22.10.2019
Röportaj

''Turizm uluslararası terörizmle savaşmanın en iyi yoludur''…

''Turizm uluslararası terörizmle savaşmanın en iyi yoludur''…
Türkiye’nin en önemli incoming turizm acentelerinden biri olan ve Latin Amerika, Güney Amerika, Kuzey Amerika, ABD, Kanada, İsveç, Norveç, Danimarka, Avrupa’nın bazı ülkeleri ve Güney Afrika’dan üst düzey turist getiren Universal Turizm’in Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın ile savaş ve terör eylemlerinin Türkiye turizmine etkileri üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
IMG_1369gUniversal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın
Turizm Report: Suriye’deki savaş, ülkemizim Doğu ve Güneydoğu’sundaki karışıklıklar-çatışmalar, Rusya uçağının düşürülmesi ve son olarak da Türkiye turizminin kalbi sayılabilecek olan İstanbul Sultanahmet Meydanı’ndaki terör saldırıları ne anlama geliyor? Bütün bu olup bitenlerin önümüzdeki süreçlerde Türkiye turizmine etkileri ne şekilde olur?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın: Genelde olumsuz yorumlar yapılıyor. Kaç tane otel kapanacak, kaç bin kişi işsiz kalacak gibi… Çözüm ile alakalı hiç bir yerde, hiç bir yazı göremiyorum. Plansız, programsız yaşamanın ve bunun sonucunda bütün bu olanlara karşı hazırlıksız yakalanmanın geleneksel telaşı içindeyiz. Acayip bir karışıklık söz konusu “Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete” misali…
Rusya uçağının düşürülmesi olayı, Suriye’deki durum ve PKK savaşını ayrı ayrı değerlendirmek gerekiyor. Kuzey Irak ve Suriye’de otorite boşluğundan kaynaklanan nedenlerden dolayı zaten senelerden beri PKK ile TSK mücadele halindeydi ve bu daha “lokal” algılandığı için ülkemizin diğer bölgelerindeki Turizm sektörünü fazla etkilemiyordu. Ancak aynı coğrafyada İŞİD’in özellikle batılı gazetecilere uyguladıkları vahşet olayı bambaşka bir boyuta ve farkındalığa taşıdı. IŞID vahşetinin Batı’da yarattığı korku nedeniyle çok sıkıntılı bir altı aydan geliyoruz. Rus uçağının düşürülmesini ise  ayrı bir kenara koyarak devam edelim. Biz 32 yıldır incoming çalışıyoruz. Getirdiğimiz pazarlar; Latin Amerika, Güney Amerika, Kuzey Amerika, ABD, Kanada, İsveç, Norveç, Danimarka, Avrupa’nın bazı ülkeleri ve Güney Afrika en iyi pazarlarımız arasında bulunuyor. Üst düzey turizmle uğraşıyoruz. Bu pazarlardan Türkiye’ye üst düzey turist getiriyoruz. Ağırlıklı olarak M.I.C.E. (Meetings/Incentives/Congresses/Events) ve özel ilgi turları yapıyoruz ve bu pazarlar teröre karşı son derece duyarlıdır. Nitekim bütün bu olanlardan sonra da bıçak gibi kesildiler. Yeni işler gelmediği gibi, olanların da tüm ön ödemeleri iptal oldu.
Suriye’deki iç savaş çok kötü etkiler yarattı. Türkiye de sanki bu savaşın bir tarafı gibi gözüktü. Çok da yanlış politikalar izlendi. Buna benzer bir krizi daha önce de 1990 yılındaki 1. Körfez Savaşı’nda yaşamıştık. O dönemde müthiş giden Türkiye turizmi tam 2 sene boyunca adeta çöküş yaşadı. Hiç kimse gelmiyordu; o dönemlerde e-posta henuz yoktu, otel ve restoranlara göndermek için “Körfez Savaşı nedeniyle rezervasyonumuz iptal oldu” diye matbu dokuman bastırmıştık, düşünün artık yaşananları. Oysaki o dönem gelen rezervasyonlarımız adeta yağmur gibiydi ama ne yazık ki hepsi iptal edilmişti. 2 sene boyunca Amerika’ya 1 dolar dahi fatura kesememiştik. Sıkıntılı geçen 2 yılın ardından tam kendimizi topladık, turizmde düzelme başladı derken bu defa da 2001 yılında ‘11 Eylül’ yaşandı!.
11 Eylül’de turizmde tam bir felaket yaşandı
Bahsettiğim ülkelerden gelen yüksek bütçeli özel ilgi turları bir kez daha makas gibi kesildi. Bunun toparlanması biraz daha hızlı oldu çünkü dünya bunun uluslararası bir terörizm olduğunu gördü. İki Körfez savaşı dönemindeki kriz her şeye rağmen atlatıldı çünkü bunun Türkiye ile alakalı olmadığı, uluslararası bir kriz olduğu görüldü. Tam toparlandık derken,  bu defa da 2003  Kasım ayında  İstanbul’da iki Sinegog, HSBC binası ve Ingiltere Başkonsolosluğu bombalandı. Şekil olarak 11 Eylül’e çok benziyordu. Benzer terörist saldırılar kısa zaman aralıklarıyla Londra ve Madrid’de de yaşanınca, dünya bir kez daha uluslararası bir terörizm durumuyla karşı karşıya olduğunu anladı. Bu tip terörist saldırıların her yerde ve her an olabileceği ortaya çıkmıştı. Bu tip durumlarda ‘bekle, gör, olaylar yatışsın’ mantığı olduğu için durum çok daha çabuk toparlanıyor. 2003-2004 harika geçmişti, öyle ki sanki hiç o olaylar olmamış gibiydi. Bu tip uluslararası terörizm durumlarında anlık reaksiyonlar vardır. Sonrasında yavaş yavaş toparlanmalar olur.
PKK ile yaşanan savaş turizmi fazla etkilemedi…
PKK ile olan savaş bambaşka bir durum, 35 yıldır sürüyor ve bize sürekli soruyorlar güvenlik meselelerini vs. Bu savaş “Doğu Turu” programları dışında Türkiye turizmini çok fazla etkilemedi. Turizmdeki yükseliş hep devam ediyordu. Bu çözümü maalesef çok zor olan PKK olayı bambaşka bir durumdur. Çözüm için atılacak ilk adım bunun asla bir “Türk-Kürt” savaşı olmadığını anlatmak ile başlar.
Batı’nın klasik çifte standardı; İslam ülkesi ve Türkiye olunca tüm programlar iptal edilirken, bir batı ülkesine saldırı olduğunda destek artıyor…
IŞİD ile olan soruna Batı “samimiyetle” yaklaşırsa çok kısa sürede çözülebilir. Sinegog, HCBC ve İngiliz Konsolosluğu’na saldırı yapıldığı dönem, benzer bir saldırı da Madrid’te olmuştu. Ben o sırada Ispanya’da bir toplantıya katılmıştım. Bir partnership toplantısıydı, dünyanın dört bir tarafından yaklaşık 100 destinasyonu temsil eden firma katılmıştı bizim gibi. Bizim Türkiye’deki turların ve etkinliklerin çoğunun iptal olduğu o dönemde toplantıda herkes şu kararı almıştı; ‘bütün gruplarımızı Madrid’te götürelim, terörizme karşı yenilmediğimizi gösterelim, bu sene Madrid’te gidiyoruz…vs’ dediler. İspanya’da bomba patladıktan sonra turizmleri arttı. Samimiyetten kastım buydu. İslam ülkesi ve Türkiye olunca herşey iptal edilirken, bir batı ülkesine saldırı olduğunda destek artıyor. Fransa örneği de aynıdır. O karikatüristler öldürüldü ve 2015’te gece kulübüne saldırı oldu ama turizm etkilenmedi, aksine yükselmeye devam ediyor.
Turizm Report: Bütün bu yaşananlardan sonra turizm sektöründe ne gibi gelişmeler yaşanacak?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın: Bu terörün etkisi korktuğumuz kadar uzun sürmeyecek diye düşünüyorum. 2016 yılını kayıp yıl olarak değerlendirmek gerekiyor. Tabi Rusya ile olan olayı ayrı tutmak gerekiyor. O olayın ne kadar önemli olduğunu hala anlaşılabilmiş değil ne yazık ki.
Herkes sanıyor ki işte 5 milyon Rus gelmiyor onun yerine Alman, Azeri, Tükmen vs. buluruz … oysa bu durum çok farklı, bambaşka etkileri olacak, adeta domino etkisi yaratacak…
Antalya otellerinin fiyatlarının komik rakamlara inmesi Istanbul’u da doğal olarak etkiledi. Oteller adeta “gelin, yeter ki bir içeri girin”, durumuna geldiler.
Rusya olayından sonra binlerce insan şimdiden işsiz kaldı, yüzlerce otel satılık. Bu etki yazın daha da artacak…
Turizmde ucuzlama olacak, bu Turizmin marka değerini düşürecek, kaliteyi düşürecek, insanları düşük fiyatla müşteri çekmek gibi çok yanlış bir politikaya sevk edecek. 5 milyon Rus denilip geçiliyor oysaki birer meşrubat içseler 5 milyon meşrubat eder; bir kaç yüz bin kişinin taksi kullandığını düşünün. 30 küsur sektörü etkileyen bir durumdan bahsediyoruz. Rusların gelmeyecek olması çok kötü olacak. Bu tek başına Antalya’nın sorunu değil. Fiyatlar düşecek, bir panik havası olacak, çaresizlik hakim olacak, şimdiden yüzlerce otobüs garajlarda yatıyor. Rusya olayı sanıldığı gibi başka pazarlarla doldurulabilecek gibi değil.
Rusya olayı 2016 için bir felakettir desek yeridir…
Tekrar altını çizerek söylüyorum, sadece turizmi değil 30'dan fazla sektörü de çok kötü etkileyecektir. İstanbul turizmini de, Ege’yi de etkileyecek, fiyatların düşmesine neden olacak.
Turizm Report: Sultanahmet’teki bombalı eylemin turizme etkileri nasıl olur? İspanya ve Fransa örneklerindeki gibi kısa sürede unutulup gider mi, yoksa uzun vadede etkileri devam eder mi?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın:
Sultanahmet’teki bomba, kısa dönemde felaket oldu, var olan bütün rezervasyonlar iptal edildi…
Mesela biz Yerebatan Sarnıcı'nı ve Binbir Direk Sarnıcı’nı kiralamıştık bazı gruplarımız için ve hemen iptaller geldi. Yeni rezervasyon da gelmiyor, şu anda herkes beklemede. Bir de tabi orası İstanbul Turizminin kalbidir. Olaydan sonra turizmcilerin iyi organize olup, oradan dünyaya bir mesaj vermesi gerekiyordu. Bizim de ofis olarak katıldığımız bir anma töreni oldu patlamanın iki gün ardından aynı saatte ayı yerde ama katılımın çok daha fazla olması gerekirdi. Tüm dünyaya çok daha etkin barış mesajları haykırılmalıydı.
Turizm uluslararası terörizmle savaşmanın en iyi yoludur…
Kültürler birbirlerini tanıdıkça terörizm azalır ve turizmin bu noktada önemi bir kez daha anlaşılıyor. Bu noktada bizim şimdi çok daha fazla tanıtım yapmamız gerekiyor. Batı dünyasının da samimi olup destek vermesi gerekiyor. Mesela Almanya Başbakanı Angela Merkel’in saldırılar karşısındaki tutumu çok anlamlıydı. “Herkes Türkiye’ye gitsin, rezervasyonlar iptal olmasın” söylemi çok yerindeydi. 2016 için bu kötü bir senaryodur ama eski reflekslere göre daha çabuk unutulacağını düşünüyorum.
Turizm Report: Saldırı sadece İstanbul turizmini mi etkiler?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın: Türkiye turizminin tamamını etkiler. Mesela Ankara saldırısı olduğunda geneldeki rezervasyonlar iptal olmuştu. Çünkü insanlar Ankara neresidir bilmiyorlar. Aynı tarihte Las Vegas’ta bizim MICE sektörünün en önemli fuarlarından biri olan IMEX Fuarına katılmıştık. Amerika’lı müşteri ve dostlarımızdan bizzat tanık olduk ki pek çoğu Ankara’yı Istanbul’un içinde bir semt sanıyordu. Algı, Ankara’da bomba patladı, tamam Türkiye’de bir sorun var gitme şeklindeydi. Dolayısıyla Sultanahmet için de aynı durum söz konusudur diyebiliriz. Cruise gemisi gelip de müşterileri Istanbul’da gemiden inmeden dönen gruplarımız oldu!
Turizm Report:  Turizmi doğrudan etkileyen savaş veya terör gibi istenmeyen hadiselerin yaşanması durumunda devlet ve turizm otoriteleri neler yapabilir?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın: Her sektöre göre çok farklı yatırımlar ve tanıtımlar yapmak lazım. Demin örneğini verdiğim gibi, mesela Madrid’de bomba patlasa millet İbiza’ya gitmeye devam ediyor. İbiza nerde diye sorsan %80 İspanya’da olduğunu bilmez.
Markalaşmak gerekiyor, Antalya bunu güzel başarmıştı. Büyük organizasyonlarda ülkenin daha iyi tanıtılması için devletin destek vermesi gerekiyor. Acente ve otellere destek olması gerekiyor devletin.
Devlet vergiler ve SSK borçları ile ilgili destek vermeli, borçları ertelemek çözüm değil, bir dönem vergi almamalıdır...
Mesela bu arada müzelere de zamlar yapıldı şaka gibi, %30 zamlardan söz ediyoruz. Zam bile gelse acentelere %70 indirim verilmelidir.
Yurt dışı tanıtımlara gidildiğinde destek verilmelidir. Biz Türkiye’yi tanıtmaya gidiyoruz ama herşeyi kendi imkanlarımızla yapıyoruz...
Doğru dürüst Türkiye ve İstanbul haritaları dahi yok. Tanıtım filmlerini bile kendimiz hazırlıyoruz. Turizm bakanlığına daha fazla bütçe ayrılmalıdır. Fuarlara gidiyoruz, uçak biletlerini en yüksek fiyattan alıyoruz. Katılım teşviklerimiz yok, yaptığımız tanıtımlara devletin destek vermesi gerekiyor.
THY çok önemli projelere imza attı, Messi gibi bir yüzü reklamlarında oynattı. Bunlar muhteşem tanıtım imkanlarıdır. Micheal Jordan kafasına pembe kasket taksa ABD’de ertesi gün 50 milyon pembe kasket satılır. Micheal Jordan Antalya’ya Golf oynamaya davet edilebilir. Tanıtım budur işte.
Micheal Jordan’ı Türkiye’ye golf oynamaya getirtip Aspendos’ta bir konser verdiğinizi düşünün ve bu konsere Elton John’un sahne aldığını hayal edin …
Bu gibi tanıtım aktivitelerine ihtiyacımız var. Büyük organizasyonlara destek verilmelidir. Formula 1 yarışları gibi, Uluslararsı STK toplantıları gibi… veya tıp kongreleri… Serena Wiliam’sın köprüde tenis oynaması gibi etkinlikler düzenlenmelidir. Ünlü yönetmenlere Türkiye’de film çekmeleri için davetler gönderilebilir. Muhteşem Yüzyıl müthiş bir tanıtımdı mesela, iyi bir üründü. Katıldığımız fuarlarda önümüzü kesip “Mahidevran” kimdir diye sorular aldık defalarca.
Çok önemli bir coğrafya burası. Nasreddin Hocalar, Mevlanalar, Hacı Bektaşi Veliler, Atatürkler bu topraklardan çıkmış büyük şahsiyetlerdir. Böyle değerlerimizi tanıtan filmler yapılmalı dünyanın en önemli yönetmenleri, sanatçıları ile....
THY kampanyaları gibi büyük bütçeli ve ses getiren reklamlar, tanıtımlar yapılmalıdır, etkili tanıtımlar şarttır.
Turizm Report: Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
Universal Turizm Yönetici Ortağı Mustafa Yalçın: Istanbul’u korumamız lazım. Rant ve yapılaşma sonucu şehir mahvoldu. İstanbul’un kimliğiyle, kimyasıyla oynamadan inşaatlar yapılmalıdır. Şehri mahvetmeden, Mimarlar Odası, Santçılar, İlber Ortaylı gibi, Celal Şengör gibi tarihçiler, İSKİ, İGDAŞ, TÜRSAB, Rehberler, Otelciler vb gibi koca bir ekiple hareket edilmelidir. Örneğin bu akil insanları bir araya gelip Tarlabaşı’nı dünyanın 7 harikasından biri yapan bir proje üretilebilir; tarihi yarımadanın ulaşımı ile ilgili projeler yapılmalıdır. Turizmde de böyle bir koordinasyona ihtiyaç vardır. Sektörlerin temsilcileriyle bir araya gelinip öyle kararlar alınmalıdır. Fonlar böyle ortaya çıkar ve projeler hayata geçirilir. Türkiye’de her şey hazır zaten, eldekilerin değerini bilmek ve iyi bir imaj oluşturmak lazım. Sanat ve sporla tanıtımlar yapılabilir. Sergiler, konserler, STK toplantıları için ayarlamalar yapılmalıdır.
Bizim üzerinde yaşadığımız coğrafya ve kültür adeta bir mucize…
Binlerce yıllık bir kültürün üzerinde yaşıyoruz. Bize ait gerçek hikayeler var onları tanıtmak lazım.
GDP (Global DMC Partners) 100 destinasyonu içeren bir DMC konsorsiyumudur. 12 kişilik jurinin oy birliği ile GDP 2015 yılında bizi bütün dünyada yılın şirketi seçti.
Kaliteli işlere imza atıyoruz ve bu nedenle bize gelen yüzlerce teşekkür maili var. Bu maillerde genelde şöyle yazar; “biz bilmem kaç senedir bu işi yapıyoruz ama sizin kadar ülkesine ve kültürüne bağlı şirket görmedik.” Bizim sektörde olması gereken bir şeydir bu, şayet bu olmazsa olmaz...
Demek istediğim şu; mesela biz Türk Kahvesini köpüklü ve cezvesinde seviyorsak, bunu böyle tanıtmalıyız turistlere de çünkü bizim kültürümüz budur. Çayı ince belli bardakta içiyorsak onlar da öyle içmelidir. Martılara simit atıyorsak onlara da attırmalıyız. Minyatürü, hat sanatını onlara canlı olarak göstermeliyiz. Kaligrafi sanatçıları, Ebru sanatçıları, Cam Üfleme sanatçıları gelip canlı olarak turistlerin önünde sanatlarını icra etmeli ve bu eşsiz sanatı tanıtmalıdır. Sevgi, hoş görü ve karşılıklı anlayışın sembolü olan Tasavvuf ve Sema turistlere anlatılmalıdır…
Röportaj: Oktay Öztürk
Turizm Report