Renklerin Dansı ve KYOTO…

Bana göre japonya’nın en güzel kenti Kyoto’dur. 1,5 milyon nüfusa sahip bu güzel şehir, Osaka, Kobe ve Kyoto şehirlerini de içine alan Kyoto metropolünün de başkentidir.\r\n\r\nŞehir, birbirini paralel kesen yollar inşa edilerek düz bir arazi üzerine kurulmuş. Şehrin dokusuna izinsiz hiç bir şey yapılamıyor. Bundan dolayı da Japonya’da, Japon kültürünü en iyi şekilde görebileceğiniz şehirlerin de başında gelmektedir.  2. dünya savaşında güzelliğinden dolayı bombalanmayan dünyanın ender kentlerinden biri olan Kyoto,  M.S. 794 yılından 1868 yılına kadarda Japonya’ya başkentlik yapmış; Bu yüzden de başkent olmanın tüm olanaklarını kullanıp, bütün bu güzellikleri bünyesinde toplamış . Her yıl milyonlarca turisti ağırlayan Kyoto, günümüzde de  Japonya’nın  turizm başkenti diye anılıyor.\r\n\r\n \r\n\r\nMuhteşem doğası, birbirinden güzel parkları ve bahçeleri,  gizemli ve görkemli tapınakları, şehir kalesi ve imparatorluk sarayı yanında, modern şehrin kendine özgü havası ve imkanlarıyla görenleri kendine hayran bırakan bir yer Kyoto. Şehirdeki tapınakların pek çoğu UNESCO dünya mirası listesinde… Sadece bu açıdan baktığınızda bile Kyoto’nun ne kadar önemli birtarihi zenginliğe sahip olduğunu görebilirsiniz.\r\n\r\nŞehrin en güzel tapınağı hiç kuşkusuz Kinkakuji ( Altın Köşk Tapınağı )\r\n\r\n1224 yılında Kintsune Sayanci adında yüksek rütbeli bir saraylı tarafından köşk olarak yapılmış. Köşk birkaç el değiştirdikten sonra Yasuko Hino tarafından Zen tapınağına dönüştürülmüş. Uzun yıllar içerisin de, savaş tahribatları ve bakımsızlık sebebiyle çok hasar görmüş. 1929 yılında Milli Hazine statüsüne alınıp restore edilen tapınak, maalesef akıl sağlığı olmayan bir rahip tarafından yakılarak içindeki eserleri de yok edilmiş. Daha sonraMilli Hazine statüsü elinden alınarak tekrar restore edilen bu altın kaplamalı güzel yapı, sadece mimarisinin göz alıcı görüntüsüyle değil, çevresinde ki muhteşem bahçesi ve doğasıylada mutlaka görülmesi gereken bir yer.\r\n\r\n \r\n\r\nBir önemli güzel tapınakta Ginkakuji ( Gümüş Tapınak )\r\n\r\n1482 yılın’da Ashikaga Yoshimata adlı bir komutan tarafından emekli olduktan sonra oturmak amaçlı yapılmış. Büyük babası Altın Köşk Tapınağını  yaptırdığı için, ona duyduğu saygı nedeniyle kendisi de köşkü yer yer gümüşten yaptırmış. Komutan öldükten sonra Onun anısına köşk Zen Tapınağına dönüştürülmüş. 5 km.lik felsefeci yolundan ilerleyerek gidilen tapınak, tıpkı Altın Tapınak’ta olduğu gibi sadece tapınağının güzelliğiyle değil, etrafını çevreleyen çok güzel bahçesiylede görülmeye değer bir başka yapı. Bahçe öyle temiz ki ağaçların altında yaprak dahi yok. Ayrıca tapınağın hemen yanındaZen felsefesini anlatan çakıl taşlarıyla yapılmış zen bahçesi de bir o kadar güzel. Tapınağa giderken yakılan tütsülerde ortama mistik bir hava katıyor. Bu tapınağı gezerken kısada olsa Zen kültürünü yaşamış gibi oluyorsunuz. Mistizim, dinginlik ve huzur Gümüş Tapınak için söylenecek en güzel söz.\r\n\r\n \r\n\r\nKiyomizu Dera..\r\n\r\nKiyomizu Dera, 15 metre uzunluğunda 139 adet sütun üzerine kurulmuş, tamamen ahşap ve tek bir çivi çakılmadan yapılmış, kompleks bir budist tapınağı. Geçmişi 798 yıllarına kadar gidiyor. Bu kompleksin içinde , Otowa adında bir de şelale bulunmakta.\r\n\r\nKiyumizu temiz saf su anlamına gelir ve adını içinde ki şelaleden alır. Şelalenin suları, sağlık, bilgi ve uzun ömür olarak isimlendirilen3 kanaldan akıp göle karışmakta. Tapınak asıl ününü ise 13 metrelik yükseklikten atlayan insanlardan almış. İnsanlar, buradan atlayıp sağ kalırlarsa dileklerinin gerçek olacağına inanıyor. Atlayanların % 85 kurtulmuş, tabi dilekleri gerçekleşti mi, gerçekleşmedi mi bilmek imkansız. Bugün bu gelenek yasaklanmıştır.\r\n\r\n \r\n\r\nEikando Tapınağı..\r\n\r\nYine 5 km.lik felsefeci yolundan ilerleyerek gidilen ve özellikle  bahçesi ile ünlü bir tapınak. Tapınağın giriş kapısında ki ağaçların güzelliği gözlerinizi kamaştırmak için yeterli. Zamansızlık nedeniyle bahçeyi yeterince gezemememe rağmen gördüğüm kısıtlı alan bile bana Japonların bahçe konusunda dünyada bir numara olduğunu göstermeye yetti. Doğaya bu kadar saygılı ve aşık başka bir millet varmıdır bilmiyorum.\r\n\r\n \r\n\r\nFelsefeci yolu..\r\n\r\nBirkaç yerde adı geçtiği için kısaca felsefeci yolundan da bahsetmek istiyorum.  Burası 5 km. uzunluğunda, etrafı kiraz ağaçlarıyla  çevrili, akarsu kenarında bulunan bir yürüyüş yoludur. Kyoto Üniversitesi profesörlerinden Nishida Kitaro, bu yolda hergün yürüyüş ve meditasyon yaptığı için, yürüyüş yolunun adı felsefeci yolu olarak kalmış . Yolun bir ucunda Gümüş tapınak, diğer ucunda Eikando tapınağı var. Ayrıca  yol boyunca hayran kalacağınız tapınaklar, birbirinden güzel evler dizili durumda. Yürürken nereye bakacağınızı şaşırıyorsunuz.\r\n\r\nBambu yolu..\r\n\r\nKyoto’nın 10 km. batısında bulunan Sagano Bambu Ormanı,  görülmeye değer bir başka güzellik. Ormaniçerisinde bulunan Nonomiya Shrine ile Tenryu-ji Tapınağı da diğer tapınaklar gibi çok güzel.Ormanı ziyaretçiler daha rahat gezebilsinler diye bambu ağaçlarının arasına bir de yürüyüş parkuru yapılmış. Parkurda yürürken bambu ağaçlarının güzelliği, ihtişamı yanında,içinize çekeceğiniz serin kokusu sizi cezbedecek emin olun.\r\n\r\n \r\n\r\nTapınak yolu, Fushimi İnari…\r\n\r\nŞehrin en ünlü tapınağıdır. Tapınak tanrı İnari (pirinç tanrısı) adına yapılmıştır. Eğer seyredenleriniz varsa, ünlü Geyşa adlı film de bu tapınakta çekilmiştir.\r\n\r\nKyotonun çok güzel bir şehir olduğunu yazıma başlarken söylemiştim. Ama öyle bir mevsim var ki, işte o mevsimde Kyoto bir başka güzel. O mevsim hangisi mi?\r\n\r\n \r\n\r\nSONBAHAR…\r\n\r\nBu güzel şehre özellikle sonbahar da gitmenizi tavsiye ediyorum. Japonya’da  Kyoto’nun renkleri diye bir söz vardır, işte bu söz, sonbaharda yaşanılan güzellikler için  Kyoto’ya söylenmiş. Bu mevsimde şehir, doğanın bütün renklerine bürünüyor. İnsanlar bu güzelliği belgelemek adına adeta fotoğraf çekme yarışına girerler. O ortamlarda öyle bir ambiyans doğar ki, her yaprağı her dalı çekmek, eşe dosta göstermek duygusu bir anda sizi sarar. Özellikle Tapınakların bahçelerinde bulunan ağaçların güzelliği, tapınakların görkemini gölgede bırakacak cinsten.\r\n\r\nBu konuda ben kendimi çok şanslı hiseddiyorum. İki kez Kyoto’ya gittim ve her gidişim sonbahara denk geldi.  Tekrar gitme imkanım olsa yine sonbahar yine Kyoto derim. Çünkü hala o şehir de görmem gereken pek çok güzelliğin varolduğunu biliyorum.\r\n\r\n \r\n\r\nEğer Japonya’ya gittiyseniz ve Kyoto’yu görmediyseniz, doğa ve tarih adına  çok şey kaçırmışsınız demektir.

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

Leave a Reply