10.12.2019
Röportaj

TUREB Başkanı A.Zeki Apalı Türkiye turizmine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu!

TUREB Başkanı A.Zeki Apalı Türkiye turizmine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu!
Türkiye turizmi ne olacak? 2016 nasıl geçecek? Suriye Savaşı, Rusya ile yaşanan uçak krizi, Sultanahmet Meydanı’ndaki bombalı saldırının ülke turizmine etkileri ne olacak? Bütün bunları Turist Rehberleri Birliği (TUREB) Başkanı Zeki Apalı’ya sorduk…



Turizm Report: 2015 yılını da göz önünde bulundurarak Türkiye turizminin gidişatını değerlendirebilir misiniz?
TUREB Başkanı A.Zeki Apalı: 2015 yılının Rusya-Ukrayna sorunu, Rus para biriminin dolar karşısında aşırı değer kaybının ülkemize gelecek tatilciler üzerindeki olumsuz etkileri ile Haziran ayında yapılacak seçimler için seçim atmosferine erken girilmesi gibi birçok etkenden dolayı sıkıntılı geçeceği belliydi. Bütün bunların yanı sıra 2015 Temmuz ayında başlayan terör saldırıları öncelikle G. Doğu ve Doğu Anadolu, sonra da tüm yurdu olumsuz etkilemiştir.
Geçimini sadece rehberlik yaparak kazanan her dil grubundan meslektaşlarımız ne yazık ki geçtiğimiz yıl büyük zorluklar yaşamışlardır.
Türkiye'nin her bir metrekaresi kültürel, doğal, tarihi ve sosyal değerleri, arkeolojik varlıkları ile turizmde değerlendirilebilecekken, ülkemizde yaşanan olaylar potansiyelin tam olarak kullanılmasına engel olmaktadır.
Ne yapıp edip terörü bir an evvel sonlandırmak, barış ve huzur ortamını getirmek, ülkenin her bölgesini turizm faaliyetleri ile canlandırmak gerekiyor.
Turizm Report: Suriye’deki savaş, Rusya ile yaşanan uçak düşürme krizi ve son olarak da İstanbul Sultanahmet Meydanı’nda meydana gelen patlamaların 2016 ve önümüzdeki süreçlerde Türkiye turizmine etkisi nasıl olacak?
TUREB Başkanı A.Zeki Apalı: Komşumuz Suriye’deki istikrarsızlık, ülkemize gelen 2 milyondan fazla Suriye vatandaşının her ilimize dağılması, yasal veya yasal olmayan yollardan çalışma çabaları meslektaşlarımızı çok olumsuz etkiledi.
Arapça dilli rehberlerimiz ülkemizdeki Suriyelilerin yasa dışı çalıştırılması nedeniyle başta İstanbul ve Bursa olmak üzere tura çıkamaz oldular.
Hiçbir kontrol mekanizmasının işletilmediği bu uygulamalarda yaşadığımız zorlukları her kademede dile getirip sorumluları yasaları uygulamaya davet ettik. Ne yazık ki istediğimiz hızda bir ilerleme olmadı. Devleti sanki bürokrasi esir almış, kimse sorumluluk almak istemiyor, her şey öteleniyor.
Rusya ile yaşanan uçak krizi, Rus dilinden rehberlerimiz için 2016 yılının kafalarından silinmesine sebep oldu.
Rusya ile yaşanan krizden ötürü turizmde yaşanacak sıkıntı Avrupa ve diğer pazarlardan telafi edilmeye çalışılıyordu. Sultanahmet'te meydana gelen ve Alman bir turist kafilesini hedef alan saldırı ile Avrupa atağının önü kesilmek istendi diye düşünüyorum.
Olayın sıcaklığı ile her ne kadar o günlerdeki turlar iptal oldu ise de Avrupalı turistlerin Türkiye'ye gelmekten vaz geçeceklerini sanmıyorum. Mutlu bir tatil geçirdikleri, insanını ve kültürünü sevdikleri bir ülkeye gitmemenin terörün amacına hizmet edeceğini bildiklerine inanıyorum.
2016 yılında ekmeğini turizm sektöründen doğrudan veya dolaylı olarak kazanan milyonlarca insana daha büyük sorumluluk düşüyor. Her zamankinden daha çok çalışacak, daha az kazanacak, büyük fedakârlık gösterecek, işini en iyi şekilde yapacak, doğru, dürüst ve güvenilir turizm anlayışına hizmet edecek bir anlayışla hareket etmek mecburiyetindeler.
Turizm Report: Turizm sektörünün bütün bu yaşanan olumsuzluklardan etkilenmemesi veya daha doğru bir ifadeyle en az etkilenmesi için ne gibi önlemler alınabilir?
TUREB Başkanı A.Zeki Apalı: Olumsuzluklardan daha az etkilenmesi için biz TUREB olarak bakanlığımızdan yurt dışı turizm fuarlarında aktif yer almak istediğimizi belirttik. Ülkeye gelenleri gezdirip Türkiye'yi tanıtan biz rehberler fuarlarda genel uygulama olan broşür verip işimizi yaptık anlayışından çıkıp aktif tanıtım yaparak zararı en aza indireceğimize inanıyoruz.
Yaşanan her olumsuzlukta turizm paydaşı dediğimiz bazı kurumların rehberleri hedef tahtasına koymalarına ve kamuoyunda aleyhte bir algı oluşturulması çabalarına da anlam verememekteyiz.
Dikilitaş'taki eylemde rehberimiz Sibel Hanımın dikkati ve profesyonelliği can kaybının artmasını önlemiştir.
Peki, o grubun başında belgesiz/kaçak biri olsaydı ne olurdu sonuç? Tahminen eylemci fark edilmezdi. Çünkü belgesiz kişi kendisini kontrol etmesi muhtemel kişileri tarıyor olurdu. Bomba patladığında orayı ilk terk eden olurdu. Yoksa resmi işlemlerde yasa dışı çalıştığı veya çalıştırıldığı ortaya çıkardı. Daha birçok olumsuzluk sayılabilir bu konuda...
Turizm sektöründe bulunan tüm kurum kuruluşlar ile meslek sahiplerine bir çağrı yaparak sonlandıralım.
Biz hepimiz aynı gemideyiz. Gemi batarsa zaten hep birlikte batarız.
Ancak, içindekiler sorun yaşarken onu görmezden gelirseniz o gemi tam yol ileri gitmez. Sağa sola yalpalayarak ilerlemeye çalışır. Gelin el birliği ile birimizin sorununu hepimizin bilelim, korkmadan mücadele edelim ve yüz milyonları ağırlayabileceğimiz bu kadim topraklarda insanlara mutluluk sunalım.
Röportaj: Oktay Öztürk
Turizm Report