14.10.2019
Tarih

Alahan Manastırı

Alahan Manastırı
Mersin, inanç kültürü açısından son derece önemli bir yerde bulunuyor. Yeni inancın ritüellerini belirleyen St. Paul’ün doğum yeri Tarsus, İlk Hıristiyan kadın din şehidi sayılan Azize Thekla’nın uzun yıllar yaşadığı yer Silifke, Kayaya oyulan kilisesi, inzivaya çekilen keşişleri ve vaftiz çukuruyla ünlü Alahan…

Bu üç nokta kutsal sayılıyor ve Hıristiyanlığın “hac merkezleri” olarak kabul ediliyor. Dünya üzerinde benzeri bir şehri boşuna aramayın çünkü yok.
2000 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne giren Alahan Manastırı; Mersin-Karaman karayolu üzerinde, Mut ilçesinin 20 km kuzeyinde, Geçimli Köyü civarında, Göksu Vadisine bakan dik bir yamaca oturtulmuş…
1200 metre yükseklikten vadiye doğru baktığınızda manzara müthiş…
Aşağıda yeni ağaçlandırılmış orman ve karşı tepelere doğru derinlik kazanan görüntü eşliğinde rüzgâr yalıyor yüzünüzü…
Yıllar öncesine gidiyorsunuz.
Alahan Manastırı…
Duvarlarından bir bölümü ayakta…
Dev sütunların bazıları da son restorasyonla birlikte sahnedeki yerlerini almışlar… Yapının ilk halini düşündükçe, gözlerinizi kapayıp yüzlerce yıl öncesine bir yolculuk yapınca Torosların yamacına doğru ilerleyen sessiz kalabalıkları görebiliyorsunuz. Roma’nın zulmünden kaçan, kendilerine güvenli bir yer arayanlar için eşsiz bir yer Alahan…
Kışın çok soğuk olmadığını, yazın da serin geçtiğini söylüyor köy sakinleri…

Alahan Manastırı, St. Paul ve Barnabas gibi öncülerin geçiş yolları üzerinde bulunmasından dolayı 5. Yüzyılda Tarasios tarafından inşa edilmiş…
İşlemeler müthiş, yamaçtaki kayalık bölümden kesilen taşlar büyük bir ustalıkla duvardaki yerlerini almışlar, yıllara meydan okumuşlar ve uygarlığa ışık tutmuşlar. Erken dönemde Hıristiyanlıkla ilgili toplulukların inzivaya çekildikleri, kendilerini güvende hissettikleri, tarım yaptıkları, üzüm ve zeytin yetiştirdikleri bir mekana dönüşmüş Alahan.
Manastırda bulunan keşiş hücreleri, lahit tekneleri ve yaşam alanları, Manastırın geniş bir alana yayıldığını gösteriyor.
Alahan Manastırı; Batı Kilisesi, Manastır, Doğu Kilisesi, kayalara oyulmuş keşiş odacıkları ve çevredeki mezarlardan oluşuyor.
Kilise binalarının, ortak mimari özelliklertaşıdıkları Ayasofya’dan daha eski olmaları,  Derviş ÇÖMEZ’e, “Mersin’in Ayasofyası” başlığını söyletiyor vehiçbirimizden itiraz gelmiyor.
Süslemesinde usta bir taş oymacılığı görülüyor.  St. Paul ve St. Pierre figürlerinden başka çelenk taşıyan altışar kanatlı Cebrail, Mikail'in simgesel yaratıkları ezişi, kükreyen aslan, kartal ve öküz sembolleri, İncil yazılarının tasvirleri, üzüm salkımları, asma yaprakları ve balık motifleri zengin bir şekilde tasvir edilmiş…
Çatı, daha fazla direnememiş, adeta gökyüzüne açılan büyük pencereye dönüşmüş.Oysaki,Evliya Çelebi, bu görkemli binayı 1671 yılında “mimar elinden yeni çıkmış bir kala gibi” diyerek anlatmış…

Anadolu Ajansı’ndan Derviş ÇÖMEZ,çalışma arkadaşlarım Ali ERBAY, Ahmet GÜLLÜ ve Çerkez MALTAŞ’labirlikte yola çıktığımızda ilginç bir hikâye ile döneceğimizi biliyordum.
Yol boyunca, editörlüğünü Murat ÖZYILDIRIM’ın yaptığı, Prof. Dr. Emel ERTEN, Prof. Dr. Gülgün KÖROĞLU ve Doç. Dr. H. Sibel ÜNALAN’ın yer aldığı Bilim Kurulu tarafından hazırlanan “Mersin/İnanca Yolculuk” adlı kitaptan “Alahan” bölümünü bir kez daha okuyarak konuyla bütünleşmeye çalıştık.
Mersin-Karaman yolu üzerinde “Alahan Manastırı” yazılı tabelayı takip ettiğinizde dağın yamacına yaslanmış ve kayaya oyulmuş bir mağara karşılıyor bizi…
Keşiş hücreleriyle birlikte mağara kilise oldukça dikkatimizi çekiyor.
Doğuya doğru devam ettiğimizde kuzeyi kayadan oyulan, duvarlarında üzüm salkımları, nar ve haç kabartmaları olan bir kilisenin içinde buluyoruz kendimizi… Melek tasvirleriyle birlikte Hıristiyanlık öncesi motiflerin de yer aldığını görüyoruz.

Batı ve Doğu Kiliseleri arasındaki Vaftizhane…Taş duvarları kısmen ayakta ve örneklerine ender rastlanılan haç planlı vaftiz havuzu çok ilginç… Görevli arkadaşlarımız, bizlere ritüel hakkında bilgi verirlerken sırf bu vaftiz havuzunu görebilmek için turistlerin geldiğini heyecanla anlatıyorlar.

115 metre uzunluğunda, geçmişte revaklı olan ve sütunlarla desteklenen yol, restorasyondan sonra yürüyüş yolu olarak değerlendirilmiş…
Traverslerle desteklenen bu yol, rahat bir yürüyüş imkanı sağlıyor, oluşturulan çelik balkonlarda dinleniyor ve fotoğraf çekiyoruz.Yoldan ilerlediğimizde son olarak Doğu Kilisesi karşılıyor bizi…Süslemeleri, sütun başlıkları ve kapıları muhteşem…
İstanbul Ayasofya’nın bu kubbeli plana göre inşa edildiği söyleniyor.

Alahan Manastırı…
Görenleri bir kez daha görmeye, görmeyenleri ise ilk fırsatta görmek için Mersin’e davet ediyoruz.
Doyumsuz manzaranın bir parçası olmak, Torosların nefis havasını ciğerlerinize çekmek ve manevi iklime tanık olmak için…
Hele de Mersin-Karaman yolundan geçiyorsanız?
Haydi Alahan’a…
Dönüşte köy ürünlerine de zaman ayırın.
Boşuna kültür fizik” dememişler.

Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü
Bahaettin Kabahasanoğlu