hayvancılık ve ticaretin yanı sıra Paktolos Çayı’nda yapılan altın madenciliği sayesinde oldukça zengin bir kent haline gelmiştir. Sardes, M.Ö. 7. Yüzyıldan başlayarak M.S. 7 yüzyıla (Erken Bizans Dönemi) kadar yaklaşık olarak 14 yüzyıl boyunca önemini korumuştur.\r\n\r\nYapılan kazı çalışmaları, bölgenin 5000 yıldan uzun süredir birçok yerleşime ev sahipliği yaptığını ortaya koymuştur. Kent, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde oldukça önemli bir yerleşim merkezidir. Bölgede yer alan ve Bin Tepeler olarak bilinen Lidyalılara ait Tümülüs mezar alanı, dünyanın en büyük Tümülüs alanı olarak bilinir. Bin Tepeler Tümülüs alanı Sardes’e bağlı bir kraliyet mezarlığıdır. Bu alanda yaklaşık olarak yüz Tümülüs bulunur. Kent, bunlar dışında tarihte bilinen en eski tiyatro kalıntılarına sahip olması, Hıristiyanlığın 7 büyük tapınağından biri olan Artemis Tapınağı, günümüze büyük oranda sağlamlığını koruyarak ulaşmış tarihi kütüphanesi ve kral tahtları ile de ünlüdür.\r\n\r\nKentte 1854 yılında başlatılan kazılar ancak 1958 yılında bilimsel nitelik kazanabilmiştir. 1958 yılından bu yana Harvard ve Cornell üniversiteleri ile Amerikan Doğu Bilimleri Araştırma Enstitüsü’nün sistemli bir şekilde yürüttüğü kazı çalışmalarında Hıristiyanlığın Batıya açıldığı dönemde Anadolu’da bulunan 7 büyük tapınaktan biri sayılan Artemis Tapınağı, altın arıtma atölyesi ve dünyada bilinen en büyük sinagoglardan biri gibi oldukça önemli buluntulara ulaşılmıştır. Altın arıtma ve işleme atölyeleri 1968 yılında Paktolos Çayı’nın kuzeyindeki bölgede bulunmuştur. Kazı çalışmalarında bunlar dışında daha birçok Lidya ve Roma buluntusuna ulaşılmış, Roma hamamı ve gymnasium restore edilmiştir. Kazıların devam ettiği bölgede 1976 yılında çevre yolunun güzergahı değiştirilmiş, yolun tam altında sütunlu Roma caddesi onun altında ise Lidya caddesinin bulunduğu belirtilmiştir. Kentten çıkarılan birçok eser Manisa Etnografya Müzesi’nde sergilenmektedir.\r\n\r\nKamboçya’nın Phnom Penh kentinde düzenlenmiş olan 37. Dünya Miras Komitesi Toplantısı’nda Dünya Miras Komitesine aday gösterilen  Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüs’lerinin 21 Haziran 2013 tarihinde UNESCO Dünya Doğal ve Kültürel Mirası listesine kabulü onaylanmıştır.\r\n\r\n 

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

YORUM YAPIN