Saklı Cennet,Umman!

Bu hafta 5 günlük bir Umman / Muscat turundayız. Otel, Muscat-Hyatt Regency. Adeta cennetteyiz. Muhteşem manzara, yüzme havuzu, özel plaj, SPA’lar, seçkin dünya mutfağı vs.\r\n\r\nErtesi gün gezi ve çölde konaklama için sabahın 06:00’sında otelden ayrılıyoruz. Yol yok. Önce taşlı dağ yollarıdan bedevi köyleri ve Grand Kanyon gezisi yapıyoruz. Çöle akşamüstü girebiliyoruz. Çöl, öyle Dubai, Tunus, Sharm’daki gibi turistik çöllerden değil. Uçsuz bucaksız kum çölü. Kendimizi adeta okyanusun ortasında sanıyoruz. Gözler dünyanın yuvarlak olduğuna bir kez daha şahit oluyor. Derinlemesine bakınca ufuk çizgisini net görüyoruz.  Çölde bizi ilk karşılayan hayvanları önce kedi, sonrakini tavşan zannediyoruz. Ancak yanıldığımızı kısa sürede anlıyoruz. Çöl fareleri !.\r\n\r\nBirkaç saatlik yolculuğun ardından nihayet konaklama yerimize varıyoruz. Ortada kale gibi dört duvarla çevrili bir alan, içerisinde sıra sıra odalar mevcut. Elektrik, benzinli jeneratörden geliyor. Klima yok ama vantilatör var. Odalarda koca koca böcüşler, sinekler dolaşıyor. Bazıları el kadar. Moral bozmak yok. Akşam yemeğinde yaşam kalitemizden ödün vermemek adına çöl ortasında 50 dolara bir şişe şarap açtırıyoruz. Plastik bardaklarımızı tokuşturarak attan pardon Grand Hyatt’tan çöle düşüşümüzü kutluyoruz. Gecenin esprisi “hayat (Hyatt) güzeldi “.\r\n\r\nYatma vakti geldi. Ancak bir-iki kişi dışında kimse odalara girmeye cesaret edemiyor. Çölde, diğer turistlerle birlikte yüksek konumda ki beton sahanlıkta toplandık. Uyumaya çalışıyoruz. Tepemizde yıllardır bakmayı unuttuğumuz gökyüzü, elini uzatsak tutacağımız ışıl ışıl yıldızları seyrediyoruz. 2 metre ötemizde ise mavi ışıklı sinek öldüren lamba. Hani sineklerin ışığı görüp dokunduklarında kızartma olduklarından. Ancak alet o kadar büyük ve akustik ki her birinin lambaya çarpışında çaaat diye kocca bir ses ve ışık gösterisine dönüşüyor ortalık. Uyumak mümkün değil. Kafaya diktiğimiz bir şişe freeshop malı viski de kesmedi. Genelimiz; malum seyahat stresi ve çöl koşulları yüzünden def’i hacetimizi gideremeden 3. güne girdik. Fare, yılan korkusu da var. İçimiz dolu. Yattığımız beton sahanlığın tüm ısısını vücudumuzda hissediyor, kendimizi yerlilerin çorba kazanındaki beyazlara benzetiyoruz. Çorbanın ne b.. olacağı belli.\r\n\r\nDayanamadım, odaya attım kendimi. Ancak odada ne havlu, ne de kağıt var. Ama fare ve haşerat korkusu geçmiyor. Hiç alafranga tuvalet görmemişler gibi tünedim alafranga tuvaletin üstüne. Amaç mümkün olduğunca yerden uzakta durmak. Oracıkta keşfettim. Dikine olmuyor bu iş!. Neyse, Yatma zamanı. Sinek ve haşeratı uzak tutmak amacıyla vantilatörü direkt tepeme çevirdim. Tabi uyku sıfır. Sabah güneşin doğuşunu seyretmek üzere yüksek bir kum tepesine çıkıyoruz. Genelde el-kol işareti ile anlaştığımız şoförümüz Talal’a mimiklerimizi de katarak; “aman fazla sarsma, patlarım, boğulursun” demeye çalışıyoruz. İşte çölün büyüsü burada.\r\n\r\nKat’i sessizlik, ufukla kumun, gökyüzü ile güneşin öpüşmesine şahit olmak her şeye değer. Kısaca Umman turunda ekstra olarak satılacak bu çöl turunu “kıl müşterilerime” complimentary yani ücretsiz olarak vermeyi düşünüyorum. Varsa sizin de gıcık kaptığınız müdürünüz, kaynananız, müşteriniz, bana yollayabilirsiniz…\r\n\r\n         Umman Eğlencesi\r\n

    \r\n
  1. gün akşamı nihayet medeniyetteyiz. Yani Başkent MUSCAT’ta. Çektiğimiz acıları! unutmak adına kendimizi bir eğlence yerine atmak istiyoruz. En az 10 kişiye soruyoruz. “Nerede çılgınlar gibi eğlenebiliriz, müzik dinleyebilir hatta dans edebiliriz?”  Hemen hepsi tek bir adres verdiler; “Happy Holiday” Akşam yemeğinden sonra atladık taksilere, iki erkek, yedi kız girdik mekana. Amanin.. Tüm gözler üzerimizde. En arkaya oturduk. Müşteri paso erkek. Loş ışıklı sahnede beş tombul hatun. Bir tanesi cızırtılı mikrofona şarkı söylüyor, diğerleri bi ileri bi geri gidip geliyor, sağ el parmaklarını fiske yaparak sinek kovar gibi sol kollarında aşağı yukarı gezdiriyorlar. Ha, birde kadınlar müşterilerin gözlerine bakıp çenelerini öne çıkartarak bir sağa bir sola “O” harfi çiziyorlar. Bakmayın öyle, ben de anlamadım ne manaya geldiğini. Ama kadınların genelinin vücut yapılarını anlatayım; Memeler iki hentbol  topu büyüklüğünde, kalçalar en az iki futbol topu. İşte burada ideal vücut budur!.
  2. \r\n

\r\nNeyse gelelim bu gece kulübünün (ki bence pavyon) raconlarına; Biz şaşkınlık, kızlarımız korku ile etrafı seyrederken ön masamızda tek başına oturan entarili, sarıklı Ummanlı kardeşimiz ya müzikten yada kadınlardan etkilenerek dans! etmeye başladı. Sonra da diğer müşteriler. Hareket şöyle; Sol elle kendi poposunu sıkarak tutuyor. Sağ el havada, kafa ve popo paralel ama zıt yönlerde daireler çiziyor. Ha bir de dil dışarıda bağırıyor ya da böğürüyorlar. Bir deneyin lütfen. Çok eğleneceksiniz.\r\n\r\nElinde her biri 50cm uzunluğunda boncuk kolyelerle dolanan bir adam dikkatimizi çekiyor. Sahneye çıkıp kadınlardan birine 5 adet kolye takıyor. Eli ile de kolyeyi gönderen adamı işaret ediyor. Kadın, bir teşekkür selamı fırlatıp zilli bir eşarbı kalçasına doluyor, ki bence onlar bu çapı karşılayabilmek amacı ile masa örtüsüdür, kolyeyi takan abinin masasına bakarak göbek atmaya başlıyor. Bir tane de taç var. O takılırsa kadın için en büyük onur oluyor ve sahne başlarındaki küçük platforma çıkıp, gönderen kişi için özel olarak oynuyor. Her parça bitişinde de kolyeler taçlar geri çıkartılıyor.\r\n\r\nBir ara tüm garsonlar kapıdan giren adama koşturuyorlar. Bir hürmet, bir nezaket. Entarili adamı daha önce süslenmiş “kafa masa”ya oturtuyorlar. Oğlu ile gelmiş belli. Raconu öğretecek. Delikanlı 17-18 var ya da yok. Tüm dansözler tek tek bir hoşgeldin göbeği atıyorlar ağaya. Aradan bir 10 dakika geçiyor, masamıza içtiğimiz içkilerden birer adet daha geliyor. Bu nedir? diye soruyoruz. Garson ikramı yaparken kafa masadan geldiğini söylüyor. Höstt olup hışımla yan masaya bakarken henüz sakalı bitmemiş entarili Arap delikanlısı mahcup bir edayla kafayı önüne eğiyor. Yani kendi usulünce bizi selamlıyor. Neyse biz de Umman usulü sağ elimizi kalbimize götürüp “eyvallah” hareketi çekiyoruz. Kısaca, ortama çabuk adapte oluyoruz. Bizim kızlardan biri, adını “Bülent” taktığımız kadına 5’lik kolye gönderiyor, diğer kızlarımız da başlıyor göbek atmaya, fıkır fıkır oynamaya. Sahnedeki kadınlar, org’cu abi, garsonlar ve tüm müşteriler ŞOK!… Ardından çılgınca alkış. Veeeeeee bildiniz; KOLYE geliyor…. Diğer müşterilerin bakışlarından ürküyoruz ve naş-naş. Başımıza bir iş gelmeden mekandan uzama vakti gelmiş. Sonradan öğreniyoruz ki bizim otelin yanında da benzeri bir pavyon var. Artık akşamları başka program yapmaya gerek yok. Dönüşte de teşekkür yemeğini Beyoğlu pavyonlarında yaparız umarım.\r\n\r\n         Kinder Surprise Kadınlar\r\n\r\nUmman hakkında derin bilgilerimizi günde 12 saat birlikte seyahat ettiğimiz rehber şoförlerimizden öğreniyoruz. Diğer Umman detayları aşağıda. Ancak enteresan olan, şoförümüz Ali’nin babası gibi 9 veya daha fazla kadınla evli olanUmmanlılar. Sorduk Ali’ye. Dedi ki; “Hele babamın zamanında tüm kadınlar peçeli. Kadınları oğulları için anne seçiyor. Erkekler evlendikten sonra kadını görüyor, tanıyor.” Ali buna Kinder Surprise usulü diyor. Kadını da çikolatalı yumurtayı da satın alıp paketi (peçeyi) açtıktan sonra görebiliyorsun içindekini. Peki ya erkek beğenmezse kadını diye soruyoruz Ali’ye?. “Problem yok. Anne, bu olmadı bir tane daha.. Bu da olmadı.. Bu yaşlandı, bu zayıfladı (Ummanda ööle), çirkinleşti, huysuz çıktı der yenisini alırlar” diyor\r\n\r\nSon cümlelerimi bir-iki gözlemime ayırayım.\r\n\r\n- Ör. Her benzin doldurduktan sonra arabayı şöyle bir sallayıp, boş yer açıp depoyu tamamlıyorlar. Arabanın içinde ve olayı bilmiyorsanız sarsılırken her seferinde gaspa uğradığınızı sanıyorsunuz.\r\n\r\n- “I.B.M” sistemi tüm Arap ülkelerinde olduğu gibi burada da geçerli. Yani (I) inşallah – (B) Bukra – (yarın) ve (M) Maşallah. Garsondan kola isteseniz “Bukra inşallah” diyecek. O derece.\r\n\r\n- Her yer, dağ-taş, cadde-sokak keçi dolu. Özgürce, bizdeki sokak köpekleri gibi dolaşıyorlar.\r\n\r\n- Bir iki inşaat firmamızın yanısıra, Şişecam, Ülker, Kent her yerdeler. Bilhassa Antakyalı Türk restoranları popüler yerler.\r\n\r\n- Hemen tüm erkekler entarili. Bulundukları sosyal statüyü kafalarındaki sarıkların renkleri ve sarış detayları belirliyor.\r\n\r\nSon Söz; Umman; Henüz bozulmamış doğası, ürperten büyüleyici dağları, derin kanyonları, yemyeşil vadileri, halkın misafirperverliği, yerel mutfağı, Uzakdoğu’yu aratmayan muhteşem otelleri, Kızıldeniz’e aşık atan denizi, dalgıçlar için onlarca batık ve balıkları ile Umman görülmesi gereken en önemli Arap ülkelerinden biridir. Ve turizm hala bakir. Fırsatı kaçırmayın. Cuba örneği önümüzde. Artık tadı kalmayabilir. Yarın Ummanı görmek için çok geç olabilir.\r\n\r\n \r\n\r\nÜlke hakkında detay isteyenlere…; \r\n\r\nResmi adı: Umman Sultanlığı\r\n\r\nBaşkenti: Muscat (Nüfusu: 90.000)\r\n\r\nDiğer önemli şehirleri: Matrah, Mirbat, Suveyh, el-Habura.\r\n\r\nYüzölçümü: 306.000 km2\r\n\r\nNüfusu: 1.700.000\r\n\r\nKm2 başına düşen insan sayısı: 5.5\r\n\r\nNüfus artış hızı: % 4\r\n\r\nEtnik yapı: Nüfusun % 73.5’i Arap, % 19’u Beluci, % 3’ü Farisi (İranlı), % 2’si Urdu (Pakistanlı), % 1.7’si Sevahili, kalanı da Hindistanlıdır.\r\n\r\nDil: Resmi dil Arapça’dır.\r\n\r\nDin: Resmi din İslâm\r\n\r\nCoğrafi durumu: Ortadoğu ülkelerinden sayılan ve Arap Yarımadası’nın güneydoğusunda yer alan Umman, kuzeyden Birleşik Arap Emirlikleri ve Basra Körfezi, kuzeydoğudan Umman Körfezi, güneyden Hint Okyanusu, batıdan Yemen, kuzeybatıdan Suudi Arabistan ile çevrilidir. En yüksek yeri Cebeli Ahdar (Yeşil Dağ) (3108 m.)’dır. Topraklarının % 5’i tarım alanı, az bir kısmı orman, kalan kısmı ise büyük ölçüde çöldür. Tarıma elverişli arazilerinin çoğunu sahil boyunca uzanan ovalar oluşturmaktadır. Umman’da sıcak ve kurak bir iklim hâkimdir. Sahil bölgeleri iç bölgelere göre daha çok yağmur alır. İç kesimlerde sıcaklık bazen 54 dereceye kadar yükselir. Umman Körfezi kıyısında yer alan başkent Maskat’ta yıllık sıcaklık ortalaması 28.4 derece, yıllık yağış ortalaması ise 106 mm.’dir.\r\n\r\nYönetim şekli: Umman, sultanlıkla yönetilmektedir. Sultanların harici imamlarından olması geleneği 1820’den sonra kalkmıştır. Sultan oldukça geniş yetkilere sahiptir. Umman, BM, İKÖ (İslâm Konferansı Örgütü), Arap Devletleri Birliği, Körfez İşbirliği Konseyi gibi uluslararası örgütlere üyedir.\r\n\r\nTarihi: Resulullah (a.s.) zamanında Umman, Ca’fer ve Abd adında iki kardeş tarafından yönetiliyordu. Onlardan önceki yönetici ve bu iki kardeşin babaları olan Culenda ise İranlılar tarafından Umman kralı olarak tanınmıştı. Umman o zaman bir İran sömürgesi gibiydi. Resulullah h. 7 yılında (m. 628) diğer devlet yöneticilerine olduğu gibi Umman krallarına da bir dine davet mektubu gönderdi. Umman’ın iki hükümdarının bu mektuba nasıl cevap verdikleri bilinmiyor. Ancak her ikisi de kısa bir süre sonra Müslüman olmuştur. Müslüman olmalarından sonra Umman’ın iki yöneticisi olarak İslâm devleti tarafından da tanındılar. Ancak Resulullah (a.s.)’ın mektubunu Umman hükümdarlarına götüren Amr bin As (r.a.) bu ülkeye özel vali olarak tayin edildi. Amr bin As (r.a.) orada İslâm’ı yaymak, Müslüman olanlardan zekât toplamak ve İslâm devletine verilmesi gereken diğer vergileri almakla görevlendirilmişti. Hz. Ali (r.a.) döneminde ortaya çıkan siyasi karışıklıkların Umman’da ciddi yankıları oldu. Bu yüzden Haricilik bu ülkede hızla yayıldı. Hatta Umman bu mezhebin merkezi haline geldi ve Hz. Ali (r.a.)’nin ordusu karşısında yenilgiye uğrayan haricilerin çoğu bu ülkeye sığındılar. Umman haricileri Emeviler döneminde bağımsız devlet kurma isteğiyle ayaklandılarsa da bu arzularını gerçekleştiremediler. Ancak 748’de Umman’da örgütlenerek kendi imamlarını seçtiler. İlk harici imamı olarak da yukarıda adı geçen eski Umman kralı Cülenda’nın torunlarından olan Cülenda seçilmiştir. 752’de de Umman’da Abbasiler’e tabi bir harici yönetimi kuruldu. Bu tarihten sonra Umman’ı harici imamları yönetmeye başladı. İlk imamlar Ezd kabilesine mensup olduğundan onlara Ezdiler denmektedir. (Yine Cülenda’nın soyundan gelmeleri dolayısıyla Cülendiler olarak da adlandırılır.) 913 – 928 yılları arasında ülkeyi Benu Same kralları yönetti. 928 – 951 yılları arasında da Vecihiler yönetimi ele almışlardır. Ancak bu dönemde harici imamları halk arasındaki otoritelerini yine korumuşlardır. 951’de imamlar devlet yönetimini tekrar aldılar. 1154’te devlet yönetimi Nebhani krallarına geçti. Nebhanilerin yönetimi 1406’ya kadar sürdü. İmamlar bu dönemde de halk arasındaki dini otoritelerini korumuşlardır. 1406’dan sonra ise yeniden devlet yönetimini ele aldılar. Bu anılanlar her ne kadar Umman’da özerk birer yönetim kurdularsa da dışarıda sırasıyla Abbasiler’e, Buveyhiler’e, Selçuklular’a, Moğollar’a, Harezmşahlar’a, Celayirliler’e, Timurlular’a ve Safeviler’e tabi olmuşlardır. Ancak bu tabiiyet söz konusu yönetimleri Umman üzerinde fazla söz sahibi kılmıyordu ve sembolik bir bağlılıktan ibaret kalıyordu. 1517’den sonra Umman, Osmanlı nüfuzuna girdiyse de bir Osmanlı eyaleti olmadı. 16. yüzyılın başlarından itibaren Portekizli sömürgeciler Umman kıyılarına çıkarak Muscat ‘ı ve sahildeki diğer bazı bölgeleri işgal ettiler. İç kesimlerde ise yine yerli yönetim hükmünü sürdürdü. 1624’te Umman halkı Cülendi imamlarının yönetimlerine karşı çıkarak imamlar silsilesinde yeni bir devir açtı. Bu tarihte imamlığa ve devlet yönetimine Ya’rubilerden Nasır bin Mürşid getirildi. Yarubilerle Portekizli işgalciler arasında şiddetli çarpışmalar oldu ve 1650’de I. Sultan zamanında Portekizli işgalciler ülkeden tamamen çıkarıldı. Ya’rubiler’in yönetimi 1741’e kadar sürdü. 1741’de daha önce Ya’rubilerin Sohar valisi olan Ahmed bin Said bin Muhammed hükümdarlığa seçildi. Ancak Ahmed bin Said’in imam unvanı alması 1750’de gerçekleşmiştir. 1783’te Muscat resmen başkent ilan edildi. 18. yüzyılın sonlarında İngilizler Umman’la ilgilenmeye başladılar ve 1800’de Umman sultanıyla Doğu Hindistan Şirketi arasında bir anlaşma imzalandı. Bu anlaşmanın verdiği hakla adı geçen şirketten bir memur Umman’ın başkenti Muscat ‘a yerleşti. Umman hükümdarı daha sonra Fransa’yla da ilişkilerini sıklaştırdı. Ancak İngilizler 1850’den sonra Arap yarımadasındaki bazı bölgeleri işgal ederek bölgedeki nüfuzlarını artırdılar. 1854’te Umman’a ait Huryan – Muryan adaları İngilizler’e bırakıldı. Böylece Umman üzerindeki İngiltere – Fransa rekabetini İngilizler kazanarak, 1917’den sonra bu ülkeyi tamamen kendi nüfuzlarına aldılar. Ancak Umman’daki geleneksel saltanat varlığını sürdürdü. İngilizler zaman içinde Umman sultanlarıyla imzaladıkları anlaşmalarla bu ülke üzerinde geniş ticari ve siyasi ayrıcalıklar elde ettiler. Umman, 20 Aralık 1951’de bağımsızlığını ilan ettiyse de İngiltere iç karışıklıklardan yararlanarak bu ülke üzerindeki siyasi nüfuzunu devam ettirdi. Bağımsızlığın ilan edildiği tarihteki Umman sultanı IV. Said’di. 1970’de sultanlığa İngilizlerin desteklediği ve hâlen bu görevi yürüten Kâbus bin Said getirildi. Kâbus, kendisini istemeyen halk kitlelerinin ayaklanmalarına karşı İngiltere’den askeri yardım alarak tahtını koruyabildi.\r\n\r\nDış problemleri: Yemen’le Umman arasında uzun yıllar anlaşmazlığa yol açan sınır meselesi Ekim 1992’de imzalanan bir anlaşmayla sonuçlandırıldı. Bu anlaşmadan sonra iki ülke ilişkileri düzelme yoluna girdi. Hürmüz boğazının kullanımı konusu Umman’la Körfez’de çıkarı olan dünya ülkeleri arasında zaman zaman problem oluşturmaktadır. Söz konusu ülkeler boğazın serbest geçişe açık olmasını isterken Umman sadece tehlike oluşturmayan gemilerin geçişine açık olmasını ve bu konuda kendisine denetim yetkisi tanınmasını istemektedir. Ancak Umman bu isteğini kabul ettirmekte kullanacağı bir yaptırım gücüne sahip olmadığından genellikle Körfez’de çıkarı olan ülkelerin dedikleri olmaktadır. Umman yine de meselenin peşini bırakmıyor.\r\n\r\nİslami Hareket: Umman Müslümanlarının % 70’ini ibadiler oluşturuyor. 1820’den önce sultanların bu mezhebin imamlarından olması şartı vardı. (Bkz. Din, Yönetim ve Tarih kısımları.) İbadilerin kendilerine özel bir dini hiyerarşileri ve eğitim sistemleri var. Ancak Batının etkisindeki yönetimin dini yönden bilgilenmeyi çok fazla önemsemeyen ve gerek kişisel hayata gerekse toplum hayatına dinin yön vermesi için herhangi bir çaba harcamayan tutumu sünnilerle birlikte İbadileri de etkiledi. Bununla birlikte son yıllarda Umman’da da gerek İbadiler ve gerekse sünniler arasında yeniden bir İslâmi şuurlanma ve uyanış hareketi başladı. Bu, gençlik, özellikle üniversite gençliği arasında daha bariz bir şekilde görülüyor. Yönetim toplumdaki bu İslâmi uyanışı dikkate alma gereği duyarak üniversitelerde İslâmi ölçüler doğrultusunda bazı düzenlemeler yaptı. Bunun yanı sıra bir yerleşim merkezinde ilkokula giden kız öğrenci sayısının 100’ü bulması halinde kız öğrenciler için ayrı bir okul açılıyor. Halkın dini hassasiyetini dikkate alan buna benzer daha başka düzenlemelere de gidiliyor. Ancak yönetim dizginleri elinde tutmak ve bir muhalefet oluşmasına zemin hazırlayacak şartların ortaya çıkmasını engellemek için örgütsel çalışmalara pek fırsat vermiyor.\r\n\r\nEkonomi: Umman ekonomisi öncelikle petrole dayanır.\r\n\r\nPara birimi: Umman Riyali = 2, 58 USD\r\n\r\nGayri safi milli hasılası: 9 milyar 605 milyon dolar. (Yıllık safi artış: % 3.5)\r\n\r\nKişi başına düşen milli gelir: 5650 dolar.\r\n\r\nDış ticaret: İhraç ettiği ürünlerinin başında ham petrol ve doğal gaz gelmektedir ihracattaki payı: % 91.5\r\n\r\nSanayisi: Petrolle ilgili tesisler gelir..\r\n\r\nEğitim: Okuma yazma bilenlerin oranı % 42’dir.\r\n\r\nSağlık: 968 kişiye bir doktor düşmektedir\r\n\r\n \r\n\r\nSaygılarımla\r\n\r\nCem Polatoğlu

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

YORUM YAPIN