18.10.2019
Röportaj

Gastronomi Turizmi nedir?

Gastronomi Turizmi nedir?
Çok yakında Turizm Report’ta lezzet dolu bir köşemiz olacak:) Gastronomi Turizmi. Hepimiz yeni yerler gezip gördüğümüzde bunu damak tadımızla taçlandırmak isteriz ve yöresel tatlar için mekânlar ararız. “Yediğin içtiğin senin olsun, bize gezip gördüklerini anlat” klişesindeki gibi bize kalan en önemli anılardır damağımızdaki tatlar...
Bu köşeyi oluşturma fikri ilk geliştiğinde SERKA’nın (Serhat Kalkınma Ajansı) Kars Turizm Çalıştayı’na davet edildim ve orada katılımcılarından biri olan Gürkan Boztepe ile tanıştım. Gürkan Bey gastronomi turizmi ile ilgili yaptığı çalışmaları bir dernek çatısı altında geliştirmeyi hedeflemiş ve bu konuda yetkin birçok kişi ve kuruluşu yanına alarak Gastronomi Turizmi Derneği’ni kurmuş. Bende köşemizin ilk röportajını, güzel bir tesadüf sonucu tanıştığım Gürkan Bey’le, Çengelköy’ün eşsiz boğaz manzarası eşliğinde yaptım.
Eğer dernek hakkında daha detaylı bilgi almak isterseniz www.gastronomiturizmidernegi.com.tr adresini ziyaret edebilirsiniz.
_DSC7303kGastronomi Turizmi Derneği'nin Kurucusu Gürkan Boztepe
Güler Aslan: Gürkan Bey, Gastronomi Turizmi Derneği’ni kimlerle beraber kurdunuz, çalışmalarınız ve hedefleriniz nelerdir?
Gürkan Boztepe: Gastronomi Turizmi Derneği Türkiye ve yurt dışında ki sadece yiyecek içecek sektörüyle ilgili kişi ve kurumları bir araya getiren ve kendi içerisinde devinim ve hareket sağlayan bununla da ilgilide turizme katkı sağlayan bir organizasyon yapısı.
Bu aslında 25 yıllık bir birikimin sonunda çıkmış bir dernek. Dernekleşmeden önce bu etkinliği zaten başlatmıştık, ben TÜRSAB gastronomi komitesini kurmuştum. Bu komiteyle hem seyahat acentalarına hem de mekanlara fayda sağlamaya çalışmıştık ama orda sadece seyahat acentalarını entegre edebiliyorduk. Oysa dernekte mekan sahiplerini, otel sahiplerini ve yöneticileri, rehberleri, belediyeleri (markalaşmak isteyen belediyelerde dahil olmak üzere), gastronomiyle ön plana çıkmak isteyen şehirleri de entegre edebiliyoruz. Yelpazemiz ve interlandımız çok daha genişleme noktasında olduğu için hatta havayollarından zincir otellere kadar, derneği kurup aksiyon aldık.

Güler Aslan: Sadece İstanbul’da mı faaliyet gösteriyorsunuz?
Gürkan Boztepe: Los Angeles, San Diego, New York, Hindistan Chennai ve Londra temsilcilikleri şu an oluşturulmuş durumda. Oradan direkt ülkemize gastronomi turizmi ile ilgili gelmek isteyen hem turistler, hem de buradan o noktalara gidip onların damak tadını ve kültürlerini tanımak isteyen iç Pazar turistlerine hitap eden bir ağ kurduk.
O bölgelerde de uluslararası derneklerle kardeş dernekler olarak ilerliyoruz, buda çok önemli. Bize Los Angeles’tan da bir gazeteci gönderebilirler, biz buradan bir gazeteciyi oraya gönderebiliriz. Ya da Hindistan’a da gönderebiliriz. O yüzden interlandımız geniş.

Güler Aslan: Dernek olarak ne kadar zamandır faaliyet gösteriyorsunuz?
Gürkan Boztepe: Aslında ilk röportajımızı sizinle yapıyoruz, basın lansmanımızı Eylül ayında düşünüyoruz. Web sayfamız yeni bitti.

Güler Aslan: Anadolu coğrafyası birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafya ve bu medeniyetlerden günümüze çok sayıda tarihi ve kültürel değer kalmış. Yemek kültürünü de bu değerler arasında sayabiliriz. Bundan hareketle Türkiye’de ki Gastronomi Turizmini değerlendirebilir misiniz?
Gürkan Boztepe: Bizim öncelikli hedefimiz Anadolu kültürünü dünyaya tanıtmak, bu basın ve seyahat acentalarının entegrasyonu ile olacak fakat belediyelerin de desteği ile olacak. Hatay, Antakya, Kastamonu ya da Alaçatı… Bizim için Antep’e kadar olan tüm hat aslında çok önemli ürünleri içermekte. Bu ürünleri de insanlar sadece gazetelerden okumasının ötesinde bir üst kurul oluşturarak, bunun da içerisin de derneğimizin içinde yüksek danışmanlar kurulu oluşturarak, gurmelerden, belediye başkanlarına kadar olan üst bir kurulla aksiyon alma kararı aldık. Fakat buradaki lokomotif bu kültürün tanıtılmak istenmesi. Mesela Türkiye Lezzet Haritasını oluşturma fikrini çok daha önce biz öneri getirip başlattık. Ama bu çalışmaları bundan sonra buraya alıyoruz. Ya da mekanların içerisinde ölü saatlerin paket turlarla yabancı turistlere entegre edilmesi. Çünkü bugün bir restoran açıp milyon dolarlar yatırıp ta hafta da iki akşam işleyen mekânlarımız da var ama diğer günler boşlukları var. 2016 aslında herkes için bir fırsat yılı çünkü turizmin dip noktalarından birini yaşıyoruz. Bugün Sultanahmet’te de turist yok. Biz geçenlerde Kars’a da gittik, Sultanahmet’te turist yok , “biz Kars’a nasıl turist getirebiliriz” gibi sorular başladı. Ama herkesin ihtiyacı var, bu ihtiyacı giderebilmek için de spesifik, uzmanlaşmış kuruluşlar ve dernekler olması gerekiyor. Biz her şeyden anlarız biz her şeyi yaparız şeklinde iş yürümüyor artık. Gastronomi Turizmi de dünya da kabul edilmiş ve dünyaca trend olarak en hızlı yükselen turizm çeşidi. Bunun da Türkiye’de özellikle zikredilmesi insanların bilgilendirilmesi benim bir misyonum diye düşünüyorum. Yönetimde ki tüm arkadaşlar ve dostlarla da biz bu konuya baş koyduk. Diyoruz ki Gastronomi Turizminin Türkiye’de hak ettiği noktaya gelmesi lazım, vizyonlu kişilerin desteğiyle yürümesi lazım. Ve biz Kastamonu çekme helvasını Londra’da da tanıtmalıyız, Türk kahvesini Los Angeles’ta da tanıtmalıyız, ya da Hint yemeğini tatmaya gitmek isteyen blogerler varsa da atlayıp gidebiliyor olmalı. Bu organizasyonların arkasında da gerek havayolları, gerek acentacı arkadaşlarımız, gerekse de otellere kadar herkes taşın altına elini koymuş durumda. Bu konu da ben kişisel dostluklar ve ilişkilerimle bütün kapıları açtırıyorum.

Güler Aslan: Markalaşma konusunda yemeklerimizde sıkıntılar var, yöresel yemeklerimizin patentlerinin alınması konusunda sıkıntılar var, bu konuyla ilgili çalışmalarınız olacak mı?
Gürkan Boztepe: Geçtiğimiz günlerde Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde coğrafi işaretlerle ilgili bir patent firmasının düzenlediği toplantıya katıldım. Orda en önem verilen şey bizim yemek kültürümüzün coğrafi işaretlerinin alınması. Bugün yoğurdumuz Amerika’da Grek yoğurt, Yunan yoğurdu diye satılıyor, Türk kahvesi Yunan kahvesi diye satılıyor. Bunların hepsini aşabilmek topyekûn bir hareket gerektiriyor. Yani Turizm Bakanından, Kültür Turizm İl Müdürüne kadar hepimizin taşın altında eli olması gerekiyor. Bu anlamda biz bir misyon yüklendiğimizi düşünüyoruz. Dönercimiz ya da simitçimiz bugün New York sokaklarında açılıyorsa bunun arkasını dolduracak bir derneğimiz olması lazım. Markalarımızı savunması gereken bir derneğimiz olması lazım, oraya çok ciddi yatırımlar yapılıyor, konsoloslarımız da çok çağdaş . Los Angeles Konsolosumuz Sn.Gülru Gezer diyor ki “Gürkan burada bizim niye bir Türk lokantamız yok, sen açtır ben Brad Pitt’i getireyim” ve bu ilişkileri var. İnanır mısınız ben de Brad Pitt’in ve birkaç sanatçının gidip çok beğendiği köfteciye gittim Los Angeles’ta. Yani şöyle söyleyeyim, üçüncü sınıf bir Bosna köftecisi ve çok güzel diyorlar. Ben köfteyi zor yedim ve bizim orda ne köfteciler var dedim. Bizim Anadolu’da köfte çeşitlerimiz var o yüzden doğru damak tadını doğru şekilde sunarsak Türk Gastronomisine de katkıda bulunacağımıza inanıyorum.

Güler Aslan: Sizce Türkiye’de Gastronomi Turizminin en çok geliştiği yerler nereleridir?
Gürkan Boztepe: Ayıramayız, Alaçatı’da sakızlı dondurma da çok güzel, Kastamonu’nun pastırmasını bilmezler herkes çekme helvasını bilir ama pastırması mükemmel, Kayseri pastırması mükemmel ama bakıyorsunuz Antep yemekleri de mükemmel. Her bölgemizin birbirinden artı değerleri var. Hatay, Urfa vs. kebap çeşitleri... Turist geldiği zaman tarih ve gastronomiyle iç içe anlata anlata bitiremiyor. Biz yeter ki getirebilelim. Getirebilmek için de bu doneleri ön plana çıkarmamız lazım. Eskiden tatil ekleri falan yoktu gazetelerde. Şimdi orda yazılan, rehber arkadaşlarımızın önerdiği şeylere bakın; tarih kültür artık bir yere kadar, onun da ötesinde biz artık yiyecek içeceklerimizle ön plana çıkmak zorundayız, çünkü o bir bahane. Biz sizinle beraber kaz eti tatmaya 1,5 saat yol gittik, Kars kaşarının nasıl üretildiğini görmek için 2 saat yol gittik ki Kars’tan bahsediyorum, Ermenistan sınırındaydık. Bunların artık biz olarak bakmayın, sosyal medyayı kullanan gençlerinde içlerinde çok trendleri var. Hayat yabancı kahve markalarından oluşmuyor, gerçek kahveyi anneannemiz yapıyordu, yoğurdu anneannemiz yapıyordu. Bu değerleri nasıl öne çıkartırız diye düşünmeliyiz bence. Bizim çocuklarımız ya da bizden sonra ki nesilde, vay biz ne topraklarda yetişmişiz, nelerimiz varmış demeli bence.

Güler Aslan: Özellikle gurupla bir yere gittiğinizde her yerde yediğiniz standart yemekleri yemek zorunda kalıyorsunuz. Yöresel yemekleri yeme şansınız pek olmuyor, çünkü büyük guruplara çıkarmak zor geliyor. Belki bununla ilgilide çalışma yapmak lazım.
Gürkan Boztepe: Türkiye lezzet haritasının felsefesi de bu zaten, sokak lezzetleri de olmalı, lüks restoranlar da olmalı. Çoğu derneğin ve kurumun yaptığı hata bu oluyor yani hep bana gelinsin istiyor. Belki turist balık ekmek yemek istiyor. Ben Barselona’ya gittiğim zaman sokakta tapas yemek istiyorum.  Oranın en şık michelin yıldızı restoranına gitmek her zaman olması gereken bir şey değil ki. Bizim bozamız da var, Kanlıca Yoğurdumuz da var, bunlar lüks restoran değil. O yüzden herkesi bir araya toplayabilen bir gastronomi turizmi hareketi başlatmak için bu derneği kurduk. Bu konuda İstanbul Büyükşehir Belediyesi de sağ olsun çok destek oluyor, diğer belediyelerin de arkasından geleceğine inanıyorum. İstanbul bence çok kritik, çünkü burada Anadolu’nun da damak tadını bulabiliyorsunuz. Bolu Mengen’den daha iyi Bolu Mengen restoranı İstanbul’da da var. Karadeniz mutfağı İstanbul’da da var. İstanbul pilot bölgesinde başarılı olan her organizasyon Türkiye geneline hızla yayılacak ama belediye başkanlarının da vizyonlarıyla alakalı. Alaçatı 10 sene önce eşeklerin dolaştığı bir yerdi şu anda Alaçatı’da dönüyor trend. Bu trendi yakalayabilecek, yaratabilecek vizyonlu belediye başkanları önemli çünkü bir turistin iç pazarda da beklentisi var. Bugün Şirince’ye gittiğiniz zaman gastronomi turizmi de var, inanç turizmi de var tarih kültürde var, butik otellerde de kalabiliyorsunuz ama Antalya’ya gittiğiniz zaman bunları kale içinde bulabiliyoruz ve sınırlı sayıda kalmış durumda. Tarih ve kültürü koruyabilecek vizyonlu belediye başkanları çok önemli.

Güler Aslan: Son olarak eklemek istedikleriniz?
Gürkan Boztepe: Ben diyorum ki buraya bireysel ve kurumsal üyeliklerin arttırılması anlamında özellikle turizm sektöründe ki tüm oyuncuların üye olmasını öneriyorum. Çünkü bu birlikte büyüyecek bir organizasyon, ben yaptım oldu değil, belediye de üye olması lazım, bir havayolu da üye olması lazım. Herkes de para vermek zorunda değil, herkes sevgisini, fikrini, vizyonunu, taşın altına elini koyarak ta destek olabilir. Bir havayolu geldi uçuşları ben karşılıyayım dedi bir otel zinciri geldi bizim otellerde konaklayın dedi. Benim konaklamam önemli değil, yurt dışından gelecek gazeteci ya da tur operatörünün konaklamasından da bahsediyorum. Bu bir kişide olabilir beş kişide olabilir. Bunu herkesin algılaması lazım, biz zaten dipteyiz, şu anda 2016 istesek te çok süper bir şey yapamayacağız. Bunu bir fırsat haline getirelim, madem Rus gelmiyor kendimiz en azından iç pazarda hareketler başlatalım. İç pazarda şu anda sosyal medyaya bakın herkes ne yediğini ne içtiğini koyuyor, ama doğru yerde mi içiyor doğru yerde mi yiyor gerçekten yorumlar doğrumu yoksa özellikle yönlendirilen bazı mekânlar mı var, bunlar çok kritik. O yüzden Gastronomi Turizmi Derneği ’de referans noktası şeklinde, doğru yatırımcılarla, doğru markalarla, doğru yorumlarla uluslararası nitelikte olacağına inanıyorum. Atatürk Havalimanı’na gelen bir turistin cebine cep aplikasyonuna kadar koymayı düşünüyoruz. Türkiye lezzet haritasından bahsediyorum. Bunların alt yapıları başladı bilginiz olsun.
Güler Aslan: Gastronomi Turizmi adına çok güzel şeyler yapacağınız görülüyor. Yolunuz açık olsun.

Röportaj: Güler Aslan
Turizm Report