16.12.2019
Röportaj

Tarih, Kültür, Doğa ve Termal Turizm Şehri YOZGAT

Tarih, Kültür, Doğa ve Termal Turizm Şehri YOZGAT
Yozgat, Orta Anadolu'nun ortasında kendine has özellikleri ile misafirlerini beklemektedir. Gerek tarihi gerek turistik çekim alanları ile şehir, alternatif arayanların vazgeçilmezi olmaya aday...İzleri antik döneme dayanan gizemli geçmişi ile Yozgat ülkemizin müze şehirlerinden. Gelin bir de Yozgat’ı ilin Kültür ve Turizm Müdürü Lütfi İbiş’ten dinleyelim…
Yozgat İl Kültür ve Turizm Müdürü Lütfi İbiş:
Yozgat, Doğal güzelliklerin yanı sıra, yöresel özellikleri, Binlerce yıllık varlığı ile türlü medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve tarihi yapılarıyla Hitit’ten Osmanlı’ya uzanan zengin kültürel çeşitliliğin somutlaştığı mekandır.
Anadolu’da merkezi bir konumda yer alan Yozgat, geniş bir kültürel yelpazeye sahiptir; zengin mutfağıyla damak zevkinize, özgün türküleriyle duygularınıza hitap eder. Barındırdığı flora çeşidi ve hayvan türleri, endemik bitki çokluğu ile öne çıkan ülkemizin ilk Milli Parkı olan Çamlık Milli Parkı’nda, Kafkas Çamı (Pinus nigra Arn. Subsp. Pallasiana) 400 – 500 yaşlarında karaçam türü ile dikkat çekmektedir. Aydıncık ilçemizde bulunan macera turizmcilerinin ve doğa turizminin birçok türü için oldukça uygun olan Kazankaya Kanyonu, 1871 tarihinde yapılmış ve günümüzde Yozgat evlerinin tipik örneği olarak öne çıkan ve şu anda 7682 adet arkeolojik ve etnoğrafik eseri sergileyen Yozgat Müzesi Behramşah Kalesi (Akdağmadeni), Saat Kulesi, ve Sarıkaya Roma Kalıntıları ilimizin geçmişten günümüze taşıdığı tarihi miraslarıdır.
Kerkenes Harabeleri Pteria(Antik Kent), Büyüknefes(Tavium), Çadırhöyük (Sorgun Peyniryemez Köyü) ve ilimizin geçmişten günümüze taşıdığı antik kentler açık hava müzesini oluşturur.
Merkez Çapanoğlu Camii, , Osmanpaşa Emirci Sultan Türbesi, Çandır-Şah Sultan Hatun Türbesi, Çayıralan Çerkez Bey Türbesi,  ilimizde İslam eserlerinin dönemlerinden günümüze ulaşan çok nadir örneklerindendir. Akdağmadeni Kilisesi gibi mekânlar, inanç turizmi yönünden ilin önemini artırmaktadır.
Termal Turizm Şehri Yozgat
Yozgat, yeraltı kaynaklarından olan jeotermal enerji açısından oldukça zengin… Tarih ve kültür kenti Yozgat şifalı termal suları ile termal turizmde iddialı illerimiz arasında.  Bu noktada kaplıcalar kenti “Yozgat” demek çok da yanlış olmaz. Antik döneme ait izlerin bulunduğu Sarıkaya Kaplıcaları kronik bel ağrısı, eklem hastalıkları ve ortopedik şikayetlerin deva bulduğu bir şifa kapısıdır.
Tıp otoriteleri tarafından yapılan incelemelerde Yozgat’taki kaplıcaların,  romatizmal ağrılar, artroz  (eklem kireçlenmeleri), kalça-eklemi kireçlenmeleri, dejeneratif romatizmalar, bel fıtıkları ve buna bağlı siyatik ağrıları, ağrılı kadın hastalıkları, spastik ağrılar, spastik kolitler, böbrek taşlarının düşmesinde üreter üzerinde spazmalitik etki, karaciğer ve safra kesesi taşları ve cilt rahatsızlıklarının tıbbi tedavilerini destekleyerek, hastaların iyileşme sürecini olumlu etkilediği saptanmıştır.
Boğazlıyan’daki Cavlak kaplıcalarında ise, suyun gücü ile romatizmal hastalıklar, kırık çıkık, kadın hastalıkları rahatsızlıkları deva bulunmakta… Yine Yerköy kaplıcaları, romatizmal ağrılara ve çeşitli cilt hastalıklarına iyi gelmektedir.
Termal Turizm Merkezi ilan edilen Sorgun’da, birçok hastalığa iyi gelen şifalı sulara sahip modern kaplıcalar ve bunların yanında konaklama tesisleri turizme hizmet vermektedir. Sorgun Kaplıcalarında şifa bulurken, aynı zamanda ilçede bulunan konaklama tesislerinde dinlenmenin keyfini çıkarabilirsiniz.
Şimdi Termal Turizm Merkezlerimizden bazıları:
Saraykent Kaplıcası, Akdağmadeni- Karadikmen ​Ilıcaları, Sarıkaya Kaplıcaları, Sorgun  Kaplıcaları, Boğazlıyan  Kaplıcaları ve Yerköy  Kaplıcaları

KÜLTÜR TURİZM ŞEHRİ YOZGAT, YOZGAT MÜZESİ
1985 ziyarete açılan Müzemizde 2802' adet etnoğrafik eser bulunmaktadır. Etnoğrafik eserlerimiz genelde Osmanlının Geç Dönemleri ve Cumhuriyetin ilk yıllarına ait erkek ve bayan giyim kuşam eşyaları, mutfak eşyaları, çeşitli silahlar, ahşap malzemeler, kilim ve halı dokumalar, el yazma eserler, sancak gibi eserlerden oluşmaktadır. bunların büyük bir kısmını Müze Üst Kat Salonlarda ve alt katta bir salonda sergilenmektedir. Sergileme yapılmayan diğer eserler ise Etnoğrafik Eserler Depolarında muhafaza edilmektedir.

Alişar Höyüğü
Sorgun ilçesi, Kadılı Köyü yakınlarında konumlanan Alişar Höyüğü; MÖ 4. binyılda Bakır Çağında MÖ 1. binyıl arasında yerleşilmiştir. MÖ 3. binyıldaki Erken ve Orta Tunç çağında Alişar surlarla çevrili bir kent haline geldi. Nihayet bölgenin en önemli şehri haline geldi. Güneyindeki Kaniş (Kültepe) gibi, MÖ 2. binyılda Asurlu tüccarların geldiği bir ticaret merkezi haline geldi. Sonra şehir imha oldu; bu, yarı-efsanevi Hitit kralı Anitta'nın istilası sonucu olmuş olabilir. Anitta'nın Kussar adında bir şehri ele geçirdiğine dair kayıtlar vardır ve bu şehrin Alişar Höyük olduğu anlaşılabilmektedir. Hititler sonra kuzeyde bulunan Hattuşaş'ı başkent yaptılar. MÖ 1400-1200 döneminde Alişar muhtemelen Ankuwa adlı bir taşra kasabası idi. Çoğu Hitit yerleşkeleri gibi Geç Tunç Çağının sonunda, MÖ 12. yüzyılda yanıp imha edildi. Daha sonraFrigler burayı ele geçirdiler. Alişar yakınlarında Kerkenes'te Friglerden kalma büyük bir Demir Çağ kenti bulunmaktadır.
Bir çukura kurulan höyük 520x350 m ölçülerinde olup, 30 m yüksekliği ile Anadolu'nun büyük höyüklerinden biridir. Burası 1927-32 yıllari arasında Şikago Üniversitesi'nden Hans Henning von der Oste başkanlığında bir ekip tarafından kazılmıştır. Sonunda eski, (doğu-batı), (güney – kuzey) yollarının birleştiği merkeze yakın yerde Alişar Höyük meydana çıkarılmıştır. Burada bulunan kalıntılar Ankara'daki Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nde sergilenmektedir. Höyüğün ilk kuruluşundaki hali (MÖ 3200-2600) dörtgen planlı, kerpiç duvarlı, düz damlı evleriyle basit bir köy görünümündedir. Bundan sonraki devirlerde şehrin iç kalesi olduğu, evlerin belirli bir plana göre yapıldığı ve bazılarında duvarların içten ve dıştan sıvandığı görülür. Bu devirde şehir surla çevrilmiştir. Mezopotamya ile kültür alış verişinin bu devirde başladığı anlaşılmaktadır. Üçüncü devirde ise, iki sur da, yani iç kale ve dış kale kuvvetlendirilmiş, iç kalenin alanı genişletilmiştir. Bu devir, MÖ 2200-2000 yılları arasında olup, Hitit çağına kadar devam eder.
Dördüncü devre gelince, Alişar’ın gelişmeleri iyice seçilebilmektedir. MÖ 2000-1500 yılları arasında Alişar büyük bir şehir hüviyetine bürünmüştür. Eski tunç çağının tersine, Hititler alt şehri yurtlandırmışlardır, yine alt şehir eski Hitit çağını karakterlendiren büyük bir surla sağlamlaştırılmıştır. Şehir, geniş planlı kale kapıları, yeraltı yolları ve yer yer kulelerle kuvvetlendirilerek savunmalı bir hale getirilmiştir. Büyük Hitit çağında (MÖ 1400-1200) önemini kaybetmeyen höyük, yine küçük bir yerleşme alanı olmuştur.
Beşinci devirde MÖ 1200 - 700 yıllarında Alişar’da, Hitit - Frig Kültürü görülür. Artık bu devirden sonra alt şehir önemini kaybetmiştir. Bundan sonra şehirde ortaya çıkan eserler Frig kültürünün ağırlığını ortaya koymuştur. Bu çağda iç kale eski temelleri üzerine yeniden yapılmışsa da MÖ 19. yüzyıla ait olan ilk yapı katının iç kale suru bir yangınla ortadan kalkmıştır.
Frig devrinden sonra önemini iyice kaybeden Alişar; Med, Pers, Helenistik çağ, Roma, Bizans,Selçuklu ve Osmanlı devirlerini yaşamışsa da bu devirlerden söz edilebilecek önemli izler yoktur.

Kerkenez Dağı Antik Kenti ( Kayıp Şehir Pteria  )
Yozgat'ın Sorgun ilçesi Şahmuratlı köyünde bulunan Kekrenez dağı antik kentinde ilk yüzey araştırması çalışmaları 1993 yılında başlamış 1998-2000 yıllarında müze ile katılımlı araştırma şekline dönüşmüş, Şehrin demir çağında M.Ö.600 yıllarında Medler tarafından kurulduğu tahmin edilmekte ise de 2003 kazı sezonunda Frigce yazıtlar bulunması kentin bir Frig yerleşimi olabileceğini de göstermektedir. Kentin yaklaşık 7 km olan sur duvarları 2,5 kilometrekarelik bir yerleşim alanı oluşturmaktadır. Antik kaynaklarda Pteria olarak kaydedilen kentin burası olduğu sanılmaktadır. M.Ö. 547 yılında Persler tarafından kent zaptedilmiş halkı esir alınarak kent yakılmış ve surları yıkılmıştır.Yerleşim alanı kamu yapıları ve sivil yapı adaları ile gelişmiş bir su toplama ve kullanma sistemi içermektedir. Kazı ekibi Jeomanyetik yüzey araştırması,direnç yöntemi ile yüzey araştırması coğrafi bilgilendirme sistemi(GPS) çalışmalarının bir kısmını tamamlamış,bir kısmı da devam etmektedir. Kazı çalışmaları sırasında bulunan bir mobilyaya ait fildişi süsleme parçası şu an Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde sergilenmektedir. Antik kent yakılıp yağmalandığı için nitelikli kültür varlıklarına nadir olarak rastlanmaktadır.
Tahminler ve elde edilen bazı verilere göre M.Ö.3-2. Yüzyıllara ait bazı Galat mezarları da Bizans döneminde soyulmuş ve değerli parçalar yağma edilmiştir. Kentin önemli özelliklerinden biri de çabuk bozulabilen kumtaşı denilen bir çeşit taşın mimari, heykeltıraşi ve yazıtlarda çok sık kullanılmış olmasıdır. Sonuç olarak; Orta Anadolu’nun en büyük antik kentlerinden biri olan Kerkenes Dağı Şehrindeki kazı ve araştırmalar bölgemizin tarihinin aydınlatılmasına katkıda bulunmaya devam edecektir. Burada önceleri egemen olan Asur İmparatorluğu MÖ 612 yılında, Med ve Babillilerin ortak saldırısına yenik düştü. Medler imparatorluklarını Anadolu yüksek platosu boyunca, batıya Kızılırmak’a doğru genişlettiler ve Kerkenes Dağı üzerinde, Herodot tarihinde Pteria adıyla anılan yeni büyük bir şehir kurdular. Yine Herodot’a göre, Medler ile Lidyalılar arasında yıllardır uzayıp giden savaşın altıncı yılında, muharebe bütün şiddetiyle devam ederken  tıpkı Thales’in o yıl için tahmin ettiği gibi gün geceye döner. Sonradan “Güneş tutulması muharebesi” olarak adlandırılacak bu olay, MÖ 585 yılının 28 Mayis günü meydana gelir. Kilikyalılar ve Babiller’in arabuluculuğuyla imzalanan barış antlasması ile sınırlar tekrar belirlenir ve antlaşma karşılıklı kız alıp verme ile sağlamlaştırılır. Heredot’a göre, Med sehri Pteria orta Kapadokya bölgesinin savunmasi en güçlü sehridir. Bu sur duvarlarının gerçek boyutları, Lidya Kralı Krezüs tarafından şehir yakıldığından ve güçlü taş duvarı en azından kısmen yıkıldığından beri ilk kez 1999 yılında ortaya çıkarıldı. Krezüs, Delfi’deki meşhur kehanet merkezine Kızılırmak’ı geçtiği takdirde ne olacağını sorar ve karşılığında "güçlü bir imparatorluk yok olacak” cevabını alır. Tanrıların belirgin desteği eşliğinde, ordusuyla doğuya yönelen Krezüs Pteria'yı ele geçirir ve şehir halkını tutsak eder. Böylece Pers kralı Büyük Kiros'un öfkesini üzerine çeker. MÖ 547 yılında Lidya ve Pers orduları Pteria yakınlarında karşılaşır, fakat yenişemezler. Krezüs başkenti Sart'a dönerken o yıl içerisinde başka savaş beklememektedir. Fakat Büyük Kiros, sözkonusu kralın peşine düşer ve Lidya başkenti Sart’ı zapteder. Kehanet gerçekleşmiştir, Krezüs güçlü bir imparatorluğu yok etmiştir; kendi imparatorluğunu.

Büyüknefes ( Tavium-Tavion) Antik Kenti
Büyüknefes (Tavium) Antik Kenti; Yozgat İl merkezinin 40 km. Batısında bulunan Büyüknefes Köyün de yer almaktadır. Tavium’ da Hitik ve Frig yerleşim izleri görülmesine rağmen asıl yerleşim Galatalar zamanında M.Ö.3. yy 1’nci yy arasında olmuştur. Tavium; Romalıların Galat dedikleri kavmin M.Ö 280’li yıllarda Balkanlardan Anadolu ya gelen Trokme (Trokmi) kolu tarafından kurulmuştur. Kent, İç Anadolu Bölgesi‘nde Trokmilerin yaşadığı Orta Kızılırmak Yöresi’nin ticaret merkezi ve başkenti konumundaydı.
Barbar, savaşçı bir kavim olan Galatlar; şehirciliği ve düzenli yaşamı pek sevmezlerdi. Geçimlerini paralı askerlik yaparak, haraç alarak ve tarımla uğraşarak sağlarlardı. Bundan dolayı da Anadolu‘da yerleştikleri bölgenin gelişimini engellediler  ve kurulu kentlerin gerilemesine neden oldular. Galatlar, ancak; Ankyra, Pessinus ve Tavium’u ticaret merkezi haline dönüştürebilmişlerdir. Tavium’un krallık yolu, Asya ve Karadeniz-Suriye yolu üzerinde dört yol ağzında olması da önemini bir kat daha artırmaktadır. Herodot’un İran devrine ait yol diye tarif ettiği kral yolu(Roma yolları)’nun  Tavium’dan geçtiği söylenir.
Bunu şöyle tarif edebiliriz: Kuzeybatıda  Nicomedia (İzmit)’dan başlayıp, Nikoia (İznik), Dorylaion (Eskişehir), Germa, Ankyra (Ankara-Gordion)’dan Tavium’dan geçip hafif kuzeydoğu da Boğazköy (Hattuşa), Karissa (Alaca) ve Amisos (Samsun)’a ulaşan yol Tavium’dan geçmektedir. Ayrıca yine güneyden Mokissos (Kırşehir)’dan gelen yol Tavium’a uğramaktaydı. Tavium o zaman da, memleketin o kısmında bir ticaret merkezi olduğundan kaleleri vardır. Mithridation ve danala isimli kaleleri Zeus’un tunçtan yapılmış heykeli ve kutsal alanlardan bahseder. Bunlardan anlaşılacaği üzere Tavium; Galat ve Romalılar zamanında önemli bir merkezdir. Galatio bölgesi, M.Ö 25 yılında Augustus tarafından Roma’nın eyaleti haline dönüştürülür.
Tavium (Büyüknefes)’da şu ana kadar kapsamlı kazı çalışması yapılmamış olup, yüzey araştırmaları yapılmaktadır. Bu çalışmalar kapsamında; Büyüknefes ve çevresinde yer alan birçok köyde de yüzey araştırmaları yapılmış (Yakuplu, Süleymanlı, Körpeli, Haydarbeyli, Sağlık, Dereboymul, Beşerek Susuz, Çamdibi, Çakırhacılı, Zincir, Türkmensarılar, Çatma, Sarıfatma, Cihanpaşa, Salmanlı v.s) Geniş bir çevrede tarihin izleri tespit edilmiştir. Araştırmalar sonunda çok sayıda seramik parçaları,sütun kaide ve tamburları , mezar stelleri , Bizans dönemine ait yazıtlı mezar, bir çok mimari parçalarına rastlanılmıştır. Geniş bir yapılan çalışmalar sonucunda şu ana kadar kalkolitik çağdan,İslami döneme kadar iskan izlerine rastlanılmıştır. Ayrıca Büyüknefes Köyü’nde kaleler olsa gerek günümüzde Büyük ve Küçük Kale diye tabir edilen yerler ve küçük kaleye yakın yerde tiyatro kalıntıları araştırmacılar tarafından tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; Galatlar‘dan önce Hitit izleri taşıyan ve Büyük Frigia ve Paphlagonia derebeylerinin, Kapadokia’ya ait olan ve Galatia’ın Roma eyaleti olmasından daha sonra Bizanslıların toprağı olan bir bölgenin bu güne kadar yüzey araştırmalarının sonlandırılıp , kazı çalışmalarına başlanılması, yörenin geçmişini geleceğe aktarmak, kültür ve turizme kazandırmak açısından büyük önem arz etmektedir.

Çadır Höyük
Çadır Höyük, Yozgat İl sınırları içindeki  Alişar höyüğü'nün 13 km. kuzeybatısında, Sorgunİlçesi'nin güneydoğusunda Kanak Suyu Ovası'nda, Peyniryemez Köyü içinde yer alan birhöyüktür. Çadırhöyük ilk kez 1926 yılında Amerikalı Araştırmacı Von der Osten tarafından tespit edilmiştir. 1994 yılında Chicago Üniversitesinden Dr. Ronald L.Gorny tarafından kazı çalışmalarına başlanılmıştır. Çadırhöyük’te yapılan kazılar neticesinde çok sayıda çeşitli dönemlere ait eserler bulunmuştur.   Tepe, 240 x 140 metre boyutlarında olup yüksekliği ova seviyesinden 32 metredir. Kuzey kesiminde 200 metrelik bir terası vardır ve yerleşme zaman içinde bu yöne kaymıştır. Yerleşmenin, kabaca M.Ö. 5200 yılına dayanan bir geçmişi olduğu belirlenmiştir. Höyüğün asıl yerleşim gördüğü dönem MÖ 2. binyıldır.
Çadır Höyük'ün, bir Hitit yerleşimi olan Zippalanda olduğu tahmin edilmektedir.. Zippalanda, Hitit Fırtına Tanrısı Tarhun  ile ilişkili bir kült merkeziydi. Yakınlardaki Çaltepe Dağı'nın da Hitit kayıtlarında "Zippalanda'nın Fırtına Tanrısı'nın Sevgili Dağı" olarak da geçen Daha Dağı olduğu yönünde bazı kanıtlar olduğu belirtilmektedir. Kazılarda ele geçen bronz bir tablette Zippalanda'nın Hattuşa ve Arinna ile birlikte önemli Hitit kült merkezlerinden biri olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla kent ve dağın, ilkbahar ve sonbaharda düzenlenen ve Hitit Kralı'nın katıldığı festivallerde ev sahipliği yaptığı düşünülmektedir. Höyükte yapılan kazı çalışmalarında belirlenen tabakalar eskiden yeniye doğru, Neolitik Çağ, Erken Kalkolitik Çağ, Geç Kalkolitik Çağ, Geç Kalkolitik, Erken Tunç Çağı geçiş evresi, Erken Tunç Çağı, Orta Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı, Geç Tunç Çağı , Erken Demir Çağı geçiş evresi, Erken Demir Çağı, Orta Demir Çağı, Geç Demir Çağı, Bizans Dönemi ve İslam Dönemi'dir.
Kazılarda ortaya çıkan bir kapı ve bu kapıyla bağlantılı çevre duvarının tüm yerleşimi çevrelediği düşünülmektedir. Geç Kalkolitik Çağ'a tarihlenen evlerin tabanları altında çömlekler içinde çocuk gömütleri bulunmuştur. Alişar tipi bir pandantif dışında gömüt armağanı yoktur. Hayvan kemikleri buluntularından sığır, koyun, keçi ve domuz beslendiği, ceylan avlandığı anlaşılmaktadır. Ayrıca bolca kaplumbağa kemikleri bulunmuştur.Çakmaktaşı'ndan yontma taş,bazalttan sürtme taş aletler bulunması, yerleşmenin ıç bölgelerle ticari ilişki içinde olduğunun kanıtı olarak görülmektedir.Bizans Dönemi'ne tarihlenen tabakalardaki en gözde buluntular II. Justinianos (hükümdarlık yılları: MS 685 - 695) tarafından bastırılan bir sikkedir.
Sarıkaya Roma Hamamı
Sarıkaya ilçesinde antik dönemde “Aquae Sarvenae” veya “Bazilika Therma” adıyla anılan ve Roma döneminde hamam olarak kullanılmış kalıntılar arasında tonozlu mekana geçişi sağlayan kemer dizileri ile bunun üzerindeki boğa başı motifli süslemeler bulunmaktadır. kaplıca tesislerinin güneyinde yer alan taş kemerler, bir yüzü düzgün kesme taş görünümlü, batı kısmı ise süslemeli ve iki katlı olarak göze çarpmaktadır. Üst diadem kısmı girlantlı, kemerleri dikdörtgen ve beşik kemerli olarak dokuz adettir. Bu kalıntıların güneyinde yarım daire şeklinde yine mermerden yapılmış oturma yerleri mevcuttur.

Muşali ( Behramşah ) Kalesi Ali Çelebi Ve Mahmut Çelebi Türbeleri
Akdağmadeni-Muşalikalesi köyünde köyün kuzeyinde bulunan yüksek bir tepe üzerinde kurulmuş, ufak bir kaledir. Gıyaseddin Keykavus (1237-1246) emirlerinden Necmed-din Bahramşah-ı Candar’a ait olan bu kale, tahminen XIII. Yüzyılın ilk yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Yüksek kale duvarları moloz taş üzeri kesme taş kaplıdır. İçte bu taş dizileri tuğla gibi çaprazlama dizilerle sıralanarak zikzag duvar örtüsünü oluşturmaktadır. Batı ve Kuzey dış duvarlarda uzun dikdörtgen üç ufak burç vardır. Halen büyük bir bölümü ayakta kalan kale görülmeye değerdir.
Çandır Kümbedi (Şah Sultan Hatun Türbesi)
Yozgat İli, Çandır ilçesinde bulunan bu türbe Dulkadir Hükümdarı Alaüddevle Bey’in oğlu Şahruh Bey’in karısı ve Şehsuvar Bey’in kızı Şah Sultan Hatun’a aittir. Türbe içersinde yer alan Lahdin sağ yanında “Eşhedü en la ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Resulullah,” lahdin sol yanında: “Hazihi meşhe-i merhumete ve mağfirete Şah Sultan binti Şahsuvar Beg,”  lahdin ayak ucunda: “Senete hamse ve tis’a mie (905/1499-1500)” ifadelerine göre türbe, Dulkadırlı Beyi Alâuddevle oğlu, Şahruh’un karısı Şah Sultan’a aittir. Türbeyi de kocası Şahruh Bey yaptırmıştır olmalıdır. Şahruh Bey, 1485-1490 tarihlerindeki Osmanlı-Memlûk Savaşı sırasında, Osmanlı tarafını tutan amcası Şah Budak’ın, 1489 Mart ayında yaptığı bir baskında esir edilerek gözlerine mil çektirilen Bey’dir. Mil çekilmesi görmesine engel olmamıştır. Daha sonra Kırşehir beyi olan Şahruh, yörede birçok sanat eseri yaptırmıştır. Bu kümbet de karısı Şah Sultan’ın ölümünden sekiz-dokuz yıl sonra yaptırılmıştır. F. Sümer’in verdiği bilgiye dayanarak 1492 tarihli bir hüccette ölü olarak bildirilen Şah Sultan’ın türbesinin bir süre sonra yaptırılmış olabileceği belirtilmektedir. Türbelerin, ölümden önce veya sonra yapılması, Türk sanatında sık görülen özelliklerdir.
Şah Sultan Hatun Türbesi
Türbenin çevresinde eski tarihli bir çok mezar taşı görülmektedir. Küçük bir alanın etrafı duvarla çevrilmek suretiyle, türbe fazla zarar görmeden günümüze gelebilmiştir. Genel görünüşü bakımından oldukça yeni ve düzgün bir yapı özelliği arz eden türbenin içerisinde, Şah Sultan’ın sembolik lahdi bulunmaktadır. Dışarıda köşelere, üzerleri yazılı mermer sandukalar gelişigüzel yerleştirilmiştir.
Emirci  Sultan ( Osman Paşa Türbesi )
Şeyh Hoca Ahmed Yesevi hazretlerinin halifelerindendir. Lakabı Şerefüddin olup  babasının adı Muhammed’dir. Emirci Sultan adı ile anılmaktadır. Doğum tarihi bilinmemekle birlikte on ikinci asrın ortalarına doğru doğduğu tahmin edilmektedir. 1240 yılında vefatı üzerine Yozgat’ın Osmanpaşa nahiyesindeki türbesine defnolmuştur. Bugün  Türbe, Yozgat ili Osmanpaşa Kasabasındadır. Camiye bitişik, kubbeli, kübik,  moloz top yapıdadır. Yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Yapı içerisinde sandukadan 1240’dan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Türbeye güneydeki yuvarlak çift kurallı büyük bir kapıdan girilir. Yapı içerisinde dört sanduka vardır. En eski sanduka, Emir Sultan Şeref’ud_din İsmail bin Muhammed ‘e aittir.
Çerkezbey  Türbesi ( Kümbedi)
Yozgat’ın Çayıralan ilçesinde bulunan bu türbe Bozok’ta 1542 yılında tımar sahibi, 1557–1558 yılında Kırşehir Sancak Beyi olan Çerkes Bey’e aittir. Kaynaklardan XVI. yüzyılın ikinci yarısında bugünkü Çayıralan’ın Çerkes Bey’in çiftliği olduğu öğrenilmektedir.  Kümbetli Cami ismi ile tanınan caminin güneydoğusunda ve aynı avlu içerisinde bulunan türbe, kare kaide üzerine sekizgen planlı içten kubbeli, dıştan sivri külahlı bir yapıdır. Bu türbenin önündeki eyvanı ile Şah Sultan Hatun Türbesi’ne benzerlik göstermektedir. Eyvanın doğu duvarında bulunan kitabeye göre türbe h.996 (1587–1588) yılında yapılmıştır.
Akdağmadeni Kilisesi
Yozgat’ın Akdağmadeni ilçesinin Yeşildere (Tahmaz) Mahallesinde bulunan kilisenin 1862 tarihinde yapıldığı kitabeden anlaşılmaktadır. Ön cephesi kesme taş, diğer cepheleri kesme mermer taşlardan yapılmış olan kilisenin, ön kısmında yuvarlak kemerli giriş boşluğu bulunmaktadır. Kemerler ortadan iki adet yuvarlak, yanlarda ise iki adet köşeli taşlarla birbirine bağlanmıştır. Giriş kapısı yuvarlak kemer süslemeli ve kapı üzerinde 11, çerçeve altında 2 adet Grekçe kitabe mevcuttur. Kilisenin iç kısmı dikdörtgen planlı olup, tabanı taş döşemelidir. Kilisenin içerisinde kiliseyi doğu, batı doğrultusunda üç eşit parçaya bölen sekiz adet yuvarlak sütun bulunmaktadır. Sütunlar birbirlerine yuvarlak kemer ve ağaç hatıllarla bağlanmıştır. Kilisenin iç kısmındaki sıva üzerinde yer yer haç ve geometrik süslemeler gözükmektedir.
Çapanoğlu Camii
18.yy son çeyreğinin bütün Orta Anadolu’ya  hakim görünen  Çapanoğlu sülalesinden Mustafa Bey, Yozgat’da 1777-1779 yıllarında ,tek kubbeli kübik harimi önünde , içerde üç bölmeli ve iki katlı mahfil, dışarda da  üç bölmeli revak biçiminde son cemaat yeri olan büyük ve görkemli camii inşa ettirmişti.1794 de bu kısmın önüne, Çapanoğlu Süleyman Bey geniş bir mekanda yaptırmıştır. Yine üç bölmeli  fakat büyük ölçüde  yapıldığından  ikinci bir harem gibi görünen bu yeni ön mekanında önüne  daha geç bir zamanda elden geçirilen küçük giriş revakı eklenmiştir.Bu art arda dizili mekanlar, yakın bir zamana kadar o çağın özelliklerini iyi temsil eden  zengin boyalı nakışlarla  süslü idi. Son zamanlarda bunların  çoğu ya kaybolmuş ya da nitelik değiştirmiştir.
Hamidiye Saatli Çeşmesi
Çeşme, Çapanoğlu Camiinin doğu haziresi dış duvarında yer alır. Çeşmenin tarihi kazınmıştır.  Buna rağmen orta alınlıkta bir kartuş içinde sene 19 Ağustos 1916 (M. 01 Kasım 1900) yazısı ve tarihi okunmaktadır. Çapanoğlu Camisinin doğusunda çarşıya bakan yüzünde hazireye bitişik olarak II. Abdülhamit tarafından 1900 tarihinde tahta çıkışının 25 seneyi devriyesinde saatli çeşme diye yaptırılmıştır. 1325 Ankara salnamesinde bir resmi vardır. Yarım silindirik gövdeli, iki kenarı dar, cephesi geniş çeşmenin gövdesi boyuna profilli silmelerle beşe, enine profilli silmelerle üçe bölünmüştür . En üstte sivri kemerli bir niş içinde yuvarlak kadranlı bir saati vardır. Saatli nişin köşelerinde birer yuvarlak güneş sembollü süslemeler yer alır. Saatin altındaki  bölümde adalet, eşitlik ve özgürlük sembolü olan çapraz kılıçlar, flamalar, terazi ve ay yıldızlarından oluşan bir Osmanlı arması motifi yer almaktaydı. Bununla birlikte çeşme üzerinde tüm yazı ve motifler kasıtlı bir şekilde kazınmıştır. Armanın altında ise bir kuşak halinde besmele yazısı üzerinde tarih ve altında ayaklı bir kupa görülmektedir. En alt kısımda ise üç önde birer de yanda olmak üzere beş çeşme oluğu ile lülesi bulunur. Beyaz kesme taştan yapılmıştır. Taşlarının  Sarıkaya’nın Azapbaşı köyünden getirildiği söylenir.
Saat Kulesi ( Yozgat’in Sembollerinden)
Yapı şehrin merkezinde yükselsen kare prizma gövdeli uzun bir kuledir. Kuleyi, Tevfikizade Ahmet Bey, Belediye Başkanlığı sırasında yaptırmıştır. Mimarı Şakir Ustadır. 1325 / M.1902- 1908 Tarihli Ankara salnamesinde saat kulesinden ayrıntılı bir şekilde bahsedilir. Yapıyla ilgili birçok yayında çeşmenin 1908 tarihinde inşa edildiği belirtilir. Ayrıca Saat kulesini yaptıran Tevfikizade Ahmet Beyin II. Belediye Başkanlığı 1908- 1909 tarihleri arasındadır. Bu bilgilere dayanarak  yapının 1908 de yapıldığı kabul edilmektedir.
Hayri İnal Konağı
Yozgat, Merkez İstanbulluoğlu Mahallesi, Emniyet Caddesi üzerinde yer alan Hayri İNAL Evi Geç Osmanlı Dönemi sivil mimari eserlerinin güzel örneklerinden olup, Gayri Menkul Eski Eserler Yüksek Kuruluğu Başkanlığınca 1979 yılında Korunması Gerekli Eski Eserler kapsamına alınarak tescillenmiştir. Konak bodrum kat hariç iki katlıdır. Bodrum taş, alt ve üst kat ahşap çerçeveler arası helik taş dolgu olarak inşa edilmiştir.
Mehmet Şakir Suntay (Gedikhasanlı Şakir Efendi Türbesi)
Aslen Kayseri’nin Cami-i Kebir mahallesinden olup Yozgat’ın Gedik Hasanlı Köyü’ne yerleşmiş aileye mensuptur. Kayseri de Cücezadeler makamıyla tanınan bu aileden olan Ali Efendi’nin ortanca oğludur. 1853’de Yozgat’da doğar. Tahsiline ilk olarak doğduğu köyde başlayıp daha sonra Osman Paşa Medresesi’ni bitirir. Bilahare Kayseri’ ye giderek orada tanınmış ulemadan müritzade Ali Efendi’den ve diğerlerin den icazetname alır ve Yozgat’a döner.Kendisi Nakşbendi Tarikatı namensup kamil bir mürşiptir. Kerametleri ve menkabaleri halk arasında dilden dile dolaşan Mehmet Şakir Efendi 1937 yılında Gedikhasanlı köyünde vefat eder ve köy kabristanlığına defnedilir. Mezarı sevenleri tarafından ziyaretgah olarak yaptırılmış olup günümüzde de ziyaret edilmektedir.
Doğa Turizm Şehri Yozgat Kazankaya Kanyonu
Dağcılık Turizmi kapsamında: Dağcılık, giysi, kamp donanımı, tırmanış malzemeleri olmak üzere çok sayıda ve farklı nitelikte materyal gerektiren bir aktivite olduğu hepimizce malumdur. Dünyada milyonlarca insanın katıldığı bu etkinlikler  dev bir endüstri oluşturur. Dağ turizminin, gerçekleşeceği alandaki yerel ekonomiye katkısının yanı sıra küresel ölçekte böyle bir ekonomik boyutu da olduğunu biliyoruz. Bu anlamda Doğa Turizmi başlıca turizm kaynaklarından biridir ve Doğa Turizmi hızla gelişen bir olgu olarak karşımızda durmaktadır. Şüphesiz ki bu durum bölgede, bölge nüfusunun yarısından fazlasının düşük gelir düzeyini pozitif anlamda büyük katkılar sağlayacaktır. Doğa Turizmi genellikle düşük olumsuz çevresel etkiye sahip olması sebebiyle tercih edilen bir reaksiyonel aktivitedir. Şüphesiz ki Doğa Turizmi yapanlar yalnızca fotoğraf çekip  arkalarında ayak izlerinden başka bir şey bırakmazlar yalnızca güzel, tatlı anılar bırakıp giderler. Doğa Turistleri, “Doğa Dostu” ya da “Çevreye Duyarlı” kimseler olarak bilinir. Bu bölgemizde tek bir ekonomik faaliyetin (tarım) yürütülmesi çeşitli kaynaklardan ve Pazar alanlarından uzak olması gibi faktörler, Kazankaya Beldemizin ekonomik yetersizliğini oluşturan diğer sebeplerdir. Bu anlamda bu doğal turizm değerlerinin titizlikle korunması ve biran önce sürdürülebilir Doğa Turizmi’nin değerlendirilmesi gerekmektedir. Eğer bu gerçekleşirse, turizm; bu alanın gelişimini önemli ölçüde katkı sağlayacak bir faaliyet olacaktır. Çünkü turizm, istihdam yaratma ve gelir kaynaklarını sürdürülebilirliği için önemlidir ve gerçekleştiği alana fiziki, sosyal ve ekonomik kalkınma yönünden büyük katkı sağlamaktadır. Turizm nüfusunun çoğunluğu geleneksel tarım ve hayvancılıkla Kazankaya bölgesi için önemli bir ekonomik fırsat oluşturacaktır. Öyle ki Trekking rotaları  üzerinde yer alacak bölgemiz açısından; soğan, patates, buğday, arpa yetiştiriciliği değişime uğrayarak turistlerin farklı ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik meyve ve sebze yetiştiriciliğini getirecektir. Bu bölgemizde oluşacak turizm destinasyonları aynı zamanda iş hayatını da değiştirecektir. Turlarla ilişkili olan taşıyıcılık, aşçılık, rehberlik gibi işlere olan talebi sürekli olarak  artıracaktır. Örneğin Trekking turlarında grupların genellikle 6-10 yürüyüşçüden oluştuğu bilinmektedir. Böyle bir grup için 2-4 arasında destek personeli gereklidir. Dolayısıyla bu kırsal bölgemizdeki halkımız için bu durum istihdam kaynağı oluşturacaktır. Bireysel doğa turistlerinin varlığı ise bu bölgemizde bir başka iş olanağı sunacaktır. Bu turistler yemek ve konaklama konularında büyük ölçüde yerel pansiyonlara ve otellere bağımlı olacaklardır. Bu da yörede yaşayanlar  için iş ve gelir demek olacaktır.
Günümüzde dünyanın her yerinde milyonlarca insan dağcılık, kaya tırmanışı, doğa yürüyüşü, yamaç paraşütü, fotoğrafçılık, kampçılık yapmaktadır ve sık sık yaşadıkları yerden bu aktiviteleri yapabileceği bölgelere seyahat etme arzusu taşırlar. Bu yüzden bu turizm destinasyonlarının tümünü barındıran bu bölgemizin turizm hareketiyle buluşması için kapsamlı bir planlama yapılması ve kaynakların doğru kullanımına yönelik yöntemlerin geliştirilmesi önem taşımaktadır. Kıyı yörelerimiz üzerinde yoğunlaşmış bulunan turizm yatırımlarının bu iç bölgemizdeki dağlık, ormanlık ve yayla olan bölgemize kaydırılması gerekecektir.
Kazankaya; Yozgat ili Aydıncık ilçemizin bir kasabasıdır. Kazankaya Kanyonu kasabanın kuzey ucundan başlayarak uzunluğu 10 kilometredir. Güneyinde 1363 metre zirvesi bulunan “Alan Dağları” batısında ise “Malbelen Tepesi” yer almaktadır. Kanyonun içerisinden Yeşil ırmağın bir kolu olan (antik adı SCYLAX) Çekerek ırmağı geçmektedir. Irmak; rafting sporunun tüm hazlarına ve doyumlarına ulaştırmak için hazır beklemektedir. Kanyon aynı zamanda tarihin gizemlerini ışıl ışıl yansıtmaktadır. Vadinin her iki yanında yükselen kayalar üzerinde duvar kalıntıları, hatıl oyuklar ve merdiven basamakları, tanrıça KYBELE kabartması görülür. Bir niş içerisinde kabartma şeklinde yapılmış olan devasa boyuttaki ( boyu 3.16 metre) tanrıça KYBELE kabartması  bu bölgede tarihinin bereket ve bolluğunun simgesi olarak yüzyıllarca hüküm sürmüştür. Kasabanın güney doğusunda ise tabanı kayalık olan ve sarp bir kaya halinde Sarıbaba tepesi vardır. Tepe üzerinde ve kayalıklar üzerinde milattan önce 2000’li yılların ikici çeyreği yapı izlerini taşıyan kayalar bulunmaktadır. Kasabanın doğusunda Güllük denilen bölgedeki tarlalarda araştırmacılar tarafından Hitit mezarlığı tespit edilmiştir. Kanyon çevresini Meşe ve Ardıç ağaçları kuşatır.  Kırkı aşkın kuş türünü barındıran  bir ev gibidir. Görüleceği üzere hem Doğa Turizmine yönelik zengin destinasyonlar taşıyan hem de tarihle kucaklaşarak sıcak yaz aylarında serinliği bulmanın alternatif bir yolu olan Kazankaya Kanyonu saklı bir cennet vaat ediyor. Aksiyon tutkunu yamaç paraşütçüleri ve tırmanış tutkunlarıyla, şehrin gürültü patırtısından uzaklaşmak isteyen doğa hayranlarıyla fotoğraf meraklılarından adrenalin tutkunlarına kadar her kesimden misafiri ağırlamak için beklemektedir.
Cehirlik
Yozgat-Boğazkale (Hattuşaş) yolu üzerinde, Yozgat’a 2 km. uzaklıktadır. “Gelin Kayası” ve “Yabani Lale”leriyle ünlüdür. İlkbaharda açmaya başlayan laleler yaz boyunca Cehirlik’e apayrı bir güzellik katar. Halk arasında “Laleler Ülkesi”  olarak bilinen Hollanda’ya buradan lale tohumları götürüldüğü söylenmektedir.
Yozgat  Çamlığı  Milli  Parkı
Yozgat Çamlığı Milli Markı, ülkemizin sahip olduğu zengin tabii ve kültürel kaynak değerlerini korumak, gelecek nesillere milli bir miras bırakmak maksadıyla 1958 yılında Bakanlar Kurulu Kararıyla ilan edilmiş  ilk milli parkımızdır. Yozgat İl Merkezi’nin güneyinde, sahip olduğu karaçam türü ile öne çıkan ve Türkiye’nin ilk Milli Parkı unvanına sahip orman alanıdır.
Yozgat Çamlığı Milli Parkı, Kafkas Çamı denilen 400-500 yaşlarında Karaçam türünü barındırmakta ve bu çam türü Türkiye’de sadece Yozgat Çamlığı’nda bulunmaktadır. Ayrıca alanın sahip olduğu bir çok bitki türü içinde çeşitli endemik türlerde bulunmaktadır. Milli Parkta yine Orta Anadolu’nun mevcut bilinen hayvan türlerinin yanında, Amerika’ya has Altın Kartal türünün de varlığı bilinmektedir.
Yozgat Çamlığı Milli Parkı içerisinde doğal olarak bulunan hayvan türleri; Kartal, Kızıl Şahin, Küçük Atmaca, Kumru, Delice, Tarla Kuşu, Sığırcık, Sarı Asma, Arı Kuşu, Ardıç Kuşu, Karga, Serçe, Tepeli Toygar gibi kuşlar; Yaban Domuzu, Tavşan, Kızıl Tilki, Tarla Faresi, Kaplumbağa, Yılan, Kertenkele, Sincap gibi türler vardır.
Milli Park’ta bulunan kır lokantası ve Otel sahaya gelen insanların konaklama ve yemek ihtiyaçlarını karşılamaktadır. Milli park şehir merkezine çok yakın olduğu için ziyaretçiler günübirlik olarak paraka gidip konaklama ve yeme-içme ihtiyaçlarını şehirdeki lokanta ve otellerden de karşılama imkânına sahiptir. Parkın misafirlerinin varış noktalarından ilki kır restorantı’nın yer aldığı bölgedir. Bu bölgede yaklaşık 300 kişilik bir kır lokantasının yanı sıra Yozgat kenti manzarasına yönlendirilmiş içinde grupların yemek yiyebileceği şekilde oldukça büyük ve tek tip tasarlanmış kameriyeler ve çocuk oyun alanları yer almaktadır.    Piknik üniteleri, oyun parkı,   Yağmur barınaklar,  Kamelyalar, 2 adet Futbol sahası bulunmaktadır. Ayrıca seyir terası, dinlenme üniteleri, otoparklar, oyun grupları, basketbol sahası ile gelecek misafirlerinin hizmetinde olacaktır.
Çok geniş bir alana yayılan, içerisinde çam, meşe ve değişik ağaç türleri temiz soğuk suları, çeşitli av hayvanlarıyla ünlü bir bölgedir. Bu bölge bahar aylarından başlayarak büyük bir hareketlilik gösterir. Bölge insanlarının yaylalarına gidişi yaz ve bahar aylarını yaylalarında geçirerek havaların soğumasıyla yaylalardan göçleri bu yöreye ayrı bir güzellik katmaktadır. Sıcak havalarda çevreden gelen insanlar soğuksu pınarlarının başında eğlenerek vakit geçirirler.
AV TURİZMİ
Çayıralan ve Akdağmadeni İlçeleri arasında Akçakışla – Yahyasaray Örnek Avlağı 3951 Hektarlık bir alanı kaplamaktadır. Bu Avlakta yerli ve yabancı avcılar ayrıca yaban domuzu avı  yaparak bölge ekonomisine katkılar sağlamaktadır. Ayrıca farklı avlaklarda, bıldırcın, keklik, tavşan, yaban ördeği, yaban kazı avı gibi avcılık faaliyetleri yaygın halde yapılmaktadır. Ayrıca Yozgat genelinde sulama amaçlı 23 adet irili ufaklı gölet bulunmakta ve balık üretimi ve balık avı turizmiyle de oldukça iddalı. Şimdiden yılda 358 tonu bulan alabalık üretimiyle balıkçılık sektöründe hem de av turizmi sektöründe, bu yönüyle de değerlendirilebilir bir potansiyel bulunmaktadır.
YOZGAT’A GELİNCE
Yozgat Milli Çamlık Parkı içerisinde çam havası ortamında konaklamadan,
Çamlık Parkında bol oksijen ve doğal memba suyu ile piknik yapmadan,

Çamlık Milli Parkında trekking yaparak stres atmadan,
Çapanoğlu Camisinin ihtişamını görmeden,
Başçavuş camisinin iç mimari özelliklerini foto safari yapmadan,
Hayri İnal konağında Yozgat yöresel yemeklerini otantik mekânlarda tatmadan,
Şebek Pınarı yaylasında zirve yapmadan,
Akdağmadeni ilçesinde geçmiş uygarlıklara ait mimari değerlerin inceliklerini anlamadan,
Çandır ve Çayıralan Kümbetlerindeki Selçuklu mimarisinin zarafetini yaşamadan,
Osmanpaşa Emirci Sultan Türbesinde manevi ortamı tatmadan,
Kara Bıyık Köprüsünde Osmanlı mimarisinin kültürünü anlamadan,
Sorgun, Sarıkaya, Boğazlıyan ve Yerköy kaplıcalarında sağlık ve termal turizm keyfine varmadan,
Dünya mirası Kazankaya Kanyonunda trekking ve rafting yaparak macera turizminin keyfini yaşamadan,
Roma hamamlarında geçmiş dönemlerin mitolojik termal öykülerini anlamadan,
Kerkenes, Büyüknefes (Tavium) Yenifakılı Damlalı Yeraltı Kompleksleri, Antik kentlerinde yaşayan uygarlıkların izlerini görmeden, DÖNME !
YOZGAT  ŞEHİR TURU ÖNERİMİZ

  1. Çamlık Milli Parkı ve Kent Ormanı Piknik Alanı (Trekking, Eko, Ornitoloji, Botanik, Foto Safari Jeep Safari, Bisiklet Turları.)

  2. Saat Kulesi Cumhuriyet Meydanı Vali Konağı

  3. Çapanoğlu Camii, Hamidiye Büyük Camii Saatli Çeçme (Kültür Turizmi, İnanç Turizmi, Foto Safari)

  4. Eski kilise (Fatih Camii) (Kültür Turizmi, İnanç Turizmi, Foto Safari)

  5. Hayri İnal Konağı (Kültür Turizmi, Foto Safari)

  6. Nizamoğlu Konağı Müze (Kültür Turizmi, İnanç Turizmi, Foto Safari)

  7. Karslıoğlu Konağı  (Kültür Turizmi, Foto Safari)

  8. Başçavuş Camii  (Kültür Turizmi, İnanç Turizmi, Foto Safari

  9. Çarşı Hamamı (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  10.  Tarihi Askerlik Şubesi (Kültür Turizmi, Foto Safari)

  11. Şeyh Nejdi Mescidi (Kültür Turizmi, İnanç Turizmi, Foto Safari)

  12. Tarihi Miralay Şerifbey Konağı (Sakarya İlkokulu) (Kültür Turizmi, Foto Safari)  (Kültür Turizmi, Foto Safari)

  13. Cumhuriyet İlkokulu (Bozok Üniversitesi Rektörlük Binası) (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  14. Kazım Dönmez Evi (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  15. Lise Binası (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  16. Osmanpaşa Emirce Sultan Camii ve Türbesi (Kültür- İnanç Turizmi, Foto Safari)

  17. Cevheri Ali Efendi Camii  (Kültür -İnanç Turizmi-Foto Camii

  18. Nakipzade Camii (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari )

  19. Musa Efendi Camii (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari )

  20. Muteber Divanoğlu Konağı  (Kültür Turizmi- Foto Safari )

  21. Kayyumzade Camii (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari )

  22. Şeyh H.Ahmet Efendi Camii Çeşmesi (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  23. Tol Çarşı  (Kültür Turizmi-Foto Safari )

  24. Kent Parkı


YOZGAT  KÖY TURU ÖNERİMİZ
Köseyusuflu Köyü, Divanlı Köyü, Büyüknefes, İlimiz, Sorgun İlçesi Şahmuratlı Köyünde Bulunan “Kerkenes Harabeleri”
AKDAĞMADENİ  ŞEHİR TURU ÖNERİMİZ
Askerlik Şubesi  (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Kilise Camii (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari ), Kilise  (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi- Foto Safari ), Hamdi Tüzün Dükkânları  (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Pratik Kız Sanat Okulu (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Endüstri Meslek Lisesi (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Küpçüoğlu Konağı (Sağlık Ocağı ) (Kültür Turizmi-Foto Safari ), PTT Binası  (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Ziraat Bankası (Kültür Turizmi-Foto Safari ), Yukarı Mahalle Kilisesi (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari ), Ortaokul  (Kültür Turizmi-Foto Safari )
AKDAĞMADENİ KÖY TURU ÖNERİMİZ
Muşallim Kalesi Köyü Büyük mahalle Camii, Hacı Yahya Çeşmesi, Köyü Ali Şir Zaviyesi (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari ), Karapir Köyü Kilisesi (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari ), Bulgurlu Köyü Türbesi (Kültür Turizmi-İnanç Turizmi-Foto Safari)
    YOZGAT’IN  POTANSİYEL ARZ EDEN TURİZM TÜRLERİ
Yayla Turizmi, Mağara Turizmi, İnanç Turizmi, İpek Yolu Projesi, Dağ-Doğa Yürüyüşü (Trekking), Akarsu Turizmi (Kano-Rafting), Bisiklet Turları, Kuş Gözlemciliği (Ornitoloji), Botanik (Bitki inceleme) Turizmi, Foto Safari...

Turizm Report
Röportaj: Oktay Öztürk
info@turizmreport.com