Türkiye Turizmde Nasıl Daha Başarılı Olur?

Türkiye’de turizm denilince akla ne gelir?\r\n\r\nTürkiye’de turizm denilince akla Ege veya Akdeniz geliyor. Veya şöyle söylemek gerekiyor belki de; Bodrum, Marmaris, Kuşadası, Antalya, Alanya… gibi deniz turizminin yoğun olduğu yerler. Kapadokya ise bu tabloda bir istisna olarak karşımıza çıkmaktadır.\r\n\r\n\r\n\r\nTürkiye’de turizm denilince akla deniz gelir, Ege, Akdeniz gelir…\r\n\r\n7 ayrı coğrafi bölgeden oluşan, 4 mevsimin yaşandığı, birden fazla imparatorluğun egemenliğinde kalan, 10’larca farklı medeniyete ev sahipliği yapan ve bu medeniyetlerden, imparatorluklardan izler taşıyan Türkiye’nin ağırlıklı olarak deniz turizmi ile biliniyor olması düşündürücüdür.\r\n\r\n\r\n\r\nTürkiye 10’larca medeniyete ev sahipliği yapmış ve bu medeniyetlerden izler taşıyan bir coğrafyadadır…\r\n\r\nNeden düşündürücüdür?\r\n\r\nDüşündürücüdür çünkü, Türkiye’nin 7 bölgesi de birbirinden farklı turizm çeşitliliklerine sahiptir. Karadeniz’de doğa turizmi, Doğu’da kış turizmi, Güney Doğu’da tarih turizmi, İç Anadolu’da inanç turizmi, Marmara’da tarih turizmi, Ege ve Akdeniz’de deniz- tarih turizmi… gibi farklı farklı turizm çeşitlilikleri bulunuyor. Tabi bu saydığım turizm çeşitlerinin dışında da farklı turizm çeşitleri bulunuyor her bölgede, örneğin Karadeniz’de doğa turizminin dışında tarih turizmi de bulunuyor, inanç turizmi de. Aynı şekilde diğer bölgelerimizde de birden fazla turizm çeşidi bulunuyor. Daha doğrusu her bölgedeki her ilde dahi farklı farklı onlarca turizm çeşidi bulunuyor. Örneğin Hatay’da gurme turizmi, inanç turizmi, doğa turizmi, tarih turizmi, deniz turizmi… gibi alternatifler sayılabilir.\r\n\r\n\r\n\r\nTürkiye’de bir çok alternetif turizm çeşitliliği bulunuyor\r\n\r\nPeki hal böyle iken, her bölgemizin onlarca farklı turizm çeşidi varken, hatta her bölgemizdeki hemen hemen her ilin birden fazla turizm çeşitliliği söz konusuyken, neden ağırlıklı olarak deniz turizmi ile gündemdeyiz?\r\n\r\nCevap son derece kısa ve basit: TANITIM SORUNU\r\n\r\nEvet biz şayet bu kadar çok alternatife sahip olduğumuz halde ülkemize gelen turistlerin çoğu sadece Ege ve Akdeniz’e gidiyorsa, (İstanbul’u bu istatistiğin dışında tutmak gerekiyor) biz sahip olduğumuz diğer turistik değerlerimizi yeterince tanıtamamışız demektir.\r\n\r\nKamboçya gibi ülkelerde olduğu gibi halk turizm konusunda bilinçlendirilmeli, turizm bir yaşam biçimi haline gitirilmelidir…\r\n\r\nTanıtım için neler yapılmalıdır?\r\n

    \r\n

  1. Her bölgenin, hatta her ilin turizm çeşitlilikleri tespit edilmelidir.
  2. \r\n

  3. Bu turistik yerler fotoğraflanmalı hatta tanıtım filmleri çekilmelidir.
  4. \r\n

  5. Tanıtım materyalleri olan fotoğraf ve videolar bütün tanıtım çalışmalarında kullanılmalıdır.
  6. \r\n

  7. Paket tur programları hazırlanmalıdır.
  8. \r\n

  9. Seyahat acenteleri ve tur şirketlerine gidilip bu turistik yerler hakkında bilgi verilmelidir.
  10. \r\n

  11. Fuarlarda davul zurnalı, eğlenceli kutlamalar yerine gelen ziyaretçilere turizm değerleri profesyonel ekiplerce anlatılmalıdır.
  12. \r\n

  13. Basınla etkili bir iletişim kurmalı, belirlenen turizm değerleri ile alakalı tanıtım haberleri hazırlanmalıdır.
  14. \r\n

  15. Alt yapı çalışmaları yapılmalı, halk turizm konusunda bilinçlendirilmelidir… vs
  16. \r\n

\r\nYeterli mi bunlar? Tabi ki de değil. Bu saydıklarım ilk etapta akla gelenlerdir. Turizmin bir yaşam biçimi haline getirilmesi lazım. Buna Tayland ve Kamboçya gibi ülkeler örnek verilebilir. Ekonomisi ağırlıklı olarak turizme endeksli olan bu ülkelerde halk turizm konusunda son derece bilinçlidir ve ülkeye gelen turistlere de yaklaşım bu yöndedir. Dolayısıyla bizde de başta esnaflar olmak üzere, taksi sürücüleri, otel, restoran işletmecileri, çalışanları turizm konusunda eğitilmelidir. Gelen turist ne olursa olsun mutlu ayrılmalıdır ki bu konuda başarılı olabilelim.\r\n\r\nTayland’ın Maya Bay gibi küçük adaları bile dünyanın her yerinden binlerce turistin akınına uğruyor…\r\n\r\nYunan, Roma, Bizans, Asur, Med, Pers, Firik, Hitit,  (Doğu Roma), Selçuklu, Osmanlı … gibi çok sayıda farklı uygarlığa ait tarihi eserlere sahibiz. Bu eserlerin tanıtımına önem verilmelidir. Ancak eşit şekilde önem verilmelidir. Efes’in, Kapadokya’nın tanıtımı için harcanan çaba, Hasankeyf, Çatalhöyük, Bergama, Hierapolis, Dara, Binbir Kilise, Diyarbakır Surları, Sümele Manastırı, Divriği Cami…vs için de harcanmalıdır. Aynı şekilde Bodrum’un doğal güzelliklerinin tanıtımı için yapılan tanıtım faaliyetlerinin aynısı Karadeniz yaylaları için, Erzrum, Erciyes Kayak Tesisleri için, Van Gölü için de harcanmalıdır. Bu örnekler çoğaltılabilir ancak özü itibari ile anlatmak istediğim devletin turizmde her bölgeye eşit yaklaşması gerekliliğidir.\r\n\r\nAlt Yapı\r\n\r\nEvet turizmle ilgili çok sayıda alternatif sayabiliriz ve diyelim ki tanıtımını da yaptık, başarılı olduk. Gelen turist eğer o ilin, bölgenin alt yapısı turizme uygun değilse bir daha gelmez, ve gittiği yerde kötü reklam yapar, gelecek olan da gelmez.\r\n\r\nO nedenle,\r\n\r\nTuristik yerlere ulaşım için, yolların düzenli olması gerekiyor, bu yol güzergahlarında yurt dışında birçok ülkede olduğu gibi (Tourism İnformation) Turizm Bilgilendirme noktaları bulunmalıdır. Konaklama yerleri bulunmalı, ve düzenli olmalıdır. Yeme içme yerleri düzenli olmalıdır… vs. En önemli husus ise, çalışan kesimin turizm konusunda eğitimli olması gerekliliğidir. Daha doğrusu çalışanlardan önce turizme yön verenlerin turizmi bilmesi, bu konuda eğitimli olması, hatta Roma, Paris, Barselona, Amsterdam… vs gibi turizmin başkentlerine gidip oradaki çalışmaları yerinde görmeleri sağlanmalıdır.\r\n\r\nYani eğer biz ülkenin tamamında turizmde hareketlilik istiyorsak, ülkenin tamamını turizme hazırlamalıyız. Bölge, bölge, il, il, ilçe, ilçe hatta köy,köy hazırlamalıyız. Tanıtıma önem vermeli, alt yapıyı düzenlemeli ve halkı eğitmeliyiz…

Facebook Twitter Google+ LinkedIn

Leave a Reply